8 Temmuz 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hasan CEMAL Fotoğrafı: 7283 bayt
Sözler ekonomide tutuluyor, ya demokratikleşme?..

       Hükümetler uzun yıllar verdikleri sözleri tutmadılar. Enflasyonla mücadele ve demokratikleşme konularında... Vaatlerini her seferinde hükümet programlarına, koalisyon protokollerine yazdılar.
       Ama çoğu gerçekleşmedi.
       Kağıt üstünde kaldı.
       Sonuç olarak enflasyon ve hayat pahalılığı can acıtmaya devam etti. Demokrasi ve insan hakları çıtası yükselmedi. Böylece politikacının, siyaset kurumunun saygınlık ve inandırıcılığı halkın gözündeki düşüşünü sürdürdü.
       Ama şimdilerde bu Allah'ın belası kısır döngü bir yerinden, ekonomiden kırılmaya başlıyor. Çünkü Başbakan Ecevit'in DSP, MHP ve ANAP'tan oluşan üçlü koalisyon hükümeti, enflasyonla mücadele konusunda vermiş olduğu sözleri tutuyor. Yıllardır sürüncemede kalmış olan yapısal sorunları ele alıyor, reformcu adımlar atıyor.
       Bir başka deyişle:
       Popülizme rağbet etmiyor hükümet!
       Onun için sonuç fena değil. İlk altı ayın ekonomik göstergeleri olumlu seyrediyor. Enflasyon inişe geçmiş durumda...
       Biliyorum.
       Ekonomi hakkında olumlu, iyimser tespitler toplumun bazı kesimlerinde tepkiyle karşılanıyor. Başta devlet memurları olmak üzere emekli ve işçiler burunlarından soluyor. Çiftçilerin durumu farklı değil. Esnaf da yer yer durgunluktan yakınıyor.
       Bunlar haklı şikayetler.
       Ancak bu durum, enflasyonla mücadele programının bugün için doğru yolda olduğunu söylemeye engel değil. Enflasyonla mücadelenin zorluğu da zaten bu noktada düğümleniyor.
       Tabii bir soru önemli:
       Hükümetin yakın geleceğe dönük olarak almış olduğu bazı ciddi kararlar uygulanacak mı?
       Gevşeme olabilir mi?
       Bu konu özellikle tarımı ilgilendiriyor. Örneğin Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alım miktarları sınırlı tutulacak mı? Ya da bütçe uygulamasıyla ilgili olarak harcamalarda ek kısıntılar yapılacak mı?
       Şöyle de sorulabilir:
       İç talep başı boş mu bırakılacak? Yoksa yer yer dizginlenecek mi? Ek önlemleri akla getiren bu sorular önemli. Zira dış ticaret dengesiyle cari açıktaki sinyaller pek iyi değil.
       Evet, daha işin başındayız.
       Henüz altı aylık bir uygulama söz konusu. Önümüzde daha 30 aylık ince uzun bir yol uzanıyor. Ancak bir altı ay daha sebat edilirse, çok şey değişecek. Türkiye'nin önü açılmaya başlayacak. Gerekli sabır ve irade gösterilirse, 2001 yılının sonunda Türkiye ekonomik açıdan bambaşka bir yerde olacak.
       Bunun için öncelikle enflasyonla mücadele programına dönük 'siyasi irade'nin devamı şart.
       Ayrıca, toplu sözleşmeler alanında yine hükümetin yol ve yön gösterici bir rol üstlenmesinde yarar var.
       Şurası bir gerçek:
       Hükümetin şimdiye kadarki çizgisinde herhangi bir ödün yok. Programın arkasındaki siyasi irade varlığını koruyor. Bu devam ettikçe, enflasyonla mücadele konusunda bu iş oluyor havası, kimsenin kuşkusu olmasın, gitgide yaygınlaşacak.
       Bir konuda daha kimsenin şüphesi olmasın. Koalisyon ortakları eğer bu programdan saparlarsa, oyunbozanlık etmeye kalkarlarsa, duvar bir anda yıkılır.
       Altında kalırlar!
       Yalnız onlar değil, herkes kalır.

Ecevit'in sözü...

       Uzun lafın kısası:
       Koalisyon hükümeti ekonomide sözünü tutuyor. Demokratikleşmede de tutacak mı?
       Demokrasinin başının üzerinde Damokles'in kılıcı gibi sallanmakta olan TCK 312, Terörle Mücadele 8 gibi bazı yasa hükümleri değiştirilecek mi? Yargı bağımsızlığının hukuk devletinin gerektirdiği anayasal ve yasal düzenlemeler yapılacak mı?
       Başbakan Ecevit'in Bilal Çetin'e yapmış olduğu ilginç açıklamalar (Dünkü Yeni Binyıl'da) bu bakımdan umut verici. Ecevit'in sözleri bazı ince ayrımların, nüansların işaretlerini taşımakla birlikte, hükümetin ekim ayından itibaren idam cezasını da içeren bir demokratikleşme paketini parlamento gündemine getireceğini gösteriyor.
       Son bir nokta:
       Erbakan Hoca'nın mahkumiyeti ister istemez Fazilet'i de harekete geçireceği için parlamentonun demokratikleşmede işi ciddiye almasına yol açabilir, hükümetin işini kolaylaştırabilir.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet