10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Aynı paraya iki misli ders

Yeni Norm Kadro yönetmeliği, öğretmenin, maaşı karşılığı haftada 15 saat olan ders vermek zorunluluğunu, parayı değiştirmeden 30 saate çıkartıyor

NAİL GÜRELİ


yas02.jpg        Eğitim dünyasında öğretmenler açısından yeni bir sorun filizleniyor: Norm Kadro sorunu. Öğretmenlerin ve eğitim hizmetlilerinin sendikası olan Eğitim-Sen şimdiden bu sorunun üzerinde duruyor, ama asıl önümüzdeki öğretim yılında sorunun sancılarının somut biçimde gündeme geleceği anlaşılıyor.
       Norm Kadro, 10 Ağustos 1999’da yürürlüğe konulan ve aynı adı taşıyan bir yönetmelikle eğitim terimleri arasına girdi. Eğitim-Sen, Norm Kadro Yönetmeliği ibaresindeki norm sözcüğünün başına a harfini, sonuna da al hecesini ekleyerek, bunu “Anormal Kadro Yönetmeliği" haline çevirmiş. Böylece bu yönetmelik konusundaki değerlendirmesini çok “veciz" biçimde belirtmiş oluyor.
       Nedir bu Norm Kadro ya da Anormal Kadro Yönetmeliği?
       Norm Kadro Yönetmeliği’nin esas amacı, öğretmen yığılmalarının önüne geçerek öğretmen dağılımındaki dengesizliği gidermek, öğretmensiz okul bırakmamak, atamalarda torpili önlemek ve de meşhur laf, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak.
       Bunların hepsi güzel şeyler, kimsenin karşı çıktığı da yok. Peki, öğretmenlerin temsilcisi Eğitim-Sen’in ve de öğretmenlerin büyük bir bölümü niye buna karşı çıkarak Anormal Kadro Yönetmeliği diyor?
       Çünkü genelde Eğitim-Sen ve özelde öğretmenler, yönetmeliğin öngördüğü bu güzel hedeflerin, asıl yapılmak isteneni örtmek için öne çıkarılmış olduğu kanısında. Öncelikle soruluyor: Öğretmen yığılmasını öğretmenler kendileri mi yaptı? Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar neredeydi bu işleri yoluna koymak için?
       Öğretmenlerin ve özellikle de sendikacı öğretmenlerin görüşüne göre, Norm Kadro Yönetmeliği’nin açıkça söylenmeyen örtülü iki amacı var:
       1. Eğitim ve öğretimi daha yaygın biçimde özelleştirerek, okulları birer ticarethane haline getirmek, böylece devleti eğitim giderleri külfetinden kurtarmak.
       2. Öğretmenlere aynı paraya daha çok iş yaptırarak angarya yüklemek.
       Bunlar nasıl gerçekleşecek?

       Özelleştirme
       1. Her ilçede birbirine yakın 8 - 10, hatta 20 - 30 okul birleştirilerek bir “eğitim bölgesi" oluşturuluyor. Örneğin İstanbul’da 125 eğitim bölgesi var. Her eğitim bölgesinde bir okul koordinatör okul olarak belirleniyor; onun müdürü de bölgede kendisine bağlı öteki okulların koordinatör müdürü oluyor. O bölgedeki okulların öğretmen mevcutları ve ihtiyaçları koordinatör müdüre bildiriliyor. Öğretmen ihtiyacı olan okula, öğretmen fazlası okuldan nakil, koordinatör müdür aracılığı ile yapılıyor. Öğretmenlerin ağzına yerleşmiş bir halk deyişiyle koordinatör okul “depo" işlevi görüyor. Bu, işin yönetimsel tarafı.
       Şimdi işin “ticari" yanına ya da “özelleştirme" tarafına gelelim:
       Her eğitim bölgesinde bir yönetim oluşturuluyor. Yönetim ya da danışma kurulunda, muhtarlar, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yer alıyor. Yönetim kurulunun görevi, bölgesindeki okulların ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak. Diyelim ki, zenginlerin bulunduğu bir bölgede, esnafı, sanayiciyi temsil eden varlıklı kişiler de bu yönetim kurulunda yer alacaklar ve doğal olarak okullarını ihya edecekler. Bir tür özelleştirme olan bu uygulama ile hem devlet külfetten kurtulacak hem de o okullarda eğitimin kalitesi yükselecek.
       Ya peki, iki gündür anlattığımız Ümraniye gibi yoksul bölgelerdeki, Diyarbakır’daki, Hakkari’deki okulların durumu ne olacak? Etiler’deki işadamıyla işsizlerin kol gezdiği Ümraniye’deki “işadamıönın durumu bir mi?
       Nerede kaldı eğitimde fırsat eşitliği? Makas daha da açılmayacak mı?
       Ayrıca, bir bölgede, zengin işadamının ihya ettiği okul üzerindeki etkinliğini de hesaba katın.

