10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hasan CEMAL Fotoğrafı: 7283 bayt
Dans nereye?

ANKARA


       Bir sonraki seçimde sandıktan 'iki partili istikrar' çıkabilir mi? Fazilet bölünür, ANAP'la DYP'den biri ya da ikisi baraja takılır, 'devlet'in de desteğiyle DSP ile MHP, ana adresler haline gelir mi? Kimine göre evet...

Siyaset sahnesindeki dans nereye?..

       Yirmi yıldır fazla değişmedi. 12 Eylül'den beri siyasette taşlar hala yerli yerine oturmadı. Temelinde askeri rejimin büyük hatası yatıyor. Yani siyasal partilerin o dönemde kapatılmış olması...
       Bu hata, sonraki yıllarda siyasal liderlerin uzlaşmaz tutumlarıyla birleşince, siyaset sahnesi parçalanmışlığı yaşamaya devam etti.
       Sonuç malum:
       Körüklenen istikrarsızlığın Türkiye'ye kan ve zaman kaybettirmesi... Siyaset kurumunun, yani Ankara'nın çözüm üreten değil, sorun biriktiren çarpık yapısının güç kazanması...
       Özellikle 1990'lar böyle geçti.
       2000'e geldik, durum özünde hala aynı. Siyasette taşlar yerli yerine oturmuş değil. Merkez sağ ve soldaki çok parçalı yapı, ülkemizde kalıcı ya da gerçek istikrarı engellemeye devam ediyor.
       Evet, son bir yılda iyiye gidiş başladı. Ecevit'in başkanlığındaki üç ortaklı koalisyon hükümeti hem iş yapıyor, hem parlamentoyu çalıştırıyor. Özellikle ekonomide gerçekleştirdiği atılımlar, ülkemizin önünü açacak nitelikte... (Nitekim dün 102 bin lira olarak açıklanan buğday fiyatı da hükümetin enflasyonla mücadele programını uygulamaktaki kararlılığının devam ettiğini gösterdi.)
       Ancak, bu hükümetin dayandığı dengelerin de ne kadar hassas, ne kadar ince ayar olduğu biliniyor. En son Mesut Yılmaz'la ilgili Yüce Divan tartışmaları bu durumu gözler önüne serdi.
       Başkent kulisine yakından bakınca, siyaset zemininin kayganlığı kendini hemen ele veriyor. Her tarafta politika kazanları fokur fokur.
       Fazilet cephesi:
       Son büyük kongrede Erbakan Hoca'nın vesayetinden kurtulduğu anlaşılan Yenilikçi kanat bayrak açmış durumda. Geçmişle mukayese edilmeyecek kadar sesli muhalefet yürütüyor. Hoca'lı geçmişe kafa tutan aykırı konuşmalar her taraftan kulaklara çarpıyor.
       Peki, Fazilet'i ele geçirebilirler mi?
       Kolay değil. Yenilikçiler ya kaderlerine razı olup parti içinde güçlü bir kanat olarak kalırlar.
       Ya da Fazilet doğurur!
       Yani 'Yenilikçiler', Recep Tayyip Erdoğan'ın manevi liderliğinde yeni bir parti kurarlar. Abdullah Gül'ün genel başkanlığındaki bu yeni parti, milliyetçi - muhafazakar sağı toparlamak iddiasıyla yola çıkar. 'Özal'ın dört eğilimi'ni kendi çatısı altında birleştirmek için yalnız Fazilet tabanına değil, ANAP ve DYP ile MHP'ye de çengel atabilir. Kuliste bu açıdan zihni ya da fikri hazırlıklar dikkati çekiyor.
       Merkez sağ da fokurduyor.
       Yılmaz ve Çiller'li ANAP ve DYP'den umudunu kesmiş olan siyasetçilerin yeni bir oluşum için, biraz da Güniz Sokak'a bel bağlayarak hareketlendikleri sır değil. Partilerin liderlere rağmen içeriden ele geçirilemeyeceği kanısında oldukları için de yeni oluşumların peşinde koşturmaya başlıyor.
       MHP'ye gelince...
       Dıştan bakınca istikrarlı, sağlam. Ne yapacağını bilen bir havası var.
       Tabii abartmamak kaydıyla öyle.
       MHP'nin de nazik bir noktada olduğu söylenebilir. Çünkü seçim kazanmak, büyümek için kendini merkeze çekmesi gerekiyor. Başta Bahçeli ve lider kadrosu bunun bilincinde.
       Ayrıca MHP, koalisyon hükümetinde bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da içine sinmeyen bazı kararlara - dünkü buğday fiyatı gibi - ortak olabilir.
       Kısacası:
       MHP de yakın dönemde sıkıntı ve iç çatışmalara sahne olabilir.
       Merkez sola gelince...
       DSP bugün için sağlam, istikrarlı bir adres olarak duruyor. Kendine özgü, eski deyişle nevi şahsına münhasır bir parti... Tabii, siyaset sahnesinde olduğu gibi DSP içinde de Ecevit sonrası hiç zihinlerden eksik olmayan bir soru...
       CHP ise kritik noktada.
       Altan Öymen'in genel başkanlığında da parti içi mücadelelere doğru yol aldığına dair işaretler gitgide çoğalıyor. Gerekli özeni göstermezse, yine baraja takılır, hatta marjinalleşebilir de...

Ana adresler...

       Karamsar bir tablo mu?
       Değil, gerçekçi...
       Çünkü siyaset sahnesinde taşlar hala yerli yerine oturabilmiş değil.
       Zihinlerde hep aynı soru:
       Bundan sonraki seçimlerde sandıktan iki partili istikrar çıkabilir mi?
       Kimine göre evet. Fazilet bölünür, ANAP'la DYP'den biri ya da ikisi baraja takılır ve 'devletin de desteği'yle DSP ile MHP, Türk siyasetinin ana adresleri haline gelebilir.
       Kimine göre hayır. Bu görüşte olanlar, bölünmüşlüğün bundan sonraki seçime de damgasını vuracağını belirtiyorlar.
       Siz ne dersiniz?..


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet