|
|
Euro 2000'de Akdeniz rüzgarı Togay Bayatlı
Avrupa futbolunda bir kez daha Akdeniz ülkeleri ağırlıklarını ortaya koydu.
Hemen hemen sporun her dalında ve spor örgütleri yönetimlerinde süregelen rekabet bu kez de Akdeniz'in başarısı ile neticelendi. Önce Galatasaray'ın UEFA Kupası şampiyonluğu, sonra Real Madrid'in Şampiyonlar Ligi Kupası'nı bir başka İspanyol takımını yenerek müzesine götürmesi ve şimdi de Euro 2000'in finali. Yarı finalin üç ekibi Akdeniz'den. Çeyrek finalde ise altı Akdeniz ülkesi vardı. Evet, şimdi Avrupa futbolunun patronu Akdenizliler. Portekiz'i de Akdeniz'e kıyısı olmasa da aynı bölgeden kabul ediyoruz. Nitekim Portekizliler de Akdeniz oyunlarında yer almak için resmen başvuruda bulundular. 2004 Avrupa Kupası da Portekiz'de yapılacağına göre Akdeniz'in egemenliği Avrupa futbolunda daha da devam edecek gibi görünüyor.
Artık herkes finali düşünüyor. Fransa 1998 Dünya Şampiyonu. Hemen hemen aynı takımla bu kupada yer aldı. İtalya'nın ise üç dünya şampiyonluğu var. Fransız Milli Takımı'nın altı yıldız futbolcusu İtalya'da oynadı ve üçü de halen oynamakta. Ancak İtalyan futbolunu bilmek pek Hollandalılar'ın işine yaramadı. Bu finalin favorisi yok. Ama bana göre yine de İtalyanlar ağır basıyor. Geriye bakıp bizim futbol meddahlarının İtalya - Türkiye maçı sonrası söylediklerini ve yazdıklarını düşündükçe sadece üzülüyorum. Elbette eleştiri yapılır. Ama eleştirilerin bir mantığı olur. Hakaret, aşağılamak spor medyasının temsilcilerine yakışmaz.
Bir de TRT'ye eleştirim var. Önce şunu belirteyim ki, ben Avrupa Kupası'nı Türkiye'den izledim. Bunu yazdığım halde benim orada olmadığımı ifade edenlerin bulunduğunu görünce tekrarlamak gereğini duydum. Evet TRT'yi eleştirdim ve eleştirmeye de devam ediyorum. Çünkü nehri geçip derede boğuluyorlar. Son İtalya - Hollanda maçını İtalyan RAI kanalından izledim. Ünlü futbol hocası Trapattoni'nin ve diğer eleştirmenlerin bilinçli görüşlerini dinleyerek aydınlandım. Peki neden TRT, Fatih Terim gibi Türkiye'nin en başarılı futbol adamını eleştirmen olarak para verip kupaya getirmedi. Diyelim ki Fatih Terim olmadı, yeni teknik direktör Şenol Güneş veya Rasim Kara ile anlaşma yapılamaz mıydı ? İşte meselenin temel noktası bu. Milyarlarca lira verip yayın hakkını alıyorsunuz ama, bu yayını en iyi şekilde sunamıyorsunuz. Oysa Avrupa TV'lerinin hepsi bunu yapıyor. Bir de dikkatimizi çeken bir başka konu var. Maçı anlatan spiker belki 100 - 150 defa sayın kelimesini kullandı. Demek ki maçın on dakikasında dinlediğimiz tek kelime sayın idi. Merak ettim Alman, İngiliz, İspanyol, Eurosport ve diğer ülkelerin kanallarını dolandım. Hiçbir spikerin böyle bir ifadesi yok. TRT artık dünyaya dönmeli. Çağdaş yayıncılığa adım atmalı. Yalnız Sezar'ın hakkını Sezar'a da verelim. TRT'den başka Türk sporuna her branşta katkıda bulunan bir başka televizyonumuz da yok.
|
|
|