|
|
Taktik savaşı Ömer Üründül
Dün geceki zorlu yarı final mücadelesi tam bir taktik savaşına sahne oldu. Doğal olarak oyun iki taraf açısından da kontrollü başladı. Portekiz, rakibinin gücünü bildiğinden ve de kazandığı toplarda yardımlaşmalı pres karşısında organize olamadığından kendi alanında kalabalık bir savunmayla sabırlı futbolu tercih etti. Bu doğru bir taktik stratejiydi. Ve kaleye geldiği ilk pozisyonda da golü buldu. Skor avantajını yakaladıktan sonra takım savunması daha garantili ve daha moralli bir hale geldi. Fransa da mecburen risk aldığından devrenin kalan bölümünde Portekiz de zaman zaman tehlikeli atak girişimlerinde bulundu. Fransa hücumda bir türlü etkili olamadı. Çünkü gömülü savunmayı aşacak varyasyonlar gelişmedi. Orta sahada Petit ve Vieira ileriye destekte yetersiz kalırken Thuram da sağ kulvara işlerlik kazandıramadı. Bütün yük başta Zidane olmak üzere Anelka ve Henry'nin üstüne bindi.
İkinci yarıda Portekiz'in beklentisi skor avantajını bir müddet sürdürmek, sonra da hücumda geniş alan yakalamaktı. Ama erken yediği golle beraberliğe düştü. Sonra Fransa'nın biraz daha ağır bastığı ama istediği gibi üretken olamadığı karşılıklı kontrollü anlayışa dayalı bir futbol seyrettik. Bu arada Barthez son dakikada maçın kaderini değiştiren bir kurtarış yaptı. Ve maç uzatmaya gitti. Uzatmada da tablo değişmedi. Ancak uzun süre tartışılacak bir penaltı ile Fransa ilk finalist oldu. Bu penaltıda yardımcı hakem bayrağını kaydırarak Günther Benk"'yu yanına çağırdı ve elle müdahale olduğunu söyledi. Bu uyarı ile hakem penaltı verince saha karıştı. Ama bu itirazlar, kırmızı kartlar her zamanki gibi hiç bir şeyi değiştirmedi ve Zidane neticeyi tayin etti.
Dün geceki ilk yarı final tam bir taktik savaşına sahne oldu. Günümüz futbolunun bu tip maçlarda istediği taktik anlayışlar harfiyen uygulandı. Kale önü pozisyonları çok fazla değildi ama sahada büyük bir mücadele vardı.
|
|
|