|
|
Van’a gidiyoruz, tatile
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP) ile Van ve Hakkari’yi geziyoruz. Grubumuzda TAP Vakfı üyeleri, gazeteciler ve Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi, Büyükelçi Karen Fogg ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Ülke Temsilcisi Alain Mouchiroud da var.
TAP Vakfı Başkanı Yaşar Yaşer, diğer sorumlular Nurcan Müftüoğlu ve Hülya Akbaş ve tüm ekip yıllardır koşturuyor. Bu vakfa destek verilmesi gerektiğini düşünüyor ve peşlerine takılıyorum.
TAP Vakfı 1985’te Vehbi Koç önderliğinde kurulmuş. Üreme sağlığı ve aile planlaması ile ilgili çalışmalar yapıyorlar. Vehbi Koç yıllar önce nüfus çoğalmasının bizi ne kadar kötü etkileyeceğini görmüş... Ama ne yazık ki “sorumsuz politikacılar" durmadan çoğalmayı öğütleyerek işte böyle aç, yoksul bir Doğu ve Güneydoğu yaratmışlar.
Van, özellikle Hakkari’de gördüklerimiz, 2000’li yılların Türkiyesi masalına hiç uymuyor. Hele dağlarda yazılı “Ne mutlu Türküm diyene" yazısı, sanki bir kara mizah gibi. 10 - 15 beş çocuklu, hastalıklı, okuma yazma bilmeyen, Türkçe konuşamayan, günah diye doğum kontrol araçları kullanamayan kadınları ve kadın üstüne kadın alarak kadınlarına çocuk doğurtmayı erkeklik sayıp, sonra da her gelenin yakasına yapışıp yardım isteyen ve her konuda “Biz ne yapalım devlet yardım etsin" diyen erkekler topluluğunu ve her tarafı doldurmuş aç, sefil, eğitimsiz çocukları gördükçe Türk olarak pek mutlu olamıyorsunuz.
Van çok güzel
Güneydoğu’yu dolaşmışsanız, Van’ı tüm sorunlarına rağmen iyi bulmanız doğal. Bir şehirde bulunması gerekenler minimum düzeyde de olsa burada var... Hayır canım, alışveriş merkezlerinden, gece kulüplerinden, spor salonlarından söz etmiyorum. Asfalt yollar, trafik işaretleri, Migros gibi şeyleri kastediyorum!
Yalım Erez Mahallesi’ni ziyaret ediyoruz. Bu mahalle İstanbul Sanayi ve Ticaret Odası’nın katkılarıyla yapılmış. Burada köylerinden göç eden aileler yaşıyor. Fakirlik diz boyu. Elmalı köyündeki kadınlarla konuştuğumda ise spiral kullandıklarını öğreniyorum. Kısırlaştırma isteyen erkekler bile varmış. Ama bunu en az dört çocuktan sonra yapıyorlar. Hakkari Çukurca’dan buraya göç eden Musa Duman, “Evimiz, yolumuz, sağlığımız yok. Bir evde 14 kişi kalıyor. Depremden sonra devlet yardımı kesti. Sadece ekmek yiyoruz" diyor.
Kız çocukları insan sayılmıyor
Van’ın sayfiyesi Edremit’te Özge Dinlenme Tesisleri’nde yemek yerken konuştuğumuz Bostaniçi Belediye Başkanı Muhammet Arslan, kız çocuklarının nasıl insandan sayılmadığını kendi örnekleriyle anlatıyor; “Kürtçe’de ‘Allah oğlunu saklasın’ diye bir söz vardır... Birisi hep bana bunu söylerdi. Bir yıl sonra üç kızım olduğunu öğrendiğinde, ‘sana boşuna dua etmişim’ dedi. Bana tekrar evlenmem için baskı yapanlar bile var. Birisi için yardım isteniyordu, ‘Zaten evlatsız, bu adama yardım edin’ dediler. O adamın 12 tane kızı vardı." Masadaki kadınlar hep bir ağızdan, “Çocuğun cinsiyetini babanın belirlediğini" söylüyoruz... O biliyormuş ama...
Süphan mı Fujiyama mı?
Süphan Dağı Fujiyama ile tıpatıp aynı imiş. Ama Van’da bir büroda duvarda Süphan değil, Fujiyama’nın fotoğrafı asılıymış... Nispi nem düşük olduğu için en güzel gün batımı Van’da olurmuş. Ama Süphan kimsenin umurunda değilmiş... Van’daki gün batımını, enfes güzellikleri Doçent Ökkeş Kesici’nin dialarıyla görüyoruz.
