|
|
Fondaki bankalara üç formül Sekiz banka ya birleştirip satılacak, ya dörderli iki grup halinde elden çıkarılacak ya da dörderli iki grup iki ayrı kamu bankasına devredilecek
ZÜLFİKAR DOĞAN Ankara
Carlo Cottarelli başkanlığındaki Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetinin önceki gün Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nda (BDDK) yaptığı görüşmede, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndaki (TMSF) bankaların durumu ele alındı.
Görüşmede, TMSF bünyesindeki sekiz banka ile ilgili olarak BDDK ve Merkez Bankası'nın hazırladığı üç formül masaya yatırıldı. Cottarelli, bu bankalarla ilgili sorunun bir an önce çözülmesini isteyerek, banka tasfiyeleri konusunda uluslararası deneyim sahibi bir kuruluşun da bu konuyu üstlenebileceğini ve gerektiğinde IMF'nin böyle bir tavsiyeyi de gündemine alabileceğini belirtti.
Tartışılan formüller
Bankalarla ilgili olarak üzerinde çalışılan üç formülün ilki, sekiz bankanın tek çatı altında birleştirilip, tek banka olarak ve riskli kredilerinden ayıklanarak, hisselerinin yerli - yabancı gruplara satışını öngörüyor. Bu formülde, şube kapatıp, personel çıkartma zorunlu hale gelirken, sosyal maliyet, kıdem ve ihbar tazminatları ile sektörel işsizlik gibi riskler bulunuyor.
İkinci ve üçüncü seçenekler ise sekiz bankanın dörderli iki grup halinde ve "orta boy" bankalara dönüştürülmesini öngörüyor. Bu seçeneklerden birisinde, dört banka olarak birleştirilen iki banka ayrı ayrı satılacak şekilde yapılandırılacak. Diğer formül ise ortaya çıkacak iki yeni bankanın mevcut kamu bankalarından ikisi ile ayrı ayrı birleştirilerek tasfiyesini içeriyor.
Kamu bankalarının da özerkleştirilmesi ve özelleştirilmesi gündemde olduğu için, bu yönde çıkartılacak yasada, TMSF'deki bankalarla ilgili bir maddeye de yer verilebileceği, dolayısıyla kamu bankaları ile birleştirme olasılığının tercihi yönünde bir eğilimin ağır bastığı kaydediliyor.
Kur sepetiyle oynanmıyor
IMF heyetinin temasları sırasında uygulamadaki parasal program ve ilan edilen kur sepetinin doların değer kazanması, euronun aşırı değer yitirmesi sonrasında bir revizyona ihtiyaç duyup duyulmadığı konusu da gündeme geldi.
Önceki gün itibarıyla 0.90 düzeyinde olan euro dolar paritenin, yıl ortasından itibaren, euro lehine değişebileceği, dolayısıyla her konjonktürel değişiklikte, kur sepetinde revizyona gitmenin uzun soluklu parasal program ve kur hedefi konulmasını engelleyeceği düşüncesiyle, revizyona gerek olmadığı sonucuna varıldığı öğrenildi.
|
|
|