|
|
"Mükemmel"(!) yazı
Sakınan göze çöp batarmış. Çarşamba Günkü yazımda "de" anlamına gelen ve ayrı yazılan "dahi" kelimesi yanlışlıkla "dahi" şeklinde dizilmiş. Samimiyetle vurgulamak isterim ki bütün yazarlık serüvenim boyunca "Milliyet"in dizgi servisinde çalışan arkadaşlarım kadar kalitelisine rastlamadım. Yani gerçekden istisnai bir durum. Ama yine de özür dilerim...
Bir de şöyle komik birşey oldu: Son iki haftadır bana gelen okuyucu mesajlarında nedense olağanüstü bir artış var. Bunlar arasında bir iki tane de imzasız ve ağır eleştirici metin yer alıyordu. Ben imzasız mesajları derhal siler atarım. Fakat biri öyle hoşdu ki çok güldüm ve sizlere de bildirmek istedim. Diyor ki o "meçhul" şahıs: "Çarşamba Günkü yazınız mükemmeldi. Bakın, demek ki isteyince oluyormuş...".
Bunu okuyunca tabii üzerime hırs basdı. Bir "mükemmel"(!) yazı daha kaleme alma azmiye oturdum masanın başına! Bakalım becerebilecek miyim?
Belki biliyorsunuzdur, büyük Istanbul gazetelerinin Frankfurt baskılarında birer "Avrupa Bölümü" vardır.Tıpkı örneğin "Ege Bölümü" yahut "Istanbul Eki" filan gibi... Hatta "Hürriyet" Kuzey ve Güney Almanya için, İskandinavya için, Fransa için v.s. de özel bölümler hazırlar. Bu bölümlerin son zamanlardaki ağırlıklı konularından biri Türkçe'nin Alman okul müfredatındaki müstakbel konumuyla ilgili. Bu meyanda evvelki gün bir başlık dikkatimi çekdi: "Almanlar Türkçe'yi yoketmek için okullarda IRKÇI politika izliyorlar."...
Güldüm içimden... ve düşündüm: Peki, ya Türkler ne yapıyor? Türk Devleti Türkçe'yi yoketmek için planlı bir çalışma içinde değil mi? Eğer değil ise kendi öz hava şirketinin adını uçaklarının üzerine niçin "TÜRK HAVA YOLLARI" şeklinde değil de "TURKISH AIRLINES" şeklinde yazıyor? Eğer İngilizcesi ille de şart ise yukarıya büyük puntoyla Türkçesi ve altına biraz daha küçük puntoyla İngilizcesi yazılamaz mı?
Hayır, yazılamaz! Çünkü o zaman doğru bir iş yapılmış ve Türk Dili'ne saygı gösterilmiş olur ki "Batı Yanaşması" yalakaların bundan ödü kopar!!! Onlar gerçi İngilizce'yi de kıvıramazlar. Zira tam gerçekden sömürge haline düşecekken Mustafa Kemal adlı huysuz bir adam bu rüyalarını bozmuşdur. Ama yine de "dublve" yahut "çifte ve" yerine "dabılyu" diye kırıtarakdan o yaltaklanma heveslerini biraz olsun tatmin ederler.
Şimdi kendini "aydın", hatta bir adım daha ileri giderek "entellektüel" yani sadece "bilgili" değil aynı zamanda "sorumlu" da hissedenlere soruyorum: Türkçe'nin bu şekilde aşağılanması sizleri hiç rencide etmiyor mu? Cumhurbaşkanına mahsus uçağın üzerindeki "Republic of Turkey" ibaresinden hiç rahatsız olmuyor musunuz ki onu bile yüzlerine gözlerine bulaştırıp ilk önce "The Republic of Turkey" diye yazmışlardı?
Ve son bir soru daha:
Eğer rahatsız olmuyorsanız siz ne işe yararsınız?
Yazara E-Posta: yatsiz@milliyet.com.tr
|
|