3 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Güneri CİVAOĞLU Fotoğrafı: 12675 bayt
Çatlak vazo

       Soruşturma komisyonlarında Yılmaz'ın Yüce Divan'a gönderilmesi için kullanılan MHP oyları, hükümeti - şimdilik - sadece sarsan bir artçı deprem gibi görünüyor.
       Gazetecilerin "hükümet krizi olur mu?" sorusuna, Mesut Yılmaz'ın cevabındaki şu özenli söylem, "ortak hükümete devam" işaretini vermekte:
       "Ben, bunu komisyonlarda görev yapan milletvekillerinin, parti mensubiyetlerine dayalı olarak değerlendirme eğiliminde de değilim.
       Ferdi olarak davrandıklarını düşünüyorum."
       Yılmaz, böylece Komisyon'da oy veren MHP milletvekillerini, MHP'nin hükümet ortağı olarak tavrından ayırıyor.

Vazo çatladı

       Yılmaz, burukluğunu, bu temel değerlendirmeye sadece bir "eğer" parantezi açarak yansıtıyor:
       "Eğer bir parti tavrı söz konusuysa, kişisel kanım, hükümetin bir güven müessesesi olduğudur.
       Karşılıklı güvene dayalı koalisyon hükümetlerinde, ortağınıza güvenmiyorsanız, o koalisyonda bulunmamanız gerekir!"
       Ve Yılmaz, bu parantezde dahi gene üslup özeni gösteriyor:
       "Hükümeti bırakırız" demiyor.
       "Güven sorunu, onların değerlendirmesi gereken bir sorundur" söylemiyle, topu MHP'ye atıyor.
       Kısacası...
       Şu aşamada, hadise daha düşük şiddette bir artçı depremdir.
       Çökme, kırılma yok.
       Ama...
       Vazo çatladı.

Yol haritası

       Peki bundan sonra ne olur?
       Yılmaz'ın yol haritası nedir?
       1- Yüce Divan'a gönderilmek için Komisyon kararı yeterli değil.
       TBMM Genel Kurulu'nda da 276 oy gerekir.
       Çok sert kutuplaşmalar olmadıkça, genelde Yüce Divan için TBMM'den 276 oy çıkmıyor.
       2- Çete Soruşturma Komisyonu'nda dün MHP milletvekilleri, diğer üyelerin oy kullanmalarını beklemişler.
       Yılmaz'ın FP ve DYP'nin de oylarıyla 9'u bulduğunu ve nasıl olsa aklanmakta olduğunu görmüşler.
       Oylarını, ondan sonra Yüce Divan doğrultusunda kullanmışlar.
       SEKA Komisyonu'nda kullanılan oyların ise fazla bir etkinliği yok.
       Çünkü...
       Yılmaz'ın elinin en kuvvetli olduğu dosya bu.
       Kararda, o zamanki Başbakan Yardımcısı Ecevit'in ve bütün bakanların da imzaları var.
       Yani...
       MHP'nin Yılmaz'ı Yüce Divan'a göndermek gibi bir partisel tavrı görünmüyor.
       Ama...
       Kamuoyuna otomatik yıkayıcı izlenimlerinden farklı bir görüntü çizmek istedikleri sezilmekte.
       Biliyorlar ki TBMM Genel Kurulu'nda 276 oy zaten çıkmayacak.
       3- Çete Komisyonu'nda, DYP'nin Yılmaz'dan yana oy kullanması da, Genel Kurul'da 276'nın çıkmama olasılığını vurguluyor.
       Konuştuğum DYP kurmayları, "Soruşturma Komisyonu'nda Yüce Divan'a sevki istenen Eyüp Aşık, çete davasından beraat etti. Ortada yargı kararı varken, Yüce Divan'a sevk için oy vermemiz yanlış olurdu" dediler.
       Aldığım izlenim, konu Genel Kurul'a geldiğinde de DYP'nin bu tavrı sürdüreceği...
       Üstelik...
       Çiller için de önümüzdeki hafta Yargıtay Genel Kurulu'ndan geçmiş bir karara rağmen, gene Yüce Divan oylaması var.
       DYP'liler, çifte standart içinde olmak istemiyorlar.
       Ayrıca...
       Baba'nın ayak sesleri, galiba ANAP ve DYP'yi bu tehlikeye karşı yaklaştırıyor.
       Sonuç...
       Siyaset, adaletin üzerine çıktığı zaman böyle oluyor.
       Sapla saman karışıyor.
       Yüce Divan'a sevk ve dokunulmazlığın kaldırılması gibi hukuk yollarını TBMM'deki siyaset trafiğinden arındıran Anayasa değişikliği geciktirilmemeli.



Yazara E-Posta: gcivaoglu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet