7 Temmuz 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Taha AKYOL Fotoğrafı: 14404 bayt
Üniversite

       FRANKFURTER Allgemeine saygın bir Alman gazetesidir. 3 Temmuz 2000 tarihli sayısında şunları yazıyordu:
       "İstanbul Üniversitesi rektörü, bünyesinde bulunan bir bölümü daha kapattı, rektör bu defa da Türkiye'nin bilim tarihi konusundaki tek araştırma merkezini hedef aldı. Bölümün sahip olduğu uluslararası ünü ve itibarı ile bölüm başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun büyük otoritesi ve tanınmışlığı bile rektörü böyle bir kararı almaktan vazgeçiremedi..."
       İktisat Fakültesi'ni mahveden, saygın bilim adamlarını üniversite görevlerinden istifa mecburiyetinde bırakan bu 'kahraman' rektörümüz neden acaba bilim tarihi bölümünü kapattı?
       Alman gazetesine göre:
       "Rektör için, bölümün en önemli kusuru, Osmanlı bilimi tarihi ile uğraşıyor olmasıdır. Güya Osmanlı'da bilimden ziyade kültürel gerilikten söz edilebilirmiş. Bilimin Türkiye'ye girişi ancak Kemalizmle mümkün olmuş..."
       Hayret ki, ne hayret!
       * * *
       ATATÜRKÇÜ ama çağdaş ve özgürlükçü Atatürkçü Prof. Toktamış Ateş, Alemdaroğlu'nun işlerini eleştiren yazılarından birinde "Bu tür işler Atatürkçülüğe zarar veriyor. Kimsenin hakkı yok buna..." derken tam gerçeği ifade etmiştir. (Cumhuriyet, 13 Haziran 2000)
       Alemdaroğlu'nun hakkı yok ama gücü var, kudreti var... Yeni 27 Mayıs tehditlerinde bulunacak kadar güçlü, kudretlidir.
       Cerrahi profesörü Kemal Alemdaroğlu bilim tarihi ve bilim felsefesi hakkında bir tek ciddi kitap okumuş mudur? Uluslararası bir bilim kurulunda onur üyesi midir? Bilimsel Atıf İndeksleri'nde adı geçer mi? Bilmiyorum.
       Ama kapattığı Bilim Tarihi Bölümü'nün Başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, uluslararası bilim camiasında Türkiye'nin yüz akı bir isimdir: Paris'teki "Uluslararası Bilim Tarihi ve Felsefe Kurumu"nun 2. başkanıdır.
       "Uluslararası Bilim Tarihi Akademisi"ne 'onur üyesi' seçilebilen ikinci Türk'tür; birincisi rahmetli Aydın Sayılı hoca idi.
       Alemdaroğlu'nun kapattığı bölüm, AB bünyesindeki Bilim Tarihi Komisyonu'nun yayınladığı raporda övgüler almıştır.
       * * *
       BİLİM Tarihi Bölümü, İÜ Edebiyat Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteriyordu. Alemdaroğlu önce öğrenci alımını engelledi, sonra Felsefe bölümüne bağlayarak "Bilim Tarihi Bölümü"nü yok etti.
       Halbuki dünyanın her yerinde bilim tarihi dört temel bilimin tarihini, gelişme yönünü araştırır: Matematik, astronomi, fizik ve biyoloji... Felsefe bilimle ilgisi oranında bilim tarihinin ilgisini çeker.
       Onun içindir ki, bilim tarihi bağımsız bir dal, bunu araştıran kurullar da bağımsız bölümler ve akademilerdir.
       Alemdaroğlu'nun "bilim tarihi" ve "felsefe" konularında net bir fikri olmayabilir. Ama uluslararası bir bilim tarihi otoritesi olan Prof. İhsanoğlu'na bir danışması gerekmez miydi?
       Zaten Prof. Ateş de "cerrahi uzmanı olan Alemdaroğlu"nun siyasal bilgiler ve iktisat gibi alanlarda uzmanlara sormadan, kimseye danışmadan "keyfi uygulamalar" yapmasını, kıyımlarda bulunmasını eleştiriyor.
       Alemdaroğlu'nun despotik yönetimini protesto ederek Hukuk Fakültesi Rektörlüğü'nden istifa eden özgürlükçü - Atatürkçü Prof. Aysel Çelikel de keyfiliğin bilime saygısızlık boyutlarına ulaştığını belirtmişti.
       Yüksek Öğretim Komiserliği (YÖK) bilimi savunmak için hiçbir şey yapmaz, çünkü ona verilen ödev, 'zaptiyelik'tir.
       Ama böyle gitmez... Anayasamızı liberalleştirmeyi gerektiren dinamikler, üniversiteyi de despotik baskılardan kurtaracaktır.



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet