23 Haziran 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Abbas GÜÇLÜ Fotoğrafı: 8628 bayt
Öğrenci affı

       Aylardır beklenen öğrenci affı nihayet Meclis'ten geçti. YÖK ise affa hala karşı. Ama üniversite rektörleri YÖK Başkanı Gürüz ve arkadaşları kadar katı değil. Hatta bir tanesi bu af bizim için yüz karası yorumunda bulundu. Eğer öğrencilerin mağduriyetine neden olan bu sorunu zamanında biz çözmüş olsaydık Meclis'in devreye girmesine hiç gerek kalmazdı dedi. Çok haklı.
       Şimdi üniversiteye giriş konusunda da benzeri durum söz konusu. Gürüz ve arkadaşlarının dayatması milyonlarca öğrenci ve ailesini perişan etti. Ama YÖK yanlışında ısrarlı. TBMM şimdi yine kamuoyundan gelen tepki çerçevesinde olayı Meclis'e getirirse ne olacak? Gürüz'ü de, YÖK yasasını da, üniversiteye giriş sistemini de değiştirse kim tepki gösterecek?
       Üniversite özerkliği elbette çok önemli. Batılı ülkelerin hiçbirinde üniversite affı ya da benzeri müdahaleler söz konusu değil. Ama o ülkelerin hiçbirinde de Gürüz gibi dayatmacı yöneticiler yok.
       Öğrenci affı konusunda bir başka rektör de aynen şunları söyledi:
       Af kapsamına giren sorunları çözsün diye defalarca YÖK'e başvurduk. Ama her seferinde sorunu çözeceklerine bizi terslediler...
       Kemal Gürüz'ü kişisel olarak tanıyan hemen herkes seviyor, takdir ediyor. Yaptığı işlerin çoğunu da alkışlıyor. Ama inadı ve yaptığı yanlışları düzeltmeme konusundaki katı tavrı onu tanıyan, onu seven herkesin en büyük eleştiri konusu.
       Bu yüzden YÖK ve üniversitelere dışarıdan yapılan müdahaleleri eleştirebilecek kesimlerden çıt çıkmıyor. Çünkü Gürüz'ün bütün bunları hak ettiği görüşündeler.
       Kamu Personeli Yabancı Dil Sınavı KPDS konusunda yıllardır süren bir yakınma söz konusuydu. Hocaların bilimsel yeterliliklerinden çok yabancı dil bilgileri ölçülüyordu. Üstelik kel alaka konularda. Örneğin arkeoloji konusunda bir metin veriliyor, bunun çevirisi isteniyor ya da o konuda sorular soruluyor. Normalde bırakın İngilizceyi Türkçe arkeoloji konusunda bir şeyler yazın deseniz entelektüel pek çok kişi söyleyecek söz bulamaz. TBMM bu konuda da kamuoyundan gelen sese kulak verdi ve alanlara göre dil sınavı kolaylığı getirdi. Tıp, sosyal bilimler ya da fen bilimlerinden sınava girenler kendi alanlarına yönelik dil sınavına girecek. Doğru olan buydu. YÖK bunu yapmadı ve Meclis devreye girdi. Yanlış olan, Meclis'in müdahalesi mi, yoksa YÖK'ün katı tutumu mu?..
       Yine aynı şekilde sanki Türkiye'nin çok fazla doktoralı öğretim elamanı varmış gibi 12 yılını dolduran yardımcı doçentler kapı önüne konuyordu. Şimdi onlara da serbestlik getirildi. Birikimleri değerlendirmeye alındı. Bu yolu da YÖk açamaz mıydı? Açmadı, Meclis açtı.
       Özetin özeti: Yabancı dil çok önemli, yasalar, yönetmelikler ve kalite de çok önemli. Ama çok daha önemli bir şey var ki o da insan. Her şey insanlar için, her şey çocuklarımız için. Eğer onlar mutsuzsa, o yasalarda, o yönetmeliklerde, o yöneticilerde bir sorun vardır. Olaya bir de bu açıdan bakmakta yarar var.


Yazara E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet