|
|
Sen, daha çok yanılırsın Mukadder!
Birileri, katil olmadıklarını söyleyerek değil, katil olduklarında ısrar ederek yanıltıyorlar. Ne iş ama!
Adam cinayetler, suikastlar "itiraf" ediyor.
Henüz yargıda kesinleşmiş bir şey yok ama, "sığ devlet" seviniyor.
Sığlık sevincine balıklama dalınıyor.
"Her şey" çözülmüş oluyor.
Vericilerden, matbaalardan dalga dalga, sayfa sayfa yurt sathına yayılıyor.
"Bizim Yusuf" denilen ve basit özgeçmişi yahut "insan kaynakları" diliyle "CV'si" bile biraz fazla karışık ve oynak görünen bir ademoğlunun şeceresi bir başka biçimde kuşku uyandırmıyor hiç.
Yalanla oyalanagelmiş bir toplum için "yalan katiller" ve "katil yalanlar" bire bir.
. . .
Manipülasyonlarla, dezenformasyonla örülmüş "derin tarihimiz"e yeni sayfalar ekleniyor.
Başbakan, bakan, emniyet müdürü, polis, savcı, gazeteci... herkes bir şeyler çiziktiriyor aceleyle ve bir nevi "aydınlanma çağı" yaşadığımızı sanırken, bir bakıyoruz ki lambaya püf denilmiş!
. . .
Mesela... Nereden çıkmıştı "Bizim Yusuf"?
İstanbul'daki Hizbullah operasyonu sırasında "bulunan belgeler"de, bu "kıymetli karakuş"un "iş başvurusu" ele geçmişti.
Hizbullah'a müracaatına, referans ve iş tecrübesi olarak "Uğur Mumcu suikastı"nı yazmış adam!
Aynen, sonraki (ve şimdi yalan olduğu söylenen) "itiraf"ında olduğu gibi.
Yani "Bizim kuş", yakalanmadan da önce bu "yalan"da kararlı ve kurgulu.
Kim ya da kimler dizayn etti acaba?
Kim ya da kimler onu o günlerden itibaren "Uğur Mumcu suikastı faillerinden" biri olarak yonttu, yoğurdu?
Ortada sadece devlet güçlerine "yalan itiraf"ta bulunan biri değil, aynı zamanda, daha önce, "devlet düşmanı, İslami terörist" gruba da aynı yalanı söylemiş biri var.
Ne yalancı ama!
. . .
Basit olmayan bu gibi işlerin basit yalancıları olurmuş!
Olayların karmaşık örgüsünün basit kuklaları. Durmadan çevrilen yol - yön tabelaları gibi.
"Kennedy suikastı"nın çözülememesindeki en büyük etkenin, tetikçiyle ilk karar merkezi arasındaki aracı bolluğu olduğu söylenir.
Okun yaydan çıktığı an ile hedefe ulaştığı an ve niyetler, kararlar, uygulamalar arasında neredeyse hiç bir bağın bulunamaması yani.
Kısacası, katil filanca nedenle tetiği (ya da pimi) çektiğine inanırken, tezgahın ilk karar merkezinin derdinin tamamen farklı oluşu.
Mesela; "rejim"e karşı tetik çektiğini sanan birinin, aslında "rejimden yana" kullanılmış olması gibi. Ya da tersi!
. . .
Manipülasyon ve dezenformasyon, hepimizin teşne olduğu bir ortamda, iyice ayağa düşebiliyor zaten.
Buna karşılık, "gerçeğe ulaşmak"...
Bülent Ortaçgil'in o şarkısında dediği gibi...
"Bu iş çok zor Yonca!"
|
|