10 Haziran 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Sami KOHEN Fotoğrafı: 8234 bayt
"Bölgesel rol" böyle mi oynanır?

       TÜRKİYE'nin son yıllarda oynamaya çalıştığı "bölgesel rol" çerçevesinde meydana gelen oluşumlardan biri de, Ekonomik İşbirliği Örgütü, kısa adı ile ECO'dur.
       Ankara'nın kurulmasına önayak olduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) örgütü gibi, ECO da geniş bir coğrafyada yaşayan ulusları birbirine yakınlaştırmayı amaçlıyor.
       Aslında ECO başta sadece Türkiye, İran ve Pakistan'ı kapsıyordu. Sonradan Türkiye'nin inisiyatifi ile buna Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri (yani çoğu Türki devletler) katıldı.
       Bugün ECO'nun esas işlevi, ona dahil olan 10 ülke arasında enerjiden tarıma, ulaşımdan sanayie kadar çeşitli alanlarda sıkı bağlar kurmaktır.
       Türkiye açısından, ECO'nun önemi, kendisine özellikle Türki devletlerle yakınlaşma olanağını vermesidir. Bu ülkelerin enerji kaynakları ve ekonomik potansiyeli dikkate alındığında bu yakınlaşmanın büyük pratik değeri açıkça anlaşılır...
       * * *
       HALEN Tahran'da yapılmakta olan ECO zirvesinde Türkiye'nin Cumhurbaşkanı düzeyinde temsil edilmemiş olması, bu bağlamda Türk dış politikası açısından bir eksiklik olmuştur.
       Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bu toplantı için Tahran'a gitmemesinin resmi gerekçesi, "görevine yeni başladığı için işlerinin çok yoğun olduğu" yönündedir. Ne var ki, ECO zirvesi ve bölge ülkeleri ile ilişkiler önemseniyorsa, bu "yoğun işler"in arasında, bir günlük - hatta birkaç saatlik - zaman ayrılabilirdi... Özellikle Türki devlet başkanları yeni Cumhurbaşkanı ile tanışmaktan mutluluk duyacak ve zirvede Türkiye'nin varlığı kendini hissettirecekti.
       Ankara'da çoğu gözlemci Sezer'in ilk dış gezisini - tam da İran'la ilişkilerde sarsıntı yaşandığı bir sırada - Tahran'a yapmak istemediğini düşünüyor. Doğru veya yanlış, Çankaya'nın kararı böyle bir izlenim vermiştir...
       Eğer gerçek neden bu ise, bunda da bir hata var. Tahran'a "ekspres gezi", İran'ı ziyaret için değil, ECO zirvesine katılmak için yapılacaktı. Bu arada hafta başında Sezer'e bir temsilcisi vasıtası ile sıcak bir mesaj gönderen Cumhurbaşkanı Hatemi de bundan cesaret alacaktı. Böyle bir havanın oluşması, Türkiye'nin İran'la tartışmak istediği esas meselenin (yani İran'ın geçmişte Türkiye'deki bazı terör eylemlerini desteklemesi sorununun) ileride daha yapıcı biçimde ele alınmasına da yardımcı olacaktı...
       * * *
       TÜRKİYE'nin bu kez ECO'da üst düzeyde temsil edilmemesi, Rusya Cumhurbaşkanı Putin'in bölgede yeni aktif bir politikaya giriştiği ve aynı zamanda enerji boru hatları konusunda Türkiye'nin bölge ülkeleri ile daha sıkı bağlar kurması gerektiği bir zamana rastlıyor ki, bu da ayrı bir talihsizliktir.
       Gönül, Cumhurbaşkanı olmasa bile, Başbakan'ın veya Dışişleri Bakanı'nın bu zirveye gitmesini arzu ederdi.
       Türk diplomasisi, şimdi bunu telafi etmek için inisiyatifi ele almalıdır...


Yazara E-Posta: skohen@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet