9 Temmuz 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Gizemli vadİ

Edremit Körfezi’ne tepeden bakan, Kaz Dağı eteklerinde kurulu bir köy Yeşilyurt. Şehrin karmaşasından uzakta, yeşilliklerin içinde, oksijeni bol bir bülbül yuvası...

Azer Bortaçina


yas01.jpg        ge’nin gizli koyları Sokakağzı ve Sütlüce’den yola çıkıyoruz. Balabanlı Köyü üzerinden ünlü filozof Aristo’nun M.Ö 348-345 yıllarında felsefe okulu kurup, ders verdiği Assos’a geldiğimizde mahşeri kalabalığı görünce doğrusu tadımız kaçıyor. “İyisi mi, ver elini Küçükkuyu yolu üzerinden Yeşilyurt Köyü" (Çetmi) diyoruz. İzmir yoluna çıkıp, Çanakkale istikametine döndükten üç kilometre sonra, lacivert sulardan uzak, ama körfeze en hakim yerde kurulan, Kaz Dağı’nın eteklerindeki Yeşilyurt’a ulaşıyoruz. Eski adı Büyük Çetmi olan Yeşilyurt yoluna girince gizemli bir vadi kucak açıyor doğa severlere. Zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrili olan köy, şehrin karmaşasından uzak. Köydeki her ev sivil mimarinin en güzel örneklerini sergiliyor.

