10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Afrika dahil!

zece.jpg        Afrika’daki şiddetin iyice pervasız olması Afrika’da yaşayanların Batı’daki bedenin kutsallığı inanışından uzak, doğal yaşama daha yakın olmalarından mı kaynaklanıyor, yoksa kara adam beyaz adamdan köleliği sırasında öğrendiklerini mi tekrarlıyor?

       Bir aydır beynimde bu soru. Dış haber olarak daha ziyade, bale yapan fil, sörfe binen maymun gibi “şirinlikleri" yeğleyen televizyon kanallarında Afrika da var. Var da, hep genel görüntü! Çıldırmış biçimde kol, bacak, kulak, kafa kesme resimleri. Ekrana dayanan iki kanlı görüntü! Bu mudur yani? Hakikaten bu mudur? Toptan bir kıta manyak mı yani?
       Bir haftadır Afrika dersine çalışıyorum, hakikaten! Çünkü aklıma gelmiyor, ne kadar düşünsem bir tane Afrikalı ismi yok aklımda. Yani öyle Ali gibi, Hans gibi, ne bileyim Yorgo gibi bir isim. Siz bir tane söyleyebilir misiniz? Emin misiniz? Çünkü dedim ya, hep genel görüntü! Oysa her birinin adı var. Enteresan değil mi? “Bu kadar hızlı öldüklerine göre belki anneler çocuklarına ad bile vermiyordur" diye düşünülebilir. Biz onların ölmesine alıştık ya, onlar da ölmeye alıştı sanılabilir. Öyle genel ki görüntü, ölmek için doğan yığınlar arasında “insan" kaybolabilir! Basit bir televizyon tekniği: Genel görüntüde bir uzaklaştırma bir yabancılaştırma vardır!

       Afrika’da her gün bir elmas yüzük için toprağın ve insanların bağırsakları deşiliyor. De Beers, artık yüzüklerin üzerine “Bu bir ‘conflict diamond’ değildir" diye yazıyor. Kan bulaşmamıştır, hijyeniktir!
       Oysa elmas deposu Sierra Leone’de 9 yıldır bir iç savaş sürüyor. İngiltere eski sömürgesinde demokrasinin inkişaf etmesi için elbette elinden geleni yapıyor. Diyelim ki, BM’nin “Bunlara silah satmayalım, gözleri dönüyor" ambargosunu deliverip Ahmet Kabbah’ın seçilmesi için ülkeye silah pazarlıyor. Kabbah Bey seçiliyor. Sloganı: “Gelecek ellerinizde!"
       Gelin görün ki, elması kontrol etmek isteyen isyancılar, başkent Freetown’a girip çok “free" bir şekilde insanların ellerini kesiveriyorlar, seçim sloganına cevaben! Savaşta en çok ellerine uyuşturucu ve silah verilen çocuklar ölüyor. Yüzlerce çocuk, siyah adam beyaz adama elmas satabilsin diye...
       (Sizin yüzüğünüz mü? Yok canım!..) Sonuç? İsyancılarla hükümet kendilerini mesut bir anlaşmanın kollarına bırakıp, isyancıların lideri madenlerden sorumlu bakan yapıldığında faturada 75 bin ölü var. Hatırlatalım; hepsinin birer adı var.
       Peki elde ne var? Yine genel görüntü! Batı televizyonunda olaylara pek şaşıran “vahşet" damgalı haberler.
       O silahlar acaba sahra çöllerinin “high tech" ortamında mı imal ediliyor? Sakın elması alan beyaz adam karşılığında silah veriyor olmasın? Misal yani. Sierra Leone’de her yıl 25 milyar dolar değerinde elmas çıkmasına rağmen halkın yüzde 90’ı hayatında elmas görmemiş de, o bakımdan yani.
       “Etopya’daki açlar", “We are the World" şarkısı nedeniyle Türkiye’de “ailece sevdiğimiz" bir klibe dönüşmüştü. Hala da öyledir; Etopya’daki açların hiç ilginç tarafı yoktur. Biz alıştık ya, sanki onlar da alışmıştır. Onlar zaten öyledir. Kötü talih gibi bir şey yani. Aç gezerler. Akbabalar açlıktan ölenleri didiklerken, ABD’nin kankası İsrail ve Rusya da bölgeye silah pompalar. 8 milyon kişi açlık sınırında yaşarken Batılı abiler, “Pahalı ilaçlar Afrika’ya göre değil" deyip, her 6 kişiden birinin AIDS olduğu ülkeye AIDS ilaçlarını 1 dolardan satmaya karar verir. Afrika’da kişi başına düşen günlük gelir zaten 1 doların altındadır!
       Belki de beyaz adam, ağzını sulandıran elmaslara konmak için kıtanın sahiplerinin birbirini öldürüp ya da açlıktan ölüp toprakların “temizlenmesini" beklemektedir. Irkçılık hakikaten bitti mi? Bir Afrikalının ölümü bir Amerikalının ölümüne eşit değilse, bütün belgesellerde soyu tükenen insanlara değil de börtü böceğe yakın çekim yapılıyorsa, açlar safari turlarındaki bir turistik malzemeye dönüşmüşse...
       Cemal Süreya “Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor/ Bütün kara parçalarında / Afrika dahil" der. Çünkü Afrika, yeryüzü şiirinin en acıklı “kıtasıdır"! Öyle ki, bu büyük şiire hiç dahil değil gibidir! Oysa Afrika dahildir! Dahildir!



© 2000 Milliyet