|
|
İki değinme
Bizim ülkenin "etkin ve yetkin" mehafili bir tuhafdır: Bir zamanlar Yunanistan'ın ve Rusya'nın (SSCB'nin) lehinde iki laf etmeye "cür'et" etdiniz mi "vatan haini" ilan edilmeniz işden bile değildi. Günümüzün modası ise tam aksi... Atina ve Moskova'ya karşı, en azından, "itidal" tavsiye etmeniz bile handiyse "aforoz" edilme sebebi... Zira böylece ya "Yorgo - İsmail" (Modern Türkçesi: Sammy Boy and Georgy Boy!!!) arasına karakedi sokmuş oluyorsunuz ya da uğursuz "Mavi Akım" Dalgası'na taş atmış konuma düşüyorsunuz.
Belki sahiden de öyledir... Ama ben yine de bütün "cesaretimi" (!) toplayıp herşeyi göze alarak iki sorunun cevabını aramak istiyorum:
Atina ne istiyor? Moskova ne istiyor?
Bakınız, Çarşamba Günü Cenevre'de "BM Üçüncü Tur Dolaylı Kıbrıs Görüşmeleri" başladı. Bundan elle tutulur bir sonuç çıkacağını sanmıyorum. Ama emin olduğum birşey varsa o da Yunanistan'ın bunu pek umursamayacağı, hatta bundan memnun bile olacağıdır. Çünkü Türkiye, inanılmaz bir gaflet sergileyerek Kıbrıs ve Ege konularında çözüm platformunu Ankara - Atina arasından New York ve Brüksel'e, yani BM ve AB alanına kaydırmakda beis görmemişdir. Artık Yunanistan, Türkiye için bu konularda "muhatab" olmakdan bile çıkarak geri plana çekiliyor. Atina Türkiye'ye "Git meselelerini Brüksel ile hallet, öyle gel!" diyor. Yahut Kıbrıs Problemi'ni BM çerçevesinde çözümleye zorluyor. Çünkü şayet AB'yi kızdırırsak "Bak, sonra seni Avrupalı yapmam, haaa!!!" diye azar işiteceğiz. Norveç yahut İsviçre, AB üyesi olmadıkları için "Avrupalı" değil! Veya Sırbistan "Avrupalı" olduğu için pek matah bir devlet!!!
BM açısından Kıbrıs "dış kapının mandalı"ymış onu da pek kaale alan yok!
Bir de şu "Şanghay Beşlisi" meselesi var. Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan... 1996'da ilk kez Şanghay'da toplanıp ortak sınırların güvenliğini ele aldıkları için öyle anılıyor. Son Duşanbe Toplantısı'nda Rusya'nın Çeçenistan'da haklı davrandığını kabul ve ilan etdiler. Fakat bir de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin arasında kararlaştırılan "ekonomik ve askeri işbirliği" sözkonusu.
Bu yürür mü?
Bence yürümez! Zira Rusya'nın Doğu Sibarya bölgelerinde Rus nüfus sür'atle azalırken oraya milyonlarca Çinli kaçak olarak girip yerleşiyor. Sadece son 18 ayda bir milyon kişi girmiş. Bu, ileride savaşa bile yolaçabilir, bu bir. İkincisi, Çin'in geleceği ABD ile iyi ilişkilerine, Rusya'nınki ise AB ile iyi ilişkilerine bağlı. ABD - AB ilişkileri ise evlere şenlik! O bakımdan Moskova - Pekin yakınlaşmasının asıl önemi, Ortaasya Cumhuriyetleri ve Çin işgalinde bulunan Doğu Türkistan üzerindeki hakimiyete odaklanıyor. Ama bu işler Ankara'dan nasıl görünür, onu tabii bilemem...
Yazara E-Posta: yatsiz@milliyet.com.tr
|
|