Köy değil cennet

       Büyük Çetmi, Orta Asya’dan Anadolu’ya yayılan Oğuzlar’ın Çetmi boyunun ileri gelenleri tarafından 550 yıl önce kurulmuş. Fatih Sultan Mehmet bölgeye gelip, Cunda ve Midilli’yi fethedince donanmayı da Edremit Körfezi’nde oluşturmuş.
       Assos’un yanı başındaki Kadırga Burnu ve Akçay’da tersane kurmuş ama Kaz Dağları’nın sedir ağacından inşa edilmesi planlanan tekneleri yapacak usta yok ki. Sultan hemen bir ferman çıkartıp, Toroslar’dan tahtacı ustaları getirilmesini buyurmuş. Gelen tahtacılar Edremit Körfezi’nin çeşitli yerlerini yurt edinmişler. Oğuz boyundan gelen Türkmenler’in bir kısmı da bu cennet köşeyi mekan tutmuş. Daha sonraki yıllarda Çetmi’ye yerleşen Rumlar da dağın eteklerinde “Kirse Mahallesiöni kurup, köyün merkezindeki Türkler’le iyi bir uyum sağlamışlar. 1905 yılında köydeki camiyi yaptırmak için Marmara Adası’ndan Rum taş ustaları getirilmiş. Rum ustaların yaptığı cami özellikle pencereleriyle kiliseye benzer bir mimari sergilerken, köyün meydanına da ayrı bir tad katmış.
       Orta boy taş döşenmiş olan köy meydanı çok geniş ve güzel. Dev çınar ağacının gölgesindeki kahve, meydanı süslerken, renk renk çiçek açan sardunya saksıları da evlerin ön yüzlerine yerleştirilmiş. Yaşlı bir kadın kafesin arkasından Kaz Dağı’nın oksijenini solurken, solmayan yüzü daha da aydınlanıyor. İnsanı cana yakın, doğası bir başka güzel olan köyde pembe çiçekli zakkum ağaçlarının gölgesinden yürüyüp, Büyük Çetmi Oteli’ne doğru gidiyoruz. Köy kadınları bir ağacın gölgesine sığınmış, dantel örüyor. Doğanın sessizliğini ise kuş ve horoz sesleri bozuyor...
yas011.jpg        Doğaya ve doğala saygılı bir anlayışla, taş ve kereste gibi yerel malzemeler kullanılarak Edremit Körfezi’ne en hakim yerde inşa edilen Büyük Çetmi Oteli çölde bir vaha gibi. Otelin sahibi Çetmi boyundan gelen sevgili dostum Mehmet Öngen, eşi Zuhal, çocukları Yağız ve Yiğit bizi görünce etrafımızda pervane oluyorlar.
       İkinci kez bu cennet köşeye geldiğim için o kadar mutluyum ki; önce doğayı özümsemeye çalışıyorum, sonra dostlarla sohbet edip, sade kahvemi yudumluyorum.
       Mehmet’in ailesi 550 yıl önce Çetmi’ye yerleşen Türkmenlerden. Kendisi de bu köyde doğup, büyümüş. Avukat olup, Çanakkale’ye yerleşmesine rağmen elini eteğini çekmemiş zeytin ormanından. 25 yıl önce köy meydanında, “Çetmi’de otel yapacağım" deyince herkes kahkahalarla gülmüş. Ama o herkesin “ulaşılmaz" dediği düşünü gerçekleştirmiş. Klasik yapı anlayışının dışına çıkarak, bir tek zeytin ağacı kesmeden, temellerindeki kayalardan elde edilen binlerce taşı işleterek bu güzelim oteli el emeği, göz nuruyla yaptırmış. Odalar çok sade; ama o sadelikte öylesine titiz bir iddia var ki. Perdeler kanaviçe işli, çarşaflar ve yatak örtüsü Ege’nin kendine has dokusu olan kumaşlarla kaplanmış. Her odanın penceresi ya da balkonundan ormanı ve lacivert suları seyretmek de ayrı bir keyif.
       Köylünün ormanı çok iyi koruduğunu, hiç ağaç kesmediğini söyleyen Mehmet Öngen, çocukluk günlerine döndüğü zaman gözlerinden hüzün bulutları geçiyor:
       “1924 mübadelesinden sonra Rumlar’la Türkler ağlayarak ayrılmışlar. 1940’lı yıllara gelindiği zaman her hafta köye orkestra getirtilip, danslı yemekler tertip edilirmiş. Köylü gençler içinde babam da var, kahvede toplanıp, güzel konuşma yarışması yaparlarmış. Hepsi de dergi ve günlük gazetelere üyeymiş. 1939 yılında eğitim üç yıllık, ama beş yıllık eğitime geçen bir tek Çetmi olmuş. Ben köy enstitüsünden mezun olan Hüseyin Kutlu hocanın talebesi oldum. Hepimiz mandolin çalar, uygulamalı tarım dersleri alırdık. Her hafta bir kitap okuyup, özetini de yazmak zorundaydık. Göçler başlayınca bucak iken, köy olduk. Şimdi, İstanbullular buradaki evleri alıp, onarmaya başladıktan sonra köyümüzün çehresi eski haline döndü."
       Musluklarından Kaz Dağı’nın kaynak suyu akan, bol oksijenli ve nem oranı sıfır olan Çetmi, insana huzur veriyor. Geceleyin penceremi açtığım zaman bülbül sesi odanın içinde çınlıyor. Sabahleyin de kuş ve horoz sesleriyle uyanıyorum. Vadinin ortasında yeşillikler içinde bir cennette miyim acaba...

yas012.jpg

Büyük Çetmi’de tek ağaç kesilmedi

      
  • Zeytin ağaçları içindeki Büyük Çetmi Oteli mimarisi, odalarının güzelliği, cana yakın personeli, özenli servisi ve yemekleriyle dört dörtlük. Kaz Dağı eteklerindeki bu cennet köşede koyun ve tavuk çiftliği de olduğu için süt, yumurta, yoğurt ve peynir ürünlerinin hepsi günlük. Doğma büyüme Yeşilyurtlu olan Nurşen Balcı ve Sevim Çelik’in odun fırınında pişirdiği otlu börek, zeytinyağlı baklava ve köy ekmeği enfes. Zaten tüm yemekler otelin geniş bahçesinden elde edilen zeytinyağından yapılıyor. Tavan ve tabanı ahşap, kaloriferli, sıcak sulu ve şömineli, ikisi suit olmak üzere toplam 25 oda 60 yataklı tesiste iki kişi yarım pansiyon 50, bir kişi 35 milyon lira. