23 Haziran 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
   SERBEST PİYASA
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
8. Plan’a vergisel yansımalar

Vergi Dünyası / MUSTAFA ÖZYÜREK


       Uzun Vadeli Strateji ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile ilgili görüşmeler TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda devam ediyor. Vergisel gözlükle plana bakıldığında önemli bazı unsurlar öne çıkmakta.
       Uzun vadeli strateji planına göre 2023 yılında Türkiye’nin GSMH’si 1.9 trilyon dolar olacağı ve tarım, sanayi ve hizmetler sektörünün toplam katma değer içindeki paylarının sırasıyla % 5, % 30 ve % 65 olması öngörülmektedir. Ancak bu tablonun vergisel boyutunun mevcut sistemle vergi hasılasına nasıl yansıyacağı konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Bizim vergi sistemimiz daha çok mal hareketini takibe yönelik bir sistemdir. Nitekim bugün hizmetler alanında vergi alınması oldukça güçtür. Zira hizmetin akışını ve nakit akımını izlemek mevcut yapıyla mümkün değil.

Gelir dağılımı düzenlemesi

       Tespitler bölümünde gelir dağılımı eşitsizliği ölçütü olan Gini Katsayısı 1987’de 0.43 iken 1994 yılında 0.49’a çıkmış ve gelir dağılımındaki adaletsizlik artmıştır. AB ülkeleri ortalamasının 0.29 olduğu dikkate alındığında, adaletsizliğin boyutu iyice ortaya çıkmaktadır. Verginin en önemli fonksiyonlarından birisi de gelir dağılımını düzenleyici etkisinin olmasıdır. Nitekim Anayasa’nın 73. maddesi vergide adaletli ve dengeli dağılımı vergi politikasının amacı olarak belirtmiştir. Ancak kalkınma planında bu konuda herhangi bir vurgu bulunmamaktadır.
       Vergi gelirlerinin 1995 yılında % 17.2 olan GSMH’ye oranı sürekli artış göstererek 1999 yılında % 22.1’e yükselmiştir. Ancak buna rağmen kamu kesimi borçlanma gereğinin yüksekliği nedeniyle halen vergi gelirlerinin yetmediği aşikâr. Vergisel düzenlemeler yapmak zorunlu olabilir ancak en az onun kadar da harcama reformu yapmak zorunludur. Bu konuda hedefler arasında önemli bir vurgu bulunmamaktadır.

Yasa yok farzedildi

       1998’de çıkarılan 4369 sayılı kanunla vergi sisteminde kapsamlı değişiklikler yapıldı ve Türkiye’nin tüm vergi problemlerinin çözüldüğü iddia edildi. Hatta yapısal reform olarak nitelendi. Amaçları ise vergi sisteminin basit ve anlaşılır hale getirilmesi, yeterli ve etkin belge düzeni ve otokontrol mekanizmaları kurularak kayıt dışı ekonominin önlenmesi, vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılması, verginin tabana yayılması olarak sayılmıştı.
       1998 yılından günümüze vergicilikte sürekli gel - gitler yaşanmasına rağmen kalkınma planı sanki yukarıdaki yasa hiç çıkarılmamış gibi aynı amaçları saymaktadır.
       Kalkınma planı üniter vergilemeye geçileceğini öngörmektedir. 4369 sayılı ve daha sonra çıkarılan 4444 sayılı yasalardan sonra üniter yapıdan tamamen vazgeçildi. Gerekçesi ise sadece basitlik sağlamak. Basitlik sağlarken adaletli bir vergi yapısı oluşturmanın en önemli araçlarından biri olan üniter yapıdan vazgeçildi. Alınan basitlik, verilen adalet. Aradaki denge tercih meselesi.
       Kalkınma planında mali sisteme ilişkin politikalar konusunda, “mali piyasalarda aracılık faaliyetinde bulunan kurumların sermaye yapılarının güçlendirilmesi amacıyla, birleşme ve devralmalar destelenecektir" deniliyor. Ancak bu konudaki vergisel düzenlemeler konusunda bir öngörü yok.


© 2000 Milliyet