10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Tunca BENGİN Fotoğrafı: 7516 bayt
Kentteki cephanelikler...

       Biz adam olmayız... İstanbul Büyükşehir Belediyesi sokak aralarındaki akaryakıt istasyonlarını kapatma kararı alıyor. Hatta 40'ını kaldırıyor ama; devreye milletvekilleri giriyor. Hem de çoğunluk İstanbul değil Anadolu'nun temsilcileri. Amaç; hemşerinin işini bitirmek. Ya İstanbul?..
       Kent ruhsatsız ya da ruhsat niteliklerini yitirmiş akaryakıt ve LPG istasyonuyla dolu. Apartman altları, okul yanları tüp deposu. Yani cephanelik... Daha üç gün önce Bayrampaşa'da faciadan dönüldü. Allah'tan marketteki patlama istasyonun tanklarına sıçramadı. Yoksa...
       Düşüncesi dahi ürkütücü. Üstelik İstanbul'un deprem riski var. Profesörler bas bas bağırıyor. 'Deprem kaçınılmaz, önlem şart 'diyor. Bu istasyonlardan daha büyük tehlike var mı? Körfez depreminde yaşadık; TÜPRAŞ söndürülmese Kocaeli yok olacaktı. O günlerde herkes 'ders aldık' diye atıyordu. Ya bugün?..
       Para tatlı ama; bu işin şakası yok. Vatandaşın, İstanbul'un güvenliği için temizlik şart. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi 7 Mart 2000 tarihinde aldığı 'Tehlikeli konumlarda ya da ruhsatsız faaliyet gösteren istasyonların pompa sökümü suretiyle kapatma' kararında ısrarlı. Böyle 92 istasyon (tespitler sürüyor) saptanmış. Hedef; yıl sonuna dek tümünü devre dışı bırakmak. Tabii; milletvekillerinin baskılarına boyun eğmezse... Hatır - gönül - avanta dönmezse...
       Bir iki saptama daha yapalım...
       Önce belediyelere;
       Bu istasyonlar yapılırken aklınız neredeydi? Kentin göbeği parsellenirken niye müdahale etmediniz? Oy ya da avanta uğruna kenti riske sokmaya hakkınız var mıydı?..
       Sonra da İstanbul milletvekillerine;
       Lütfen halkın sesine kulak verin, seçim dönemlerinde verdiğiniz sözleri anımsayın. İstanbul'a sahip çıkın. Tehlike 'Geliyorum' diyor...

Anavatan sevgisi...

       Yurtdışındaki vatandaşlarımız Türkiye hakkında çok duyarlı. Olumlu her adımdan gururlanıyor, olumsuz gelişmeler nedeniyle de hayal kırıklığına uğruyorlar. Çünkü; yaşadıkları, gördükleri güzel şeylerin ülkelerinde de olmasını istiyorlar.
       Vereceğim örneklerin ilki İsviçre'den... 'Depremden ders aldık mı?' yazımızı okuyan okurumuz Okan Bostan, mesajında şöyle diyor:
       "Buradaki düzeni kendi ülkemde göz önüne getirmeye çalışıyorum. Düşünüyorum, niçin böyle yozlaşmış bir toplumuz? Neden kaotik ortamdan hoşlanıyoruz?
       Deprem yazınızı okuyunca güldüm. Çünkü geçen sene yaşanan iki faciadan sonra maddi - manevi yardım yaptık. Sonra da oturup tartıştık. Ve ben 'Türkiye ders almaz' diye iddia ettim.
       Sorarım şimdi; 30 yıl içinde deprem olacağı söylenen İstanbul'da kaç kişinin çadırı, erzakı hazır? Ya sivil savunma örgütleri? Ben bir bankacı olmama rağmen önümüzdeki hafta yıllık ilkyardım eğitimine gönderileceğim. Daha üç ay önce de yangına karşı önlem alma ve söndürme kursu gördüm.
       Kızılay o eski püskü çadırlarını yeniledi mi? Yabancı ülkelerin gönderdiği yardım malzemelerinin benzerlerini üretmeye başladık mı?
       Anımsayacaksınız, İstanbul'da büyük gemi yangını yaşanmıştı. İtfaiyecilerimizin yanışını üzüntüyle seyrettik. Sonradan öğrendik ki; Türkiye yangına dayanıklı kıyafetleri Avrupa ülkeleri için üretiyor ama; kendi insanına vermiyormuş. Bunları niçin mi yazıyorum. Bilmiyorum..."

Amerika'dan mesaj var

       Dört yıldır ABD'de yaşayan Göker Çakmak, da Belkıs Harabeleri konusundaki duyarlılığı alkışlıyor. Ardından da sitem ediyor:
       "Hiç British Museum'a gittiniz mi? Güneybatı Türkiye'deki her yerden bir şeyler götürmüşler, gri Londra'da bir binanın içine tıkıştırıp adam başı 10 pound karşılığı milletin bakmasına izin veriyorlar. Bu konularda yapılacak o kadar çok iş var ki. Bakın İtalya, Yunanistan ve İsrail yürüttükleri etkin politikalar sonucu ülkelerinden çıkarılan değerleri geri almaya başladılar. Bizim topraklarımızdan çıkan kalıntılar ise İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Amerika'da..."

El yakan faturalar

       Teknoloji ilerledi ama; telefon sorununu çözemedik. Çünkü; yetkililer vurdumduymaz, şikayetleri umursamıyorlar. Hatta aboneyi tersliyorlar. Kocamustafapaşa'da oturan öğretmen emeklisi Melek Şenyuva, çektiği çileyi şöyle anlatıyor:
       "Başta normal görünen ödemelerim nisan ayında 80, mayıs ayında ise 171 milyona çıktı. Telefonum eski gerekçesiyle döküm de vermiyorlar. Fatih Telekom Müdürlüğü dinlemiyor bile; 'Konuşmuşsunuzdur' deyip kestiriyor. 17 gün arayla bu kadar konuşmak mümkün mü?.."


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet