4 Temmuz 2000 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Umur TALU Fotoğrafı: 8375 bayt
Bu nasıl milli takım!

PARİS


       İki sene sonra bir kez daha tanık oldum.
       Futbol (ve tabii şampiyonluk!) sayesinde...
       Çok etnisite ve çok kültürlülüğün...
       "Saf kan" ırkçılığa karşı...
       "Cumhuriyetçi" zaferine.

       . . .

       Bundan dört yıl önce Fransa Milli Takımı İngiltere'deki Avrupa Şampiyonası'na katıldığında, ırkçı - milliyetçi "Cephe"nin lideri Le Pen, "Bu nasıl milli takım? Oyuncuların çoğu Fransa Milli Marşı Marseillaise'i dahi bilmiyor" demişti.
       Gerçekten de, çoğu Kuzey ya da kara Afrika kökenli yahut "Dom - Tom" denilen uzak adalardan Fransa'ya uzanmış ailelerin çocukları olan "72 milletten" oyuncularla temsil ediliyordu "milli" takım.
       Devir, yabancı düşmanlığının heyheylendiği, işsizlik ve benzeri sorunların "yabancılar"ın varlığıyla teğellenip ırkçı - milliyetçi "tehlike"nin kapıyı inlettiği bir devirdi.
       Küreselleşmenin, bir yandan ABD hegemonyasının, bir yandan da Avrupa Birliği "sınırsızlaşması"nın tedirgin ettiği Fransızların önemli bir bölümü de, aralarında "bizimkiler"in de bulunduğu "yabancılar"ı günah keçisi sayıyordu.

       . . .

       Ondan iki yıl sonra Fransa, Dünya Kupası'na ev sahipliği yaptı.
       Takımdaki "ötekiler" azalmamış, artmıştı. Bir tarafta, Milli Takım etrafında bayraklı, milli marşlı, üç renkli "milli" simgeler coştu, bir taraftan da millet, milliyet gibi kavramlar "ırk - etnisite" temelinden temelli koptu.
       Fransa dünya şampiyonu olduğunda "ırkçı milliyetçiler" hezimete uğramıştı. "Yabancı düşmanlığı" büyük finali kaybetmişti.
       Madalyonun öteki yüzünde ise, Milli Takım'da kendi yahut akraba "milliyetleri" de temsil edilen Afrikalıların, Arapların ve bilumum sömürge kökenliler ile iş - aş - göç zincirinde Fransız toplumuna karışmış her kökenden yabancının, elde bayrak, "Fransa Cumhuriyeti'ni oluşturan unsurlar" olarak tanınması ve bütünleşmesi vardı.
       Paradoksal biçimde, "saf kan" Fransızlar, "milli olmayan" çok kültürlülüğü tescil etmek zorunda kalırken, "gayri milli" yabancılar da millileşiyordu.

       . . .

       İşte o, Dünya Şampiyonu Fransa önceki gün bu kez "altın goller" ile iki yıl sonra da Avrupa Şampiyonu olurken, "Milli Takım"dakilerden sadece dördünün "saf kan" Fransız olması artık kimseye batmıyor, batanlar ise sesini çıkaramıyordu zaten.
       Simgesel biçimde...
       Aynı, topluma ve "Cumhuriyet"e sonradan katılanların, daha doğrusu katılma çabası içinde olanların kendi aidiyetleriyle Fransız aidiyetlerini harmanlayarak "millileşmesi" gibi...
       Son şampiyonluğa da, oyuna "sonradan" alınan, üçü de "yabancı" kökenli olan, üç "yedek", Wiltord, Pires ve Trezeguet damga vurdu.

       . . .

       Futbol sık sık "boyunun ölçüsü"nü aşabiliyor.
       Çifte şampiyon Fransa...
       "Öteki" olmak...
       Irk - etnisite, milliyet...
       Kültür - din...
       "Yabancılık" ve yabancı düşmanlığı...
       Bütünleşme ve aidiyet...
       Çok kültürlülük ve ulus - devlet...
       Cumhuriyet üstüne... kanatlardan ve altı pas içinde ilginç bir deney yaşatıyor dünyaya.
       Top gerçekten de yuvarlak ve maç da 90 dakikadır; hatta daha da uzun!
      


Yazara E-Posta: umur.talu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet