30 Haziran 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Türkiye’deki Uzak Asya

Çocuk kurultayında sunulan bir rapor ülkemizde ‘fahişeliğin’ yaşının 15’e kadar düştüğünü gösterdi. Sadece İstanbul’da 500 çocuk ‘seks işçisi’ olduğu açıklandı

ÇAĞLAR ÇAĞATAY


yas01.jpg        1.İstanbul Çocuk Kurultayı’na sunulan, kız çocuklarının fuhuş sektöründe çalıştırılması ile ilgili rapor, “Türkiye Uzak Asya’ya mı benzemeye başladı?" sorusunu akıllara getirdi.
       Dünyada 3 milyonun üzerinde çocuk fahişe olduğu tahmin ediliyor. Bu alanda Asya ülkeleri başı çekerken onu Latin Amerika ve Afrika izliyor. Yine bir başka gerçek de her yıl Avrupa ülkelerine Uzak Asya’dan çocuk fahişelerin gönderildiği iddiaları. Her yıl sayılarının giderek artması dünyada bu konunun kanayan bir yara olduğunun bir göstergesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde 18 yaşını tamamlamamış her bireyin “çocuk" olarak tanımlandığını belirten uzmanlar, özellikle ulslararası ticaret konusunda bir an önce önlem alınması gerektiğini bildiriyorlar.

       80 çocuk biliniyor
       Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Esin Kuntay ile Doç. Dr. Güliz Erginsoy’un hazırladığı ve kurultayda sunulan rapora göre, sadece İstanbul’da 500 kız çocuğu “seks işçisi" olarak çalışıyor. On bir ay boyunca Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şubesi Ahlak ve Kumar Bürosu ile Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi’nde araştırmalar yapan Prof. Kuntay ve Doç. Erginsoy, bu çocukların 30’u ile yüz yüze konuştu, 80’inin de adlarına ulaştı.

       Deneyim yaşı 10
       Araştırmaya konu teşkil eden 30 çocuktan birinin ilk cinsel deneyinin 10 yaşında gerçekleştiğinin ortaya çıkması araştırma sahiplerini bile şaşırttı. Araştırma sonuçlarına göre, 30 çocuktan 2’si 12 yaşında, 4’ü 13 yaşında, 3’ü 14 yaşında, 3’ü 15 yaşında, 4’ü 16 yaşında ve 3’ü de 17 yaşında ilk cinsel deneyimlerini yaşadı. Çocukların anlatımlarına göre bu cinsel deneylerin üçünün ırza geçme, ikisinin de müşteri ile ilişki şeklinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

       Yasal düzenleme şart
       Raporu Milliyet 2000’e değerlendiren Prof. Dr. Esin Kuntay küçük kız çocuklarının ‘fuhuş’ sektöründe kullanılmasının toplumsal bir yara olduğunu kaydetti. Bu çocuklara suçlu gözüyle bakıldığını belirten Kuntay “Onlar mağdur durumda. Küçük yaştaki kızların cinsel açıdan sömürülmemeleri için müşteriyi sorumlu tutacak, hakkında işlem yapacak, yasal bir düzenleme yapılmalı. Bu tür çocuklar için Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme kurumunda rehabilitasyon merkezi bulunması gerekiyor" dedi.

       Hareket halindeler
       Bu çocukların tam sayısını kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Kuntay şöyle devam etti:
       “Bir çalışma mekanından ötekine hareket halinde oldukları için sayılarını kesin olarak belirlemek mümkün değil. Ancak bizim araştırmalar doğrultusunda ulaştığımız sayı 500’ü buluyor. İstanbul’da çocuk fahişeler, arkadaşlarının etkisiyle, özendirilerek bu işe başlıyorlar. Türkiye’deki sayı Uzakdoğu ülkelerinde ve özellikle Tayvan’da çocuk fahişelerin sayısı kadar fazla değil. Ancak, bu çocuklara ulaşılmaz ve bu sömürünün önü kesilmezse sayıları daha da artabilir. Rehabitasyon merkezi kurulursa başı sıkıştığı zaman başvurabileceği, poblemlerini anlatabileceği bir kapısı olur. Sosyal Hizmet uzmanları onun güvenini kazanarak, ailesi arasında hakemlik yapsın. Böylece onları yeniden topluma kazandırabiliriz"
       Rapora göre, çocuk fahişeliğin artmasında parçalanmış aileler büyük bir rol oynuyor.

       Aileler paramparça
       Çocuk fahişelerin aile yapısı ve ailedeki diğer seks işçileri göz önüne alındığında, kızlardan yalnızca yedisinin ailesinde (yüzde 23.3) anne baba çekirdek aile olarak birlikte yaşıyor. Yine araştırmaya göre on kızın (33.3) anne babası boşanmış, beşinin (26.7) anne ve babası boşanmamış oldukları halde, ayrı yaşıyor, yedisinin (23.3) ölüm nedeniyle yalnız annesi ya da babası var. İstatistiksel olarak, kızların çoğunluğu (76.7) şu ya da bu nedenle parçalanmış ailelerden gelmekte.
       Çocuk yaştaki fahişelerin eğitim durumları araştırıldığında ilkokul mezunları ve ilkokullardan ayrılanlar teşkil etmekte; ortaokuldan ayrılanlar arasında, yeterli eğitim olanaklarına sahip olmayanlar çoğunlukta.
       Kendilerine gelecekte ne yapmak istedikleri sorulduğunda, genelde eğitimlerini tamamlamak istediklerini söylemişler. Görüşme yapılan çocukların yüzde 30’u ilkokul eğitimini tamamlayamamış. Sekiz yıllık eğitim 1998 yılından önce çıkmış olsaydı, belki de çocuk fahişeler hâlâ okullarına devam ediyor olacaklar. Mali zorluklarla okulu terk etme oranı yüzde 30. Ailelerinin okulu bırakmaları için zorlanan çocuk oranı ise yüzde 30.

       Tacize uğramışlar
       Rapor seks işçisi çocukların uğradıkları fiziksel, cinsel, duygusal tacizin boyutları konusunda da bilgi veriyor. Bu çocuklara anne ve babaların uyguladıkları cezalar oldukça ilgi çekici. Bu cezalar banyo, mutfak gibi taş zeminleri olan mekanlara uzun süre kızını kilitlemek, hortum, oklava gibi sert cisimlerle başa ve vücudun diğer uzuvlarına yönelik darbelerle çocuğa zarar vermek gibi uygulamaları kapsıyor.
       Fiziksel tacizin yanı sıra, çocuklar annelerinin duygusal tacizine de uğruyor. Bu tür tacizler genç kıza karşı kaba bir dilin kullanılması, küfür içeren sözcüklerin sarfedilmesi ve genç kızı namusu ve onuru ile bağlantılı bir biçimde damgalayıp hakaret etmek oldukça sık görülüyor. Aile içinde veya akrabalar tarafından cinsel tacize uğrayanlar anlatmaktan çekindikleri için bu oranlar düşük gösteriliyor.

       Duyarsızlık süreci
       Fiziksel, duygusal veya cinsel taciz azımsanmayacak oranlarda. Özellikle fiziksel ve duygusal taciz çoğunlukla çekirdek aile sınırları içinde kümeleniyor. Şiddete ve tacize maruz kalan çocuk, zaman içinde aldırmazlık ve kemikleşme olarak nitelendirilen bir tür duyarsızlık sürecine giriyor. Bu süreç evden kaçmakla başlıyor ve suç oluşturan bir davranış ile sona eriyor. Nitekim polis tarafından ailelerine teslim edilen genç kızlardan 20’sinin bir fırsatını bulup tekrar kaçtıkları raporda ayrıntılı olarak anlatılıyor.

       AIDS tehdidi
       Çocuk seks işçileri çalışırlarken ciddi tehlikelerle karşı karşıyalar. Raporda bu tehlikeler ise şöyle sıralanıyor: “İstenmeyen şekilde cinsel ilişkiye zorlanma, fiziksel zarar görme, dayak yeme, yaralanma, saldırıya uğrama, zührevi hastalıklar, AIDS, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kendine zarar verme, şiddetli baş ağrıları, toplumda etiketlenme ve aşağılanma, çok düşük benlik değerlendirilmesi, gelecekle ilgili bakış açılarında karamsarlık, dinlenme hakkından yoksunluk."

       Çalıştıkları yerler
       Raporda çocukların ‘seks işçisi’ olarak pazarlandığı yerler de sayılıyor. Barlar, masaj salonları, özel evler ve bazı otel, motel gibi konaklama yerleri başlıca cinsel sömürü mekanları. Ancak bazı kızların telekız olarak çalıştıkları, yol kenarlarında otostop yaparak pazarlandıkları belirtiliyor. Çocuk seks işçilerinin İstanbul’da yoğun olarak bulundukları yerler şöyle sıralanıyor:
       Asya Yakası; Moda, Kadıköy, Bostancı, Maltepe, Polonezköy
       Avrupa Yakası; Taksim, Galata, Beyoğlu, Dolapdere, Bakırköy, Ataköy, İstinye, Avcılar, Sefaköy, Çekmece, Kilyos, Belgrad ormanları, Yenikapı, Merter, Ayazağa.
       Cinsel sömürü altındaki genç kızların İstanbul dışında görüldükleri kentler ise şöyle:
       Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Kastamonu, Konya, Manisa, Uşak, Fethiye (Muğla), Bodrum (Muğla) ve Şarköy (Tekirdağ).



© 2000 Milliyet