       Öğretmene angarya
       2. Norm Kadro Yönetmeliği ile öğretmenlerin zorunlu ders saatleri yükseltiliyor.
       Durum şöyle:
       Halen öğretmenler aldıkları maaş karşılığı haftada 15 saat ders vermek zorundalar. Bu 15 saate okul müdürünün kararıyla haftada 6 saat eklenebiliyor ve zorunlu ders saati 21’e çıkıyor. Öğretmene bu 21 saatin üzerinde verilecek her ders saati için ise ayrı ücret ödeniyor. Bu ücretli ek derslerin toplamı haftada 30 saati geçmiyor ve saat başına 1 milyon 166 bin lira veriliyor.
       Norm Kadro Yönetmeliği ile haftalık zorunlu, yani sadece maaş karşılığı verilecek ders saati, 30’a çıkarılıyor; buna 1 saat da eklenebiliyor.
       Eh, diyebilirsiniz, bir öğretmen haftada 31 saat ders versin. Maaşı yeterli olsa, eyvallah! Canım bu maaşla da versin, ne olacak!
       Peki, vatan millet sakarya uğruna o maaşla da versin; ama iş bu kadarla bitmiyor.
       Bakın daha neler oluyor:
       Diyelim, bir öğretmenin kendi okulunda haftalık ders saat 15’i geçmiyor. Bunu 30 saate tamamlamak için bölgesindeki öteki okullara da gitmesi gerekecek. Olabilir ki, aynı gün üç ayrı okulu dolaşacak, hele müdürün ters tarafına gelirse dört okulu, beş okulu da dolaşması olası. Okulları dolaşan öğretmenin yol parası da cebinden gidecek.
       İşte bunun adı angarya oluyor öğretmenlere göre.
       Haksızlar mı?

       Ticarethane
       Kadıköy, Üsküdar, Beykoz, Ümraniye ilçelerini kapsayan ve 2 bin 800 üyesi bulunan Eğitim-Sen İstanbul 2. Numaralı Şube Başkanı Alaaddin Dinçer, Norm Kadro Yönetmeliği’ni, yıllardır çeşitli alanlarda uygulanmaya başlayan özelleştirme programının eğitime de yansıtılması olarak yorumluyor, şunları söylüyor:
       “Eğitimin bütün finansmanı yurttaşlara yıkılmış durumda. Zaten velilerden eğitime katkı payı diye para toplanıyor. Bu sayede, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bütçesi 105 trilyon lirayı buldu. Şimdi eğitim bölgeleri kurularak oraların yönetim kurulları eliyle yurttaşlardan ayrıca finansman sağlanacak. Okullar doğrudan birer ticari işletmeye dönüştürülüyor. Öğretmen üretici, veliler tüketici, okul müdürlüri de şirket müdürü oluyor."

Gezgin öğretmen

yas021.jpg 3 okul 21 sınıf 2000 öğrenci
       KafalarI karıştıran, farklı yorumlara yol açan Norm Kadro uygulamasını kendinden örnek vererek en somut biçimde, İzmit’te Kılıçaslan İlköğretim Okulu’nun müzik öğretmeni Onur Yılmaz anlatıyor. 12 yıllık öğretmen olan, 9 yıldır da İzmit’te çalışan Onur öğretmen şu anda daha norm kadro uygulamasına geçilmeden bile üç okulda görev yapıyor; 21 sınıfta 2 bin öğrencisi var, ama bunların adlarını bilmiyor. Onur öğretmen Norm Kadro uygulamasını öncesiyle ve sonrasıyla anlatıyor:
       “Ben haftada 15 saatimi doldurunca maaş almaya hak kazanıyordum. İstersem haftada 30 saate kadar ek ders yapıyorum ve ikinci 15 saattin ücretini ayrıca alıyorum. Benim okulumda müzik dersi haftada 6 saat. Birinci, 2. ve 3. sınıfların sabahçı - öğlenci birer saatten toplam 6 saat ediyor. Bazı okullarda sınıf sayısı çoksa bu 10 - 12 saate çıkıyor. 15 saati doldurmam gerektiği için iki okula daha gidiyorum ve 21 saati dolduruyorum. Toplam 3 okulun 21 sınıfında 2 bin öğrencim var ama hiçbirinin adını bilmiyorum.
       Gelecek yıl ben kendi okulumda yine 6 saat derse gireceğim, ama Norm Kadro uygulaması gereği, milli eğitim müdürlüğü, eğer çevredeki okullarda müzik derslerini başka öğretmen dolduruyorsa, beni uzaktaki bir ilçede de görevlendirebilecek. Yani pazartesi günü 6 saat kendi okulumda gireceğim, salı günü bir başka ilçede Sarımeşe ya da Bekirpaşa’da, çarşamba günü de örneğin Tütünçiftlik’te başka bir okula gideceğim. Eğer benim için bu olanak da yoksa, beni Kocaeli’den alıp Tunceli’deki bir okula da verebilecek. Ama müzik öğretmeni olduğum için buralarda saatimi doldurma şansım var. Fakat İngilizce - Türkçe gibi branş öğretmenlerinin ya da öğretmenlerin yoğun biriktiği öteki branşlardakiler için bu şans yok, başka illere gönderilebilirler. Bazı illerin merkez okullarında, yaşam ve çalışma koşullarının iyi olduğu okullarda çok fazla birikme oluyor. Özellikle milletvekili, bakan eşleri, asker eşleri, bürokrat eşleri bu tip okullarda birikiyor. Ya da benim adamım var, bakan eşi filan değilim, ama herhangi bir siyasi bağlantı kurarak tayinimi yaptırıyorum. Benden sonra gelen arkadaşlarım, daha önce gelenlerin birikmesinden dolayı ders saati bulamıyorlar. Mesela ben kesinlikle Antalya’da, Aydın’da, Marmaris’te ders bulamam; buraları müzik öğretmenlerine kapalıdır, çünkü dolmuştur. Ama Doğu’da, Güneydoğu’da açıktır.
       Şimdi bu Norm Kadro sistemi bu zemin üzerine uygulandığı için, en baştan adaletsiz bir uygulama oluyor. Bütün ülkenin planlaması yapılarak herkes eşit koşullandırılsa mesele yok; öğretmen her yerde görev yapar. Biz biliyoruz ki, siyasi bağlantısı olanlar bir şekilde tutulacak. Olan, yıllarca çalışan, torpil bulamayan, ekonomik durumu iyi olmayan öğretmenlere olacaktır."


© 2000 Milliyet