3 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
   BEŞİKTAŞ
   FENERBAHÇE
   GALATASARAY
   TRABZONSPOR
   BASKETBOL
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hedefe kilitlenelim

Erdoğan Şenay

       Ülkede futbolun tatile girmesine rağmen Fatih Terim'in İtalya çıkarması ve peş peşe patlayan iç transfer bombaları bu yaz mevsiminin oldukça sıcak futbol gelişmeleriyle geçeceğini ortaya koymakta.
       Ayrıca içine girdiğimiz aydaki Avrupa Şampiyonası da, Türkiye adına adeta hayati önem taşımakta... Neden öyle olmasın ki ?.. Galatasaray'ın, UEFA Şampiyonluğu'nu yakalamasıyla şaşkına dönen Avrupalılar'ın gözleri şimdi Hollanda ve Belçika'ya çevrildi. Yani Milli Takımımız İtalya, İsveç ve Belçika ile oynarken, daha da baskı altında olduğunu ve Galatasaray Türkiyesi'nin bu maçlardan büyük sonuçlar çıkarmaya adeta "mecbur" olduğunun altını çizerek çıkmalı bu oyunların milli seremonilerine. Ama millilerin kamp yaptığı bölgeden gelen TV çekimlerinden bazı çapaklar batıyor gözlerime... Haberci arkadaş, Mustafa Denizli'ye Fenerbahçe transferlerinden sualler soruyor ve kafası milli maçların hesaplarıyla dolu hocayı adeta çileden çıkarıyor. Yine bir başka kameraman Hakan Şükür'e, Fatih hocanın İtalya transferinden tutun da kendisinin Fiorentina'ya gidip, gidemeyeceğine kadar milli formayla ilgisi olmayan "sorular dizisini" sorumsuzca sıralayabiliyor.
       * * *
       Sevgili haberciler, saygın yöneticiler... Lütfen hep birlikte kendimize gelelim ve acilen milli maçları konuşmaya başlayalım artık... Zaten yoğun iç maç trafiği, Galatasaray'ın sürüp giden doyumsuz UEFA macerası ve Futbol Federasyonu'nda yaşanan can sıkıcı itişip kakışmalar bizim Hollanda'ya gidene dek bir hazırlık maçı bile yapamamızın sebepleri olmuştur... Şimdi bir de geçmişe takılıp, dokuz - on gün sonra oynayacağımız İtalya maçının havasını yaratamazsak eğer, korkarım Ümit Milliler'in aldığı sonuçlara toslar, kimseyi bulamasak da, birbirimizi yemeye başlarız iş işten geçtikten sonra.
       Ayrıca milli kamptaki eşofmanlı yarışma görevlileri de şunu çok iyi bilmelidirler. Mustafa Denizli, Cim - Bom'u Şampiyon Kulüpler'de yarı final oynatıp, başlattığı kendi başarı ihtilalini, bu Milli Takım'ı 2000 finallerine taşıyarak perçinlediği için "ya kazanmak - ya kazanmak" adına oynatmaya mecburdur. Hakan Şükür, milyon dolarları ağzı dolu dolu konuşabiliyorsa on milyonlarca "dolar fukarası" seyirciye karşı eğer, o da her şeyi unutup, vazifesi olan "gol makineliğini" düşünmeye soyunmalıdır kafasının içindeki transfer düşüncelerini boşluğa fırlatarak... Sergen "ya hep - ya hiç" filminin baş aktörü olarak, futbolunun son karelerinin çekimi için, belki de her şeye yeniden ve büyülü bir başlangıç yapmak için yaşamaktadır kamp günlerini. Rüştü bu hayati üç maçta golcülerle nasıl boğuşacağını iyice planlamakta mıdır acaba beyninde ? Yoksa Fenerbahçe'deki "sakat kaleci" alargacılığının tembelliğinde mi sallanmaktadır kamptaki Rüştü'nün düşünce kimliği ?...
       Kamptaki bilcümle kramponlular... Bu takımı, yani milli formayı sizler alıp, taşıdınız önümüzdeki can alıcı maçlar adına finallere... Galatasaray'ın başarısı, Denizli hocanızın kariyeri, Fatih Terim'in İtalya'ya gitmekle yarattığı bir ilki yaşatmak adına, en önemlisi de meslek namusunuz ve TÜRKİYE adına büyük oyunlar çıkarmalısınız bu üç maçta.


© 2000 Milliyet