23 Haziran 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Nail GÜRELİ Fotoğrafı: 5470 bayt
Hukuk

       Ağca geldi gelmesine de ne oldu? Önemli olan Abdi İpekçi suikastı üzerindeki - Başbakan Ecevit'in deyişi ile - "sır perdesinin aralanmasına" yol açıp açmayacağı idi. Uğur Mumcu suikastına ilişkin "Umut Operasyonu"nun "Unut Operasyonu"na dönüşmesi gibi, İpekçi suikastının "sır perdesi" de "sır duvarına" dönüşeceğe benziyor.
       Artık bu tür siyasi suikastların ve "faili meçhul"(!)lerin derin devletin sır perdesi arkasına gizlendiği hemen herkesçe kabul ediliyor. Tabii bundan bir yandan devlet kavramı yara alırken, bir yandan da hukuk ve adalet anlayışı zedeleniyor.
       Şu sıralar güya derin devlet tetikçilerinin üzerine gidiliyormuş gibi bir hava - giderek sönse de - var. Hatta "temiz toplum"a doğru adımlar atıldığı izlenimi veriliyor.
       Bizce bunların gerçek olabilmesi için önce hukuk sisteminin sorgulanması gerekiyor.
       Örnek bir: İşte Ağca geldi, yatarsa en fazla 9.5 yıl yatıp çıkacak, Allah bilir "Türkiye seninle gurur duyuyor" naralarıyla karşılanacak.
       Örnek iki: Radikal gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat, yazılarından ötürü toplam 31 yıl hapis istemiyle yargılanacak.
       Örnek üç: Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde SSK Hastanesi'nde hatalı iğne yapıldığı için kolu kesildiği iddia edilen kız çocuğu Ayşen Başaran'ın açtığı ve 6 yıldır süren tazminat davası 70. (yazı ile yetmişinci) kez ertelendi.
       Sayısız örnekler: Metin Göktepe'den Gazi davasına, pankart taşıyan çocuklardan Manisalı öğrencilere kadar birçok davanın kamu vicdanını ve adalet duygusunu "tatmin" etmediği ortada.
       Uzun lafın kısası; hukuk toplumun ihtiyaçlarına cevap veriyor mu?
       Gelelim en güzel örneğe:
       Yüce Divan tartışmalarını ibretle izliyoruz.
       Kimileri paçaları ya da etekleri sıkıştığı için, kimileri de işin içinden çıkamadıklarından ve politik hesaplarını her zaman tutturamadıklarından, bakanlar ve milletvekilleri ile ilgili soruşturmaların doğrudan yargıya (örneğin Yargıtay'a) gitmesini savunuyor.
       İyi hoş da... Bugünkü hukuk sistemi içinde, hele hele siyasilere karşı yargının bağımsızlığının sağlanabileceğine inanıyor musunuz?
       Yıllardır tartışılmasına rağmen, hangi siyasal iktidar Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bağımsızlığa kavuşturulması için somut bir adım attı? Hala HSYK'nın başkanlığını Adalet Bakanı yapıyor ve müsteşarı da o kurulda üye. Yargıçların ve savcıların atanmaları, yükselmeleri ve özlük işleri bu kuruldan geçiyor.
       Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi üst mahkemelerin kimi üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor.
       Böyle bir sistemin bağımsız yargı anlayışıyla bağdaşamayacağını, bugünkü Cumhurbaşkanı Sezer de söylememiş miydi?
       Bakalım, bekliyoruz, Sayın Cumhurbaşkanı bu yoldaki düşüncelerinin hayata geçmesi için bir yol bulabilecek mi?
       Ama öte yanda, bizim politikacılar bağımsız adalet uğruna mangalda kül bırakmamaya devam ediyor.
       Siyasetçiler, doğrudan yargıya giderlerse, adalet bağımsız olarak yerini bulacakmış!..
       Bu düşüncenizde samimi iseniz, önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bağımsız bir yapıya kavuşturun ve de yüksek yargı organlarının üzerinden siyasi otoritenin elini çekin.
       Ondan sonra buyurun yargıya!

Bir şiir

       Ahmet Muhip Dıranas'ı 20 yıl önce (21 Haziran 1980), Cahit Külebi'yi 3 yıl önce (20 Haziran 1997) yitirmiştik. Dıranas'tan başlayıp ilk beyit ondan sonraki Külebi'den, sonra yine Dıranas'tan ve Külebi'den birer beyitle sarmaş dolaş anıyoruz sevgili şairlerimizi:
       "Bir avuç ışıktı incecik yüzü / Gözleri geceler gibi derindi; // Benim doğduğum köylerde / Ceviz ağaçları yoktu, // İçine başımın her an düştüğü / Avuçları sudan daha serindi. // Ben bu yüzden serinliğe hasretim / Okşa biraz!"


Yazara E-Posta: ngureli@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet