|
|
Güler yüzlü Sen KIZ! Şair, “Teyzemin adı Sare" diyerek tanıtmıştı bize onu. Sare Hanım’ı yitirdik; Nâzım Hikmet’i gören bir çift göz daha eksildi dünyadan...
SUNAY AKIN
Ankara Merkez Komutanlığı’nın kapısına gelen kadın, görevliler tarafından durdurulur. İçerdeki hücrelerden birinde kalan ve idam istemiyle yargılanan adamın adını vererek beklemeye başlar.
Bir elinde kekler ve pastalarla dolu bir torba, öbüründe bir bahar dalı tutan kadının yüzünde makyaj yoktur. Makyaj konusunda, beklediği tutuklunun sözleri gelir aklına. “Senin bu takma, takıştırmalara hiç ihtiyacın yok. Takınacağın en iyi huyun, tabii güzelliğin olsun. Şu üstünde taşıdıkların da, bunların karşılığı olan para da bozar adamı. Kızma bu söylediklerime, paranın girdiği yerden insanlık çıkar gider."
Kadın, Mareşal Fevzi Çakmak’ı tanımaktadır. Kendisine, idam cezasıyla yargılanan adamın serbest bırakılması için Mareşalle konuşmasını söyleyenlere “Dünyada hak, adalet diye bir şey kalmamış mı ki, ben Çakmak’a gidip boyun eğeceğim? Gitmem" yanıtını vermiştir.
Bahar dalı
Tanımadığı bir sürü insan “Hoşgeldiniz... Hoşgeldiniz..." diyerek kadına doğru yaklaşır. Arkalarından beklediği adam çıkagelir. Kadını kucaklayıp öptükten sonra yiyecek dolu paketleri tutuklulara uzatır. “Bu paketler sizlerin. Bahar dalı benim. Çiçekleri yakamda kalacak."
Kadının gözü adamın ayağındaki yün çoraplara ve takunyalara takılır. Bir duvarın dibinde oturup bir süre konuştuktan sonra adam yeni yazdığı bir şiiri okumaya başlar. “Bugün pazar / Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar..."
Görüşme sona erdiğinde, adam yerinden kalkar ve kapının ardında kaybolur gözden. Uzun bir koridorda yürüdüğü ayağındaki takunyaların çıkardığı sesten anlaşılır.
Yakasına kadının getirdiği bahar dalını takan Nâzım Hikmet, otuz baharı dört duvar arasında karşılayacağı cezaya çarptırılınca önce Çankırı, ardından da Bursa Cezaevi’ne gönderilir. Her iki yerde de kadın, şairi ziyaretten geri kalmaz. Nâzım Hikmet, açlık grevi yaptığı dönemde hastalanıp, Cerrahpaşa Hastanesi’ne yatırıldığında hastane koridorlarında görürüz “mini mini" kadını. Tanıdığı biri yardım eder kadına. “Bekle" der, “Doktorlar muayene ediyorlar, şimdi çıkarırlar. Odasına giderken bir rastlantıymış gibi karşılaşırsınız."
Nâzım Hikmet odadan çıkınca, kadın özlemle sarılır boynuna. İkisinin sarmaş dolaş olduğunu gören gazeteciler bu fırsatı kaçırmazlar. Ertesi gün, gazetelerde karısının, Nâzım Hikmet’le fotoğraflarını gören Şevket Mocan hakaret dolu sözler savurur: “Alçak karı, casus. Sen onların başısın. Dilerim hapislerde çürürsün, çürürsün hapislerde..." Bu sözler üzerine kadın, kızının hatırına katlandığı kocasıyla arasında kalan ipleri de koparır.
Şaire yapılan haksızlıkların dile getirileceği bir toplantıya katılan kadın, salona doluşan gericiler tarafından ağır hakarete uğrar. Saldırıdan kaçırılarak Kuzguncuk’taki evine geldiğinde, köşebaşına gizlenen bir yobazın, elindeki taşla başına vuracağı sırada, olayı fark eden bir polis tarafından kurtarılır. Eve girdiğinde Nâzım Hikmet’i düşünür. Yakınlarının yaşamı bu denli tehdit altındayken, serbest bırakıldığında şairin yaşama şansı ne kadar olabilirdi?..
Nâzım neyin olur?
Nâzım Hikmet çok sevdiği memleketini terk etmek zorunda kaldığında, kadın da, evlendiği Avni Bey’in görev yeri olan İkizdere’ye gider. Yıllar sonra bir gün karşısına çıkarıldığı hakim sorar: “Nâzım Hikmet senin neyin olur?.." Kadının yanıtı üzerine hakim “Tevkif kararı" verir. Bu sözü kadın “Tehkik kararı" diye anladığından, bir sürü erkek mahkum arasına konulmasına bir anlam veremez. Katiller ve hırsızlar arasında 22 gün kaldıktan sonra bu sefer Rize Savcısı’nın karşısına çıkarılır. Savcı da aynı soruyu yineler: “Nâzım Hikmet’in neyi oluyorsun?"
Kadına kurulmak istenilen komplonun farkında olan savcı, çekmecesinden Nâzım Hikmet’in bir şiir kitabını çıkarır: “Çok severdim Nâzım Hikmet’i. Başka eserlerini de okudum. Toprağı bol olsun rahmetlinin!.."
Şairin ölüm haberini alan kadın, ona olan sevgisinden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Ablasının oğlu, sevgili yeğeni, kendisi için şu dizeleri yazan Nâzım Hikmet yoktur artık dünyada.16 Haziran günü, Nâzım Hikmet’in teyzesi Sare Hanım’ı 95 yaşında kaybettik. Nâzım Hikmet’i görmüş bir çift göz daha eksildi dünyamızdan. Dünya bir parça daha yoksullaştı, bir parça daha kaybetti sıcaklığından!..
|
|