23 Haziran 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
   BEŞİKTAŞ
   FENERBAHÇE
   GALATASARAY
   TRABZONSPOR
   BASKETBOL
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hain kim ?

Erdoğan Şenay


       Türkiye, Belçika'yı devirip, Avrupa Şampiyonası'ndaki bütün tahminleri alt üst edince, eldeki kalemlerin yönü de değişti, konuşan ağızlardan çıkan sözcüklerin çeşnisi de...
       Denizli'nin hangi tarz bir teknik adam olduğunu sanırım hepimiz bilmekteyiz... Bilmeyenlerin ne yapmak istediği, nasıl bir reyting peşinde olup, kişisel hırslarla yazıp, konuştukları da bütün spor camiamızın malumu... Ancak burada üstünde durulması gereken şey Belçika oyununu kazandık diye sapla samanı birbirine karıştırma yanlışına saplanıp, kalmamızdır.
       Yani Belçika'yı yendik. Hatta Portekiz'i de saf dışı edip, finallere kalma ihtimalimiz var diye, İtalya maçındaki "teknik garabetleri"... İsveç önündeki "donuk ve çekilmez" oyun tarzımızı unutmamız mı gerekiyor ?.. Yani o günleri acı ve üzüntülü bir üslupla sayfaya dökmüş bizler birer "vatan haini" mi oluyoruz şimdi ?.. İnsaf yahu ! Milli Takım'ı finallere katılana kadar, onlarla beraber kurdeşen dökercesine maçtan maça, ülkeden ülkeye koşuşturan ve kazandıkları bütün parlak sonuçları yazılarımızla, laflarımızla, hatta buğulu gözlerle alkışlayanlar değil miyiz bizler ?..
       Sevgili Mustafa Denizli'nin kaç karat yetenekte bir teknik beyin olduğu konusunda çok kişiyle çok kavga etmiş biriyim ben... Eh şimdi üstadın "İtalya ve İsveç oyunlarını birer hazırlık maçı olarak kabul ediniz" şeklindeki en taze ekran beyanını kabul buyurup, alkış mı tutacağız bu konuşmadaki bilim dışı, hatta ayıplı tavırlarına ?.. Belçika maçı sonucundaki gurur verici tablolara bakıp, Denizli kadar göz yaşı dökmüşlerden biriyim... İyi de, ya Belçika'nın arka direklere kestiği vuruşlarla buluşamayan ayakları doğru noktalara kilitlense ne olacaktı ?.. Rüştü'nün çaresizlikleriyle de "üçlük - dörtlük" olmayacak mıydık oyunun sonunda ?
       Bakın bir anımı anlatarak bitireyim dilerseniz yazımı... Sene 1982. İspanya'daki Dünya Kupası finallerinde İtalya'nın teknik direktörü ünlü Bearzot o zaman. İtalyan basını, Cabrini ile Rossi'nin homeseksüel ilişkisini diline dolamış, Bearzot'un kamptaki vurdumduymazlığına verip, veriştiriyor... Bearzot, kampı İtalyan gazetelerine kilitliyor ve Bernabeu'daki müthiş finale uzanıp, Almanya'yı da yeniyor ve kainata Dünya şampiyonluğunu ilan ediyor... Bearzot'un sonrasında yaptığı ise tam bir maskaralık... İtalyan gazetecilerine arkasını dönüyor ve kıçını gösteriyor sinyor Bearzot... Peki ama, şimdilerde İtalyan basını dimdik ayakta ve Belçika'da iş başında. Acaba sinyor Bearzot nerelerde, bir bileniniz var mı ?

© 2000 Milliyet