8 Temmuz 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Nazire KALKAN Fotoğrafı: 8343 bayt
Rekabet Kurulu'nun ekmek çıkmazı

       Eski bir söz, "Halkın ekmeğiyle oynama, yanarsın" der. Türkiye'de ekmekten haksız kazanç elde eden edene, ama bu yüzden canı yanan pek yok.
       Geçtiğimiz hafta Rekabet Kurulu'nun 5 maya şirketine 538 milyar lira para cezası kesmesi üzerine Kurul'un geçtiğimiz ekimde İstanbul'daki 15 kooperatife toplam 24 milyar lira ceza kestiğini hatırlatmış ve "Acaba Kurul'un kasasına fırıncılardan tahsil edilen bir kuruş girdi mi?" diye sormuştum.
       Yanıtı Ekmek Sanayii İşverenleri Sendikası'nın hukukçu Başkanı Muharrem Keçeli'den geldi. 20 yıllık avukat olan Keçeli açıkça ifade ediyor:
       "İstanbul'da tek bir fırıncı bile para cezası ödemedi. Biz o zaman da Kurul'u uyardık. Sırf kamuoyundan prim toplamak için bile bile olmayan, çalışmayan bir şeye ceza kestiler. Karar alındığında kooperatiflerin çoğu kendini fesh etmişti zaten."
       İlginç değil mi?
       Keçeli devam ediyor: Rekabet Kurulu'nun kararı bize tebliğ bile edilmedi. Edildiği zaman Danıştay'ta itiraz edeceğiz ve sanırım kazanacağız."
       Madem kendilerini fesh edeceklerdi, bu kooperatifler neden kuruldu?
       Keçeli bunun sorumluluğunu da usulsüzlüğe göz yuman belediyelerde buluyor:
       "Kooperatifler ortak dağıtım yaparak ekmek fiyatını aşağı çekmek amacıyla kurulmuştu. Ama ruhsatsız çalışan fırınlar yüzünden iş yürümedi. Belediyeler oy uğruna resmen ruhsatsız fırınlara davetiye çıkardıkları için sayıları her geçen gün artıyor" diyor.
       İstanbul'da Vilayet'te kayıtlı fırın sayısı 2 bin 170 görünmesine karşın gerçekte sayının 4 bine yaklaştığı biliniyor.

Ekmekçiler devletten büfe istiyor

       Ekmek piyasasındaki haksız rekabetin boyutları birkaç kooperatife ya da maya şirketlerine ceza kesmenin ötesinde, çok daha derinlerde. İstanbul'da sayıları 2 bine yaklaşan ruhsatsız fırınların büyük çoğunluğunun son 2 yılda kurulmuş olması, yönetmeliklerin hasıraltı edilerek kanserojen yöntemlerle ekmek üretilmesi, belediye destekli fırınlarda ucuz ekmek adı altında sağlıksız koşullarda ekmeklerin piyasaya sürülmesi vs. aysbergin gerçek boyutları hakkında az - çok fikir veriyor. Bir de bakkal faktörü var tabii.
       Çoğunluğu İstanbul ve çevresinde olmak üzere 2 binin üzerinde üyesi bulunan Ekmek Sanayii İşverenler Sendikası'nın Başkanı Muharrem Keçeli "75 bin liraya satılan ekmeğin yüzde 25'i bakkal karıdır. İstanbul'da bir günde 15 milyon adet ekmek satılıyor. Fırınlardan yapılan satış yüzde 10'u geçmez. Bakkal faktörünün önemi ortada. Halk Ekmek gibi bizlere de büfe verilsin. Bizim fiyatımız da Halk Ekmek'in 55 bin liralık fiyatına yaklaşır. Aksi takdirde devletin sermayesiyle rekabet edemeyiz" diyor.
       Ekmeği deştikçe karşınıza irkiltici veriler çıkıyor. Keçeli'nin altını çizdiği noktalardan bazıları:
       * 1998 Temmuz'unda yürürlüğe giren yönetmeliğe göre Büyükşehir sınırları içinde açılan fırınların müstakil bina olması gerekiyor. Ancak her gün onlarca binanın altında fırın açılıyor. Bazılarını belediyeler açtırıyor.
       * Ruhsatsız fırınların çoğu 40 yıl öncesinin teknolojisiyle çalışıyor. Odun ile hamur aynı tezgahta bekletildiği için kanserojen madde tehlikesi var.
       * İstanbul'da tüketilen günlük 15 milyon adet ekmeğin yüzde 20'si, yani yaklaşık 3 milyon adeti çöpe atılıyor.

WAP'ta hayal kırıklığı

       Reklamlara kapılıp, büyük hevesle WAP uyumlu cep telefonu satın alanlar şu sıralar düş kırıklığı içindeler. Geçtiğimiz cuma bu köşede yayınlanan "Bankaların WAP'ta imaj çalımı" başlıklı yazı üzerine bir e - posta yollayan Yusuf Saraç'ın deneyimi bu konuda iyi bir örnek. Saraç, "İnternetle çok haşır - neşir olduğum için, ne menem bir teknoloji acaba diyerek WAP uyumlu bir cep telefonu aldım. Ve internete bağlanmak için bunun yeterli olmadığını anladım. Bir kere bunun için önce bağlı olduğum GSM şebekesinden data hattımı açtırmam gerekiyormuş. Bunun için de Turkcell merkezine kadar gidip, sözleşme imzalamam lazımmış. Ayrıca her ay 1 milyon 600 bin lira sabit ücret ödemek de cabası. Ne için? Sadece WAP servisi veren sitelere erişmek için! Bence bu telefonları satın alanların sayısı ne kadar artarsa artsın, bu şartlar altında kullanan az olur" diyor.
       The Wall Street Journal geçtiğimiz hafta bu konuya geniş yer ayırmıştı. Altyapıları daha gelişmiş olmasına karşılık Avrupalı tüketici de WAP teknolojisinde henüz aradığını bulmuş değil. Deutsche Telekom'un verilerine göre Almanya'daki 250 bin WAP abonesi, -Türkiye'de henüz 10 bin civarında- internete girmek için için telefonunu haftada bir kere bile kullanmıyormuş. WAP'ın tüm bölgelerde sağlanamıyor oluşu, hizmetlerin azlığı, hatların devamlı meşgul ya da çok yavaş olması en başta gelen şikayetler arasında.


Yazara E-Posta: nkalkan@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet