19 Haziran 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Meral TAMER Fotoğrafı: 7727 bayt
Yerelliğe yönelerek küresellliği korumak

       Cem Kozlu da Tom Peters gibi "önce davran, sonra analiz et" diyor. Coca Cola artık araştırmayla zaman yitirmeden ürünü doğrudan piyasada denemeyi yeğliyor

       Belçika'da geçen yıl yaşanan kalite sorununun ardından Coca Cola'da 6 ay önce başlayan yeniden yapılanma çalışmalarını dün bu köşede Coca Cola Orta Avrupa ve Avrasya Bölümü Başkanı Cem Kozlu'nun ağzından sizlere aktarmıştık.
       Kozlu'nun "devrim" dediği yeniden yapılanmanın özünü bir kez daha hatırlatalım: Coca Cola'nın Atlanta'daki merkezinde tüm dünya için belirlenen tek strateji yerine hızla yerelleşme. Hatta bir ülkenin değişik bölgelerindeki tüketicilerin farklı özelliklerini bile dikkate alarak ince ayar yapma.
       Kozlu, yerelleşmenin teknolojik yatırımla elele yürüdüğünü özellikle vurguladı. "Atlanta'ta bir masa etrafındaki 4 kişinin karar vermesi yerine İtalya, İspanya, Belçika, Türkiye gibi 5 - 6 ülkenin yöneticilerini istenilen her an teknoloji aracılığıyla buluşturup, fikirlerinden yararlanıyoruz. Alınan kararlar daha isabetli oluyor" dedi.
       Günümüzde risk alma pahasına hızlı hareket etmenin önemine de dikkat çeken Kozlu, araştırma yerine eylem hesabını nasıl yaptıklarını da anlattı:
       "Eskiden bir ürün tutar mı diye önce araştırma yaptırırdık. Şimdi araştırmaya ödenecek parayla ürünü denemenin maliyeti arasında büyük uçurum yoksa, zaman kaybetmemek için doğrudan ürünü deniyoruz. 300 bin dolar araştırmaya vereceğimize, 400 bin dolar ürünü denemek için harcıyoruz. Başarısız olursak fazladan 100 bin dolar gidecek. Ama şimdiye kadar hiç başarısız olmadık.
       Belçika olayından çıkarttığımız bir diğer ders ise resmi kurumlarla ilişkilerimizi yeterince geliştirmemiş olduğumuzu fark etmemizdi. Bu zaafımızı telafi etmek için Avrupa Rekabet Kurumu Başkanı başta olmak üzere benzeri kurumları en üst düzeyde ziyaret ettik. "Anlatın bakalım hatamız nerede?" dedik."
       Kozlu'dan öğrendiğimize göre onun geçmişte bir süre çalıştığı bir diğer dünya devi Procter and Gamble'de de şu günlerde yeniden yapılanma tüm hızıyla sürüyor. Oradaki üst yönetim daha geçen hafta tümüyle değişmiş. Ancak Procter and Gamble'deki strateji, Coca Cola'dakinin tam tersi. Onlar tüm işleri tek merkezden yönetme kararı almışlar. Bir anlamda yerelliği terk ediyorlarmış.
       Kozlu her zamanki iddiasız üslubuyla sözlerini şöyle noktaladı: "Ben burada sizlere bir küresel kurumdaki yeniden yapılanmayı anlatmaya çalıştım. Mutlaka başarılı oluruz demiyorum. Bir diğer küresel kurumda tam tersi yapılıyor. Hangisinin başarıya ulaşacağını yaşayarak göreceğiz..."
       Not: Coca Cola satışları geçen yaz başta Belçika olmak üzere Hollanda ve Fransa'da belli bir süre için yasaklanmıştı. İlk olay Belçika'da patlak vermiş, "dioksinli" tavuk skandalının hemen ardından Cola Cola içen çocuklarda da zehirlenmeler görülmüştü. Zehirlenmelerin nedeni tam olarak belirlenmemekle birlikte dioksinin Coca Cola ürünlerine de bulaştığına ilişkin haberler basında yer almıştı.

Hukukçu DSP'lilerden Trafik Yasası atağı

       Bağdat Caddesi katliamında kızı Selin'i kaybeden Boray Uras'ın Trafik Yasası'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi için Ankara'ya yürüyüşü devam ederken, DSP'li 4 milletvekili de geçtiğimiz cuma günü TBMM Başkanlığı'na aynı amaçla yasa teklifi verdiler.
       Umarız bu çabalar diğer milletvekillerinden de destek görür ve Meclis'te 121. sırada bekleyen Trafik Yasası, 1. sıraya çıkar.
       Teklifi hazırlayan 4 milletvekilinin üçü eski baro başkanları: Hatay milletvekili N. Kemal Atahan, Kütahya milletvekili Emin Karaa ve Bursa milletvekili Ali Arabacı. İstanbul milletvekili meslekdaşım Ahmet Tan'ın da imzaladığı yasa değişikliği hız sınırını aşan, alkollü araç kullanan ve ehliyetsiz trafiğe çıkan sürücülere verilen hapis ve para cezalarının önemli ölçüde artırılmasını öngörüyor.
       Teklif Meclis'ten geçerse, kusurlu araç kullandığı için birinin ölümüne ya da yaralanmasına neden olanlar "ağır kusurlu" sayılacak ve hapis cezaları paraya çevrilemeyecek. Hız kurallarını ihlal edenlere 750 milyon liraya kadar para cezası verilebilecek. Ayrıca kanun teklifi, sürücülerin alkol almasını da tamamen yasaklıyor.
       Türkiye'de alkollü araç kullanmanın cezası yalnızca 35 milyon lira. Oysa:
       Fransa'da..... 5 097 milyon TL
       İngiltere'de.. 4 615 milyon TL
       İsviçre'de.... 2 868 milyon TL
       Hollanda'de... 2 528 milyon TL
       İtalya'da....... 574 milyon TL
       Gördüğünüz gibi bizdeki ceza, Batı'dakilerle karşılaştırıldığında komik! Dolayısıyla caydırıcılığı da yok.
       Değişiklik teklifinde şu maddeler yer alıyor:
       * Ehliyetsiz trafiğe çıkanlara ilkinde 3 - 6 ay, tekrarında 1 yıla kadar hapis cezası ve 250 milyon lira para cezası verilsin.
       * Alkollü sürücülerin ilkinde 1 yıl, ikincide 2 yıl süreyle ehliyetleri alınsın ve 250 milyon lira para cezası uygulansın. İkinci defa alkollü olarak yakalanan sürücüye 3 - 6 ay hapis cezası verilsin ve aracına 3 ay el konulsun.
       * Hız sınırını yüzde 10'dan yüzde 30'a kadar aşan sürücüler 100 milyon lira, yüzde 30'dan fazla aşanlar 250 milyon lira ile cezalandırılsın. 1 yıl içinde aynı kuralı 3 kez ihlal edenlerin ehliyetleri 2 yıl süreyle geri alınsın, ayrıca 3 ay da hapis cezası verilsin.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet