|
|
Terim'li altın çağ Erdoğan Şenay
Galatasaray yönetimi çok ince siyasetle Fatih Terim ve Hakan Şükür gibi iki Cim - Bom abidesinin üstlerini çiziverdi bir anda... Dört yıl boyunca hem Türkiye'de, hem de Avrupa'da fırtına gibi esen Cim - Bom'un bu öldürücü şimşeklerini ustaca (!) harcamak Galatasaray gibi bir camiaya aslında yakışıyor muydu ?..
O Terim ki, Florya Tesisleri'nde yoktanı var eden adamdı... Galatasaray hegomanyasını kurmak için takımını bir kuyumcu hassasiyetiyle işlemiş, oynar mı - oynamaz mı ikilemi üzerine fal açılıp, bahis tutulan minik Emre'yi kısa zamanda "dev adam" haline getirmişti. Suat'ı, Fatih'i, Ümit'i, Ergün'ü, Arif'i, Okan'ı, Bülent'i yoktan var etme sihirbazlığını da kolayca ortaya koymuştu İmparator.. Onun özellikle takımdaki "anahtar adam" Hagi üzerinde kurduğu sevgiye dayalı otoriteyi dikkatle ve saygıyla takip etmişimdir.... Türkiye'ye geldiği zamanki yarışma psikolojisinde büyük özürleri olan yaşlı Hagi'yi, kadroda "olmazsa - olmaz" bir yarışmacı haline getirmek kolay bir teknik adamlık zanaatı mıdır ? Gerektiği zaman antrenman saatini Hagi'nin uçaktan iniş zamanına ayarlayarak, onu onurlandırmayı bile bilmek, ama aynı adam yarışma anında kontrolünü kaybettiği anda da hemen oyundan alıp, soyunma odasına postalayabilmek, ancak Fatih Terim gibi psikoloji uzmanı teknik kafalarda yaşayan futbol doğrularıdır.
Hakan Şükür'ü de, Avrupa'da aranan santrfor zamanlamasına doğru sivrilten isimdir Fatih Terim... Onu bir "hücum pres boğası" kıvamına getiren "Top bizdeyken golü arayan adamsın - ancak top rakibe geçtiği an ölümüne prese girecek ilk kişi de sen olmalısın" şartlanması ile önce Galatasaray zaferlerine, şimdi de Avrupa pazarlarına kazandırmıştır Terim usta... Ama dört yıl devam eden Cim - Bom sultasında haklı olarak "öne çıkan adam" olmak başına büyük dertler de getirmiştir hocamızın... Başta Başkan Faruk Süren olmak üzere kulüpteki bütün Fatihseverlerin aklına girip, sürekli "Kimse Galatasaray'dan büyük değildir" fısıltısını kulaklara akıtanlar, aslında kendi yönetici kısırlıklarının kıskanç birikimlerini dökmüşlerdir Galatasaray'daki sağlıklı beyinlerin içine... Bu yöneticilerin özellikle ekonomik konulardaki beceriksizliklerinin üstünü de defalarca örtüp, kapatan adamdır Fatih Terim... Ama hayır, "Dört yıl Fatih'e tahammül etmenin ne demek olduğunu biz biliriz" diyebilecek kadar Terim sevgisizliğini, saygısızlığını açığa vuranlar ona yeni senenin yeni şartlarını götürmekte kasten geç davranmışlar ve Terim'in defterini ustalıkla (!) kapatmışlardır.
Hakan Şükür'ün durumu da ayrı bir dramdır işin aslında... Eğer ondan alacakları parayla kulübün bir açığını kapatma yoluna gitselerdi bu tutuma kimsenin bir diyeceği olmazdı... Ancak yapılan transferlerle görülüyor ki Galatasaray'ı geri planda yöneten sivri kafalar "Biz bu işi ne kadar iyi bildiğimizi işte şimdi sizlere ispat edeceğiz" demeye getiriyorlar sözlerini... Halbuki başta Fatih hoca olmak üzere Hakan Şükür'ü de kaybettikleri ve kaybedecekleri diğer "altın çağın çocuklarını" da nasıl arayıp, pişmanlıklarını ne kadar saklamaya çalışacaklarını bir bilebilseler...
Neden mi ?.. Çünkü Cim - Bom'un takım iskeleti ve teknik kulübesi Türk çocuklarından uzaklaşıp, süratle yabancılaşıyor da ondan.
|
|
|