|
|
Tunceli’de bahar...
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin “Tunceli’de Bir Kızım Var Öğretmen Olacak" Kampanyası’nın sonuçlarını görmek için Tunceli’deydik geçen hafta sonu. Dernek üyeleri, bursverenler, TRT’den bir ekip ve ben...
Aralık’ta Tunceli’deyken, “bir de baharını görmeye" söz vermiştim, baharı baharmış gerçekten...
Anlatacak o kadar çok şey var ki, neresinden başlayayım? Önce çocuklar... O gençler. Tiyatrocu, yazar, doktor, avukat olmak isteyen o mağdur ama gururlu kızlar...
Ben çok mutluyum çünkü iki bursveren Yurdanur Korman ve Sevil Becer yazımı okuduktan sonra programa katılmışlar, onlar da heyecan içinde burs verdikleri kızlarla tanışıyorlar... Doğu’da tutuculuk, örfler, boş inançlar yüzünden okutulmayan kız çocukları var... Ama Tunceli’de durum farklı, burada kızlara ikinci sınıf muamelesi yapılmıyor. Burada kızlar eğer okuyamıyorsa, sadece ekonomik güçlükler yüzünden.
Pülümür’de piknik
Tunceli, insanı bir başka etkiliyor... Gidip de görmediyseniz ve de zaten hiç böyle bir niyetiniz yoksa duygularımı anlatmam mümkün değil. Tunceli doğasıyla, insanıyla, öğretmeniyle, valisiyle, komutanıyla bir başka gerçekten...
Tunceli Valisi ile havadan sudan sohbet etmek imkansız. Sözü dönüp dolaştırıp bu kente getiriyor... Mehmet Ali Türker geçirdiği kalp ameliyatına rağmen yatıyor kalkıyor Tunceli ile...
“Devlet, ordu, sivil toplumun bir arada çalışmasıyla nelere ulaşılacağının örneğidir burası" diyor. “Güvenlik kuvvetleri sayesinde yollar asfaltlandı, vatandaş artık Pülümür Çayı boyunca piknik yapıyor. Tuncelililer’in münferit meselelerden çıkıp genel sorunlarla ilgilenmeleri lazım. Gençlerin eğitimle, iş imkanlarıyla ufuklarının açılması lazım. Yollardaki lokantalara ruhsat vermeye başladık. Bağırpaşa Yaylası açıldı. Göçerlere sürpriz oldu. Her köyün başında bir karakol tutamazsın. Boşalan köylere, mezralara dönmeye nasıl karar verirsin? Yarın bir olay olursa sorumluluğu kim üstlenecek? Ulukal’da 91 hane yapıldı, köylüler buraya yerleşti... Hayat düzeliyor, değişiyor ama bunun resmileşmesi için zaman lazım" diyor.
Her ilçeye halı saha
Komutanlar da aynı vali gibi. İl Güvenlik Komutanı Tümgeneral Dursun Bak heyecanla Tunceli’yi anlattıktan sonra bir de kocaman albüm getirip doğal güzellikleri gösteriyor. “Herkesin Tunceli’ye gelmesini istiyoruz. Terör geriye gidiyor ama önemli olan halkı kazanmak. Halkla beraber terörü bitirmek istiyoruz. Tuncelili çağdaş insan, niye bu teröre bulaştırılmış onun muhasebesini yapıyoruz" diyor. 421 öğrenciyi üniversiteye hazırlamak için sınav tekniği ve çözümünü yaptırıyorlar. Bu hafta 300 öğrenciyi sünnet ettirecekler. Bütün ilçelere halı saha, basketbol, tenis sahaları kuruyorlar.
İki isimsiz kahraman
Emniyet Müdürü Habib Şahin ile geçen sefer K3’e çıkmıştık, bu kez K4’e çıkıyoruz... Karşıda dağlar, aşağıda Pülümür ve Munzur çayları bir yerde birleşiyor... Olağanüstü güzellikte bir manzara... Tunceli dağcılık, kayak, rafting, avcılık sporları için çok elverişli.
Ve Tunceli aşığı iki kadın, Vali’nin eşi Aynur Türker ile Emniyet Müdürü’nün eşi Handan Şahin... Tunceli’nin halkı gibi askeri, polisi, bürokrat eşleri de acı çekiyor... Kocalar orada kadınlar başka bir şehirde çocuklarının yanında... Ya da kadınlar kocalarının yanında ama çocukları uzaklarda.
Aynur Türker kermesler hazırlıyor. Handan Şahin coşku içinde bizi o tepe senin bu tepe benim gezdiriyor. Şahin Tepesi’nden iniyoruz, “karşıdaki Bando tepesini de görün" diye tutturuyor... İlle de beğenmemizi istiyor. İsimsiz kahramanlar bu kadınlar...
Ya Tunceli Halkı...
