|
|
Hüzünlü buluşma Biri oğlunu, diğeri kızını trafik canavarına kurban verdi. Hayatlarını canavarla mücadeleye adadılar. Biri vakıf kurdu, diğeri yollara düştü. İki acılı baba, uzun yürüyüşün 15'inci gününde Kızılcahamam'da buluştu
EREN GÜVENER
Haber Müdürümüz Doğan Akın, önceki gün 35 yıllık meslek hayatımın en zor görevini önerdi. Akın, kısa bir süre önce Bağdat Caddesi'nde kendini bilmez bir şekilde hız yarışı yapan iki gencin neden olduğu feci bir trafik kazasında yaşamını yitiren genç Selin'in babası Boray Uras'ın Ankara'ya doğru başlattığı yürüyüşün röportajını yapmamı teklif etti.
Aynı acıyı iki yıl önce yaşamış bir baba olarak Boray Bey'in duygularını soracaktım. Benim için çok zor bir görevdi. Boray Bey'le, Ankara'ya yürüyüşünün 15. gününde Kızılcahamam'da buluştuk. Uras, trafik kazalarının önlenmesi için devleti göreve çağırıyordu eyleminde.
İstanbul'dan başladığı yürüyüşünde Kızılcahamam'a gelinceye kadar çok sıkıntı çekmiş, ama yılmamıştı. Hem yürüyor, hem de E - 5 Karayolu üzerinde gördüğü hataları not ediyordu kafasına. Boray Bey'le basın toplantısı yaparken karşılaştık. Kucaklaştık. Acılarımızı bir kez daha paylaştık.
"Kızım asla ölmeyecek"
Devleti harekete geçirmek amacıyla sırtına çantasını alarak yürüyüşe başlayan Uras, 490 kilometreyi geçerek Ankara İl sınırına girdiği 15. günde, kazada yaşamını kaybeden biricik kızı Selin'in doğumunu düşündü. Çünkü, yürüyüşünü izleyen gazeteciler Uras'a, Selin'in 23. doğum gününü, sevgi desteğinde verdikleri vazo içindeki çiçekle anımsattılar.
Görüşmemizde, Uras'a, "Amacına ulaşabileceğine inanıyor musun?" sorusunu yönelttim. Uras, gayet mutlu ve inançlı bir şekilde, çok büyük destek gördüğünü belirtirken, "Benimle uzun süre yürüyen insanlar oldu. Herkes bu trafik canavarından kurtulmak istiyor. Ama bir türlü bu beladan kurtulamadık. Ama yapacağımız kampanyalarla kurtulacağımıza inanıyorum. Olayı gündemde tutacağız" yanıtını verdi.
"Vakıf kuracağız"
Ağrıyan sol ayağını dinlendirmek amacıyla geldiği Kızılcahamam Özel İdare Binası'nda konuştuğum Uras, trafik canavarıyla mücadelesi için özel vakıf kuracağını söylerken, herkesi vakıf çalışmalarına katkıya çağırdı. Zaman zaman düşüncelere daldığını ancak umutlu olduğunu sürekli vurgulayan Uras, "Bu bir sosyal sorundur. Bütün insanlar bu sorumluluğu almalıdır. Panellere, maddi desteklere ihtiyaç var" diyordu.
Uras, yolculuğu sırasında bölgede görev yapan Polis ve Jandarma'nın da destek verdiğini hatırlattı. Ayrıca, yol üzerindeki vatandaşların kendisine hiç tahmin etmediği şekilde destek verdiğini ve bundan güç aldığını, acılarını biraz olsun unuttuğunu belirten Uras, bir gözlemini şöyle anlattı:
"Konvoya önümüzden bir cenaze arabası bile katıldı. Anneler, kucaklarında çocuklarını getirip, 'Bak bu amca senin için yürüyor' diyor. Bu bana güç veriyor."
Bir çocuk kurtarabilsem ne mutlu
Uras, kızı Selin'in adını sürekli anarken, "Artık Selin'in boşluğu yok. Onun yanında çok insan var. Selin'in yerine yüzlerce çocuk var kucakladığım. Başka evlatların, çocukların hayatını kurtarabilirsem, ne mutlu bana" diyor. Trafik canavarına karşı çok mücadele edildiğini, ancak bunların unutulduğunu belirtiyor, ama ekliyor:
"Ancak, kızımın yaşadığı olay sonrasında toplumda çok büyük bir ilgi uyandı. Bu da beni daha çok güçlendiriyor."
Sevgili Selin'in babasını Kızılcahamam'da karşılaştığımız ilk anda 15 gün içinde çok zayıfladığını gördüm. Ancak, çok inandığı İstanbul - Ankara yürüyüşünde Uras'la vedalaşırken mücadelesinde son derece kararlı olduğunu görmek beni çok mutlu etti.
Umuyorum ki, trafik kazaları, yasalarda yapılacak değişikliklerin yanı sıra sürücülerin alacağı eğitimlerle en aza indirilirken, yolların da kan gölüne dönmesine bir an önce son verilsin.
|
|