Van Ticaret ve Sanayi Odası ise çok şık bir dosya hazırlamış. “Müteşebbisleri Doğu’ya yatırıma çağırıyorlar. Başkan Kayahan Türkmenoğlu diyor ki; “90’lı yıllarda nüfus 150 binken turist sayısı 125 bindi. Körfez Savaşı’ndan sonra hayat durdu. Mesela sınır ticareti bu bölgenin tek istihdam kaynağıydı. Burası Asya’ya açılan pencere... Umut vaadeden beyaz ve mavi bir şehir. İş adamlarını Van’a yatırım yapmaya çağırıyoruz. Bu dosyayı, büyük holding sahiplerine, valiliklere, ticaret ve sanayi odalarına, medyaya yolladık"
Turistler, koşun!
Gevaş Tatvan Bitlis yolundayız... Bir yanımız “Urart Denizi", bir yanımız Selçuklular’dan kalma mezarlar... 400 metre derin sularda inci kefalları... Biraz ötede üzerinde badem ağaçlarıyla Akdamar Adası. Teknede çaylarımızı içiyor, 20 dakika sonra adaya çıkıyoruz. M.S. 915’den kalan kilise kabartmalarıyla ayakta. Dış cephesi İncil, Tevrat ve günlük olaylardan esinlenen kabartmalarla süslü. Bir koca balık var... “İşte o zamanlar da varmış göl canavarı"!..
Sabah erkenden, Van’da bir sokakta ballı, kaymaklı, “keteöli kahvaltı ediyoruz. Nefis. Sokakta kahvaltı adeti sanıyorum bir tek Van’da var.
Bahçesaray’a çok istediğim halde zamansızlıktan gidemiyorum ama çok hoş öyküler dinliyorum. Kar nedeniyle yazdan erzaklarını alıp sekiz ay içlerine kapanan Bahçeşehirliler satranca meraklı, 1996’dan beri turnuvalar düzenliyorlar. Bir de şöyle acı - komik bir olay anlatıyorlar; ilçeye İsviçreli turistler geliyor. Oradaki kiliseler harap vaziyette, bakımsız. Bir kilisenin içine hayvanlar için samanlar doldurulduğunu görünce iyice sinirleniyorlar. Belediye Başkanı’nın ağabeyi durumu kurtarmak için başlıyor anlatmaya; “Bizim hayvanlarımıza bir hastalık geldi. Ama burada veteriner yok. Bizde bir inanç var, samanları kiliseye koyuyoruz, hayvanlar gelip yiyince iyileşiyorlar." İsviçreliler buna memnun oluyorlar ve döndükten sonra 1.5 milyar toplayıp yolluyorlar okul için..."
Bir kez daha yineliyorum... Bir tatilinizi buralarda geçirebilirsiniz artık...
YarIn: AB Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg ne dedi... Güneydoğu’da Nüfus Planlaması... Ve hazin Hakkari...
Bir kol saati iki sondaj kuyusu eder
Van Belediye Başkanı Şahabettin Özarslaner sıkıntılarını dile getiren bir konuşma yapıyor. Su, kanalizasyon, konut, gölün temizlenmesinden söz ediyor. “Yakın gelecekte Ortadoğu ve Asya’nın turizm cenneti Van olacaktır" demeyi de ihmal etmiyor. Su sorunu için sondaj kuyuları açıyorlar... Diyorlar ki; “Duyduk ki futbolcu Hakan, Bülent’e 10 milyarlık saat hediye etmiş. Bu, iki tane sondaj kuyusu eder..." Acı acı gülüyorlar sonra da. 1997 nüfus sayımında Van merkez nüfusu 227 bin tespit edilmiş. Şu anki nüfus ise 600 bin civarında. Yoğun göç alan Van, sosyal, ekonomik ve kültürel yönden oldukça gerilemiş. Belediye, 600 bin nüfusa ulaşmış kentin tüm hizmetlerini merkezi hükümetten 226 bin nüfusa göre aldığı payla yürütüyor... Van’da yaklaşık 60 bin konut var. Bunların ancak yüzde 20’si konut özelliği taşıyor. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın beşinci büyük gölü Van, kanalizasyon ve derelerden akıp göle giden çöpler ve pislikler yüzünden yüzülemez, piknik yapılamaz hale gelmiş. Van Gölü havzasında yaşayan bir milyon nüfus, atıklarını doğrudan göle akıtıyor ve su hızla kirleniyor. Göl suyu sodyum içerdiği için ise doğal bir arıtma sistemi gibi çalışıyor, eğer bu özelliği olmasaydı bugün hiçbir yerde göle girilemezdi.
Yazara E-Posta: d.asena@milliyet.com.tr
|
|