8 Temmuz 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Derya SAZAK Fotoğrafı: 6896 bayt
Yüzü gülmeyen toplum

       Kemal Sunal, yaşarken filmlerinin gördüğü ilgi gibi onu son yolculuğuna uğurlayan kalabalıkların yürekten sevgisi nedeniyle de sosyal bilimcilere model oluşturdu.
       Son zamanlarda politikacılardan esirgenen duygular başka alanlarda patlama yapıyor.
       Sinemanın bir zamanlar "Şaban" filmleri yüzünden ti'ye alınan güldürü sanatçısına ölümünde böylesine sahiplenilmesinde derin sosyolojik olgular var. Örneğin, televizyonların defalarca ekrana getirdiği "Şaban klasiği"nde bile değişmeyen bir saflık ve dürüstlük söz konusu. Yıllar geçse de Sunal'ın canlandırdığı tipler değişmiyor. Çile çeken, horlanan, ağzından lokması alınan yine de "yüzü gülen", düzenle barışık bir "ortadirek" kahramanıyla karşı karşıyayız. Onun sırtından kazananların aksine hiçbir zaman aklına "köşeyi dönmek" gelmiyor!
       Peki halkımız kendisini güldüren adamın arkasından niye ağladı? Dökülen gözyaşı, usta komedyenin erken ölümüne miydi yoksa, "yüzü gülmeyen toplum"u günlük dertlerinden uzaklaştıran insanların sırayla aramızdan ayrılmasına mıydı?
       Belki de ülkeyi yönetenlerden umut kesildiği için "orta sınıf"ın davasını güden son temsilcilere "veda"nın güçlüğü vardı dökülen gözyaşlarında.
       Liderlerin Anadolu gezilerinde, miting meydanlarında gözükmeyen kalabalıkların, halka yakın sanatçıların son yolculuklarındaki dayanışması anlamlı değil mi?
       Kemal Sunal yaşasaydı; emeklinin içine düşürüldüğü trajikomik durumu ondan başka kim canlandırabilirdi?
       TÜFE'ye bağlanan SSK ve Bağ - Kur emekli aylıklarından söz ediyoruz.
       Malum, avantajlı olacak diye zam oranları son ayın enflasyon oranına bağlanmıştı; temmuz ayında bu hesaba göre işçi emeklilerine 700 bin TL ile bir milyon 200 bin TL arasında - karpuz parası! - artış sağlandı. İşin komiği bundan sonraki aylarda enflasyon rakamı negatife dönerse - eksiye düşebilir - bu durumda işçi emeklileri zam almak bir yana, ceplerinden düşen enflasyon kadar Hazine'ye geri ödeme yapmak zorunda kalabilirler!
       Çalışanı mezarda emekliliğe mahkum eden SSK yine de emeklisi için bir iyilik düşünmüş ve "enflasyonun sıfırın altına düştüğü aylarda bu paranın istenmeyeceğini" güvenceye almış!
       Şimdi İnek Şaban yaşasa, "eşoğlueşşek" demez miydi?
       Zorunlu tasarruf adı altında kesilen dört katrilyonu gasp etmek yetmiyor, TÜFE darbesiyle ayda birkaç dolara (sıfır zam) mahkum edilen emekli neredeyse borçlu çıkarılıyor.
       Türkiye'de 11 milyon kişi, ayda 256 dolar (164 milyon TL) gelirle açlık sınırı altında yaşarken "orta sınıfı" da sefalete itmek, depremden daha şiddetli felakete, sosyal yıkıma yol açabilir.
       Kemal Sunal da aramızdan ayrıldı; "yüzü gülmeyen" toplumu daha kaç yıl Şaban filmleriyle idare edebilirsiniz ki?
       Hayatın gerçeklerine dönmenin tam zamanıdır.



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet