10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Seller ile meteorolojik mücadele

Havadan Sudan / Mikdat Kadıoğlu


       Ülkemizin gelişen şehir, kasaba ve yerleşim bölgeleri, altyapı ve endüstri tesisleri, tarım ve turizm alanları, her yıl artan sel ve taşkınların tehdidi altındadır.
       Sellerde meydana gelen ölümlerin çoğunu, gelişmiş ülkelerde otomobillerinin içinde sürüklenen insanlar oluşturur. Bizde ise en önemli problem, sel tehlikesi anında insanlarımızın doğru ve zamanında uyarılamamasıdır. Çünkü sellerin yüzde 70’i insanlar uykudayken geceleri oluşur. Seller ile mücadelede öncelikle sel çeşitleri, sellerin oluşum süreleri ve yerlerinin bilinmesi ile birlikte risk yönetimi uygulamaları önemlidir.
       Sel ve Taşkınlar: Bir hafta veya daha uzun bir süre içinde dere ve nehir yataklarında, dağlık alanlarda, şehirlerde ve kıyılarda oluşabilirler. Romalılar’dan beri bu tür seller ile mücadele edebilmek için barajlar ve su bentleri inşa edilmiştir. 1950’li yıllardan sonra selden korunma kavramı değişmiştir. Büyük küçük her nehire bir baraj yapılamayacağı gibi artık sellerin sadece nehirler ile ilişkili olmadığı da görülmüştür. Bu nedenle, gelişmiş ülkelerde hidro meteorolojik gözlem ağları, meteoroloji radarı, otomatik akım ve yağış istasyonları ve sayısal modeller ile doğru ve erken nehir su seviye tahmini ve uyarıları ile can ve mal kayıpları en aza indirgenmiştir. Ülkemizde de, Sel Gözetleme (nehir taşarak alçak yerleri su basma ihtimali var, hazırlıklı ol!) ve Sel Uyarısının (gözetleme alanında sel şu an oluşmakta veya her an oluşabilir, derhal önlem al!) yapılabilmesi için her büyük nehrimizin havzasındaki meteoroloji istasyonlarının, nehirlerin su seviyelerini de tahmin ederek sel risklerini hiçbir bürokratik işleme ihtiyaç duymadan halka duyurabilmesi gerekir.
       Ani Seller: altı saat içinde ve çöller dahil, dünyanın her tarafında oluşabilirler. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ani seller için de erken uyarı sistemleri kurmak ve işletmek Türkiye’de de tek başına Devlet Meteoroloji İşleri’nin (DMİ) görevi olmalıdır. Ülkemizde de, gerektiğinde iki aşamalı ve yerel ani sel ve fırtına ihbarları ve tavsiyeleri sırasıyla “Ani Sel Gözetleme" (gözetleme alanında veya yakınında ani sel oluşma ihtimali var, hazırlıklı ol!) ve “Ani Sel Uyarısı" (uyarı alanında ani sel şu an oluşuyor veya oluşması an meselesi, derhal önlem al!) ile insanlarımız hiçbir bürokratik işleme ihtiyaç duyulmadan bilgilendirilebilmeli ve tehlike bölgeleri en geç bir saat içinde boşaltılabilecek şekilde gerekli olan sivil savunma afet planı ve hazırlıkları yapılmalıdır.
       Türkiye’nin günlük hava tahminlerini sağladığı, İngiltere’deki kısa adı ECMWF olan merkezin kullandığı, sayısal hava tahmin modelinin sahip olduğu büyük grid mesafeleri nedeni ile ani sellerin tahmininde Türkiye yetersiz kalmaktadır. Türkiye’nin dağlık yapısı nedeniyle sağlıklı bir fırtına analizi ve takibi için sık bir radar ağı kurmak da mümkün değildir. Bu nedenlerden dolayı, Türkiye’nin trilyonluk meteoroloji radarlarından önce dağlık alanlardaki yağış miktarlarını iyi bir şekilde tahmin edebilen, küçük grid mesafeli, gelişmiş bir sayısal modele daha çok ihtiyacı vardır. Ayrıca, gökgürültülü fırtınaların takibi için yıldırım detektörleri gibi daha ucuz teknolojilerden de öncelikle yararlanmalıyız.
       Bugün Türkiye’de, yağan yağışı DMİ, akışa geçen yağışı ise DSİ ölçmektedir. Halbuki, ülkemizde toprağın nem durumunu, fırtınanın etkili olma süresi, yağmış ve yağacak olan yağışın miktarlarını vb. belirleyip tahmin eden ve nehirdeki akışı ve yükselmeleri sayısal modeller ile bir bütün içinde sürekli olarak takip edip sel ihbarlarını yapacak şekilde donatılmış ve görevlendirilmiş, bilimsel esaslara göre yönetilen bir teknik kuruluş olmalıdır. Bunun için Türkiye’de, hidrolojik ve meteorolojik hizmetler bir an önce tek bir çatı altında toplanmalı ve hidro meteorolojik hizmetlerde köklü bir reforma gidilmelidir.



© 2000 Milliyet