|
|
Salako’nun usta mimarları Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ı tanımayan toplum, Kemal Sunal’ı bağrına bastı. Oysa Sunal, bu iki değerli yazarımızın kahramanlarının sinemaya yansımasıydı
SUNAY AKIN
İnsan ömrünün uzadığı haberlerinin kulaktan kulağa yayıldığı günlerde Kemal Sunal öldü! Dünyada “gen" haritası bulundu ama ülkemizde kalp krizi geçiren bir insana müdahale edecek bir uzman ya da doktor “gene" bulunamadı!.. Biz ise elimize tutuşturulan haritaya bakarak çıkış yolu arıyoruz. Kemal Sunal, bu “komik" halimizin beyazperdeye yansımasıdır. Kendisini beyaz kefene götüren olay da bir Aziz Nesin ya da Rıfat Ilgaz öyküsünden farksızdır.
Sinemaya aktarılan Aziz Nesin’in “Zübük", Rıfat Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı" eserlerinde başrolde görürüz Kemal Sunal’ı. Kitap okumayan bir toplum, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ı tanımaz, tanıyanlar da “vatan haini, Allahsız gomunist" bellerken, Kemal Sunal’ı bağrına basmış, kendinden görmüştür. Oysa Kemal Sunal, bu iki değerli yazarımızın kitaplarından çıkmış bir kahramanın sinemaya yansımasıdır.
Aziz Nesin’in verdiği salaklık oranı içinde yer alır Kemal Sunal. Ne komiktir ki, Aziz Nesin’e öfke duymaya yönlendirilen bu toplum, “Salakoöyu çok sevmektedir. Öyleyse, kitap düşmanlarının yazarlara karşı cephe almaya yönelik politikalarının toplumda kalıcı bir karşılık bulamayacağını söyleyebiliriz. Geriye, toplumu kitap okumaya yönlendirmek kalıyor.
Keçi sütü
Kemal Sunal’ın ölüm haberleriyle geçilen 6 Temmuz Aziz Nesin’in, 7 Temmuz ise Rıfat Ilgaz’ın ölüm yıldönümleriydi. Sinema oyuncusunun ölüm haberi gazetelerde çarşaf boyunda yer bulurken, iki yazara bir yastık kılıfı kadar yer düşmedi. Bu da toplumu uyutma, kitaba değer vermeme politikalarının bir sonucu olsa gerek!
Biz de, “Ha Rıfat Ilgaz, ha babam" diyecek kadar ustalarımızı kendimize yakın gördüğümüzden, onları sevgiyle anmayı sürdüreceğiz. Ne de olsa keçi inadı soyumuzda var. Annesi Fatma Hanım’ın sütü yetmediğinden keçi sütüyle büyütülmüştür Rıfat Ilgaz!
Aziz Nesin, Çatalca’daki vakıf binasının bahçesinde, bilinmez bir yerde yatıyor. Umarım, başucunda bir dut ya da incir ağacı vardır. Çünkü, yazarın annesi, kuşlar başından eksik olmasın diye bu iki ağacın altına gömülmek istemişti. Nâzım Hikmet’in “Vasiyet" şiirinde yazdığı gibi Aziz Nesin’in “Taş maş da istemez hani" diyerek mezar taşına karşı çıkışı da ilk değildir. Hiciv şiirleriyle ünlü şair Seyrani’nin de mezar taşı yoktur. 1866 yılında, Everek’de ölen Seyrani de, tıpkı Aziz Nesin gibi, okul bahçesinin bilinmeyen bir köşesine gömülmüştür.
Her iki hiciv ustasının da üstünde çocuklar koşmakta, yatıp yuvarlanmaktadır.
Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın mezar taşları kitapları, Kemal Sunal’ın ise filmleri olacaktır. Ve gen alanındaki yeni buluş haberleri ortalığı doldursa da “sanat uzun, hayat kısa" sözü doğruluğundan hiçbir şey yitirmeyecektir!
|
|