|
|
Varız, o halde ötekini anlamalıyız Trabzon Empati Grubu üyeleri sağ ve soldan geldiler ama şimdi sorunlara birlikte çözüm arıyorlar
Naki Özkan
Trabzon Empati Grubu, değişik politik eğilimlerden, soldan ve sağdan gelen 4 kişinin oluşturduğu bir grup. Trabzon'da bir sene içinde 6 panel ve bir sempozyum yaptılar. İki hafta önce düzenledikleri ve Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un açılış konuşmasını yaptığı, "Türkiye'nin Avrupa Birliği Sürecinde Uyum Sorunları" başlıklı ilgiyle izlenen sempozyumda, soldan ve sağdan, islamcı ve laik değişik eğilimdeki öğretim üyeleri ve gazeteciler bir araya geldi.
Empati Grubu'nun kuruluş ilkesi, farklı siyasal eğilimlerden ve kökenlerden gelen insanların birbirini anlaması, sorunların birlikte tartışılması ve çözümlerin birlikte araştırılması. Grup üyelerinden bazıları önce yerel televizyondaki tartışma programlarında karşılaşmışlar. Kamuoyu önündeki tartışmalar onları bir grup olmaya götürmüş.
Grubun üyelerinden avukat Osman Çıtlak, bir ara Büyük Birlik Partisi Trabzon il başkanlığı yapmış birisi. Artık BBP'de olmasa da "İslami aidiyetinin kaybolmadığı"nı söylüyor. Jeoloji yüksek mühendisi Şinasi Haznedar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK'in iki dönem Trabzon'da bölge başkanlığını yapmış. Kendi deyimiyle "sol gelenekten" geliyor. Kendisini "liberal demokrat" olarak niteleyen Ali Değermenci, Kuzey Tv adlı yerel televizyonun haber sorumlusu. Haftalık "Politik Poligon" isimli tartışma programını sunuyor. Aşkın Bakkalcı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü'nde resim dersleri veriyor. Son seçimlerde ÖDP'ye oy vermiş.
*Osman bey, siz sağdan, hatta İslamcı bir çevreden geliyorsunuz. Soldan gelen arkadaşlarla aynı grupta nasıl yer aldınız?
Çıtlak: BBP dahil hiçbir parti birlik ihtiyacını karşılayamıyor. Biz Trabzon'da birlikte yaşıyoruz. Çok büyük bir sürpriz olmazsa birlikte yaşamaya ve birbirimizi görmesek de var olmaya devam edeceğiz. En iyisi birbirimizin varlığını tanımak. Gerek Şinasi beyin gerek benim bulunduğum çevrelerde, karşı tarafı gayri meşru görenler ve gösterenler var.
*Grubun adına neden empati dediniz?
Çıtlak: Sorunların çözülmesi için önce birbirimizi anlamalıyız. Toplumda anlamadan gösterilen tepkiler, bizi anlama eylemi üzerinde yoğunlaştırdı. Bunun için empati uygun bir adlandırma.
*Şinasi bey, nasıl bir araya geldiniz? Siz sol gelenekten geldiğinizi söylediniz. Osman bey ise eski BBP'li, hem de il başkanlığı yapmış.
Haznedar: Çıkış noktamız, sol ve sağdan siyasi oluşumların, diğerlerini dışlayan bir tavırda olması. Her grup, ötekini inkar ederek kendini kurguluyor. İnsan hakları, barış ve özgürlüğü sadece solun savunduğu gibi bir temel değişmeze sahiptim. Sonra farklı kesimlerin de bunu savunabileceği noktasında düşünmeye başladım. Bu değerlerin, solun ipoteğinde olmadığını gördüm.
*Birlikteliğiniz sürekli olacak mı?
Haznedar: Temel değerlerde anlaştığımız müddetce birliğimiz devam edecektir.
*Temel değerleriniz nedir?
Haznedar: Demokrasiye inananların değerleridir. Ötekinin varlığını, farklı olmanın hukukunu, insan haklarını kabul etmektir. Bu değerlerde bir anlaşmazlık olmayacağına göre birlikteliğimizin devam etmemesi için bir neden görmüyorum.
*Neden empati?
Haznedar: Biz bu anlama dilini ve ülkedeki tartışmaları yerele getirmeyi amaçlıyoruz. Sivil olma ruhunu taşımaya; resmi ideoloji ve hükümetler dışı düşünmeye; içe dönük cemaat yapısını ve tel örgüleri kaldıran bir anlayışı oturtmaya çalışıyoruz.
*Ali bey siz gruba nasıl dahil oldunuz?
Değermenci: Aslında biz dört beş yıldır televizyon programlarında, demokrasi, barış ve insan haklarını tartıştık. Bu platformu devam ettirdik ve grubu kurduk. Sorunlarımız, kentimizin ve ülkemizin sorunları. Entellektüel tartışmalar hep büyük kentlerden, İstanbul'dan taşraya doğru yayılmıştır. Biz taşradan bir hareket başlatalım istedik. Yan yana gelen insanlar belki geçmişte birbirlerine silah çektiler. Ama, toplum bize "devam edin" diyor.
*Aşkın hanım siz BBP il başkanlığı yapmış birisiyle aynı grupta nasıl yer aldınız?
Bakkalcı: Osman bey benim BBP'deki insanları daha önceden tasarladığım gibi değildi. Birlikte bir şeyler yapmaya başlayınca önceden koyduğumuz teşhislerin doğru olmadığı, çok fazla önyargılı olduğumuz ortaya çıktı. Çok izah edilmesi gereken bir durum yok ortada. Aynı sorunları yaşıyoruz, sıkıntılarımız ortak. O halde çıkış noktalarımız da ortak olmalı. İnsan geliştikçe, farklılıklara eskisi gibi sertlikle bakamıyor. Bu tür birlikteliklerde kadınların oranı düşük. Benim kadın olarak bu grupta olmam bu açıdan da önemli.
*Siyasi partilere karşı tavrınız nedir?
Haznedar: Siyaseti, siyasi partiler değil, siyaset dışı odaklar yapıyor. Bu partiler arasındaki farkı ortadan kaldırıyor. Mesela Türkiye'deki sol, sol değildir. Sol, dünyada değişimin dinamosudur ama Türkiye'de muhafazakarlığı ve değişmemeyi savunuyor. Militarizme tapınmacı bir sol olabilir mi? Sol böyle olursa, siz de sağdan birisiyle bir araya gelebilirsiniz!
"Mevcut siyasi akımlarla kendimi ifade edemiyorum" diyen insanları temsil edecek bir siyasi akıma ihtiyaç var.
Değermenci: Siyaset 12 Eylül'den beri özelliksiz bir şekilde devam ediyor. Empati formatında faaliyet gösteren siyasi partilere ihtiyaç var.
Bakkalcı: Farklılıkları kabul eden, ötekiyi anlayan bir parti gerekli.
Çıtlak: BBP dahil hiçbir parti birlik ihtiyacını karşılayamıyor.
*Osman bey, milliyetçilerin size göre bir hatası oldu mu? Suç sadece devlette mi?
Çıtlak: Eğer devlet konjonktür gereği bizim grubun yanında yer alıyorsa, biz devletin verdiği bu rolü çok rahatlıkla kabul edip, ötekilere baskıları meşru addediyoruz ve 1980 öncesinde solcuların, 80 sonrasında İslamcıların karşısında yer alabiliyoruz. 28 Şubat'tan sonra da bir kısım solcular İslamcılara karşı devletin verdiği rolü kabullendiler. İhtilallerin, muhtıraların aleyhine yazı yazan bazı solcu yazarlar 28 Şubat'ı tasvip etti.
Milliyetçi kesim zaten müessses nizamı meşru kabul ediyor. İnsan hakları, özgürlük alanlarında sorunları var. İslamcı kesim ise demokrat değil. Demokratlıkları, 28 Şubat sürecinde konjonktürel olarak oluştu. Yavaş yavaş da olsa bir özeleştiri sürecine girmeleri memnuniyet verici. Yolun başında olsa da FP'nin demokratlaşmasını önemsiyorum. Bu Türkiye'nin demokratlaşmasına hizmet edecektir.
*Türkiye'nin AB adaylığına nasıl yaklaşıyorsunuz
Haznedar: Ben eleştirel yaklaşıyorum.
Değermenci: Türkiye acilen AB'ye girmeli.
Bakkalcı: AB kriterlerini zaten biz talep ediyoruz. Vatandaşından talep geldiğinde bunu yapmak istemeyen bir devletin, Avrupa istedi diye bunu yapmaya kalkması yurttaş olarak ağrıma gidiyor. Söylediklerimizin devlet tarafından önemsenmesini istiyorum.
Çıtlak: Kopenhag kriterlerine "evet" diyorum. "Bana, Ankara baskı yapsın ama Strasburg karışmasın" zihniyetini ilkel buluyorum. Beni Strasburg özgürleştirecekse buna hiç itirazım yok.
|
|