Terör Tunceli’ye geç gelmiş ama geç biteceğe benziyor. Tunceli halkı hep baskı altında yaşıyor. Kiminin yakınları dağda... Terörü onaylasa da onaylamasa da bir yakını dağda... Onlardan yiyecek istiyorlar. Verse de suçlu vermese de... Hep tehdit altında. Yiyecek ambargosu var. Yetecek kadarına izin veriliyor. Oysa o kadarı bile zorla alınabilir. Belki de alınıyor, belki de o Tuncelili aç kalıyor. Yıllardır yiyecekleri karakollarda tutulmuş. Köyüne giderken aranmış... Kimlik sorulmuş... Yollar kapanmış, belirli bir saatten sonra evine dönememiş... Köyler boşaltılmış, okullar yakılmış, mezralar kapanmış. Sanayi zaten yok, hayvancılık da ölmüş. Okuma yazma oranı en yüksek olan ilimizde insanlar sinemadan, tiyatrodan yoksun yaşıyor. Öyle çok şeyden yoksunlar ki, “artık Pülümür Nehri kenarında piknik yaptıkları için" bile mutlu olabiliyoruz.
ÇYDD’den Perran Yorgancıgil ile birlikte bir konuşma yaptığımız Halk Eğitim Merkezi’ndeki Beser Aktaş’ın söylediklerine gülüyoruz ama unutamıyoruz. Diyor ki, “iyi söylersiniz de burada iş yok, kalem yok, defter yok, moda yok, herkes fakir... Kurs bizi doyurmuyor ki..."
Ya genç kızların anlattıkları; “Tamam okuyoruz ama bunu kendimize çeviremiyoruz. Hakim, doktor, mühendis oluyoruz ama gerdek gecesi geleneği yine aynı... Dul kadınsan eğer kadınlar bile selamı keser... Eğitim zaten geriledi. Yeterli öğretmen yok. Üniversitelere giremiyoruz. Girdik okuduk farzet, iş bulamıyoruz. Ben turizmci olmak istiyorum, buraya nasıl hizmet vereyim? Hastalanmaya korkuyoruz. Uzman hekim yok."
Büyük bir zıtlık
Kimya Mühendisi Yurdanur Korman: “Sizin yazınızdan etkilendim ve ÇYDD’nin projesine katılmaya karar verdim. Tunceli’de gördüklerim bana yaşamımın en büyük şokunu yaşattı. Tunceli’de halkın yüzleri, beyinleri aydınlık ama hüzünlü. Gencecik öğretmenler, kaymakamlar, kadın lise müdürleri, hemşireler, kendini Tunceli ile özdeşleştirmiş bir vali, ... Hele o komutanlar. Asker evlatlarını kaybetmenin acısını içine gömüp, gülümseyebilen, eğitim ve kalkınma seferberliğini tüm güçleriyle destekleyen ve gerektiğinde bilfiil katılan komutanlar. Maddi olanaklarını sonuna kadar zorlayıp çocuklarını okutmaya çalışan terör bezgini aileler. Arada bir patlayan ve bazen can alan silah sesine karşın rüya gibi bir doğa. Bu kadar zıtlığı bir arada görüp de şoke olmamak mümkün mü?"
Olağanüstü doğa
Nazimiye’ye ne yazık ki hala eskort eşliğinde gidiyoruz. Burada öğrencilere armağanlar veriliyor. Vali ve 4. Komando Tugay Komutanı Zekeriya Öztürk öğrencilerle halk dansları yapıyor... Herkes neşe içinde ve bir an hepimiz içimizdeki hüzünleri unutuyoruz.
Sanki Tunceli tüm acılarından kurtulmuş gibi... Sanki Nazimiye’de dağcıları görüyormuşuz, Munzur çayında rafting izliyormuşuz gibi... Sanki her yer turistlerle dolmuş, cıvıl cıvıl gibi...
Tunceli teşviğe muhtaç!
Tunceli’nin yüzde 70’ni dağlar, yüzde 25’ini platolar, yüzde 5’ini ovalar oluşturuyor. Yüzde 86’sı tarıma elverişli değil. Koyun ve kıl keçisi besleniyor. Balık avcılığı yapılıyor. Munzur Irmağı’nda dünyaca ünlü alabalıklar yaşıyor. Tunceli haşin bir doğa yapısına sahip. Munzur ve Pülümür çaylarının geçtiği vadiler turizm açısından önemli cazibe merkezleri. Yabani av hayvanları, alabalıklar avcılığa elverişli, kayak sporu, trekking ve rafting için de uygun.
İl Merkezi’nde iki hastane var. Devlet Hastanesi’nde üç tane uzman hekim bulunuyor. 207 ilköğretim okulu güvenlik ve öğrenci yokluğu nedeniyle kapalı. Tüm okullarda 142 branş öğretmenine ihtiyaç var.
Tunceli’de de her bürokrat bir üstünü gördüğünde para istiyor. Tunceli teşviğe muhtaç. İle hiçbir yatırım yapılmamış. Büyük kentlerde yaşayan Tuncelililer’in nerede oldukları merak ediliyor. Ve devletten Tunceli’ye özgü özendirici teşvik uygulamaları gerekiyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Tunceli Projesi
Banka Hesap Numarası: Yapı Kredi Bankası Etiler Şubesi 2889- 4
ÇYDD Genel Merkezi (0212) 252 44 33/ Figen İpar
Yazara E-Posta: d.asena@milliyet.com.tr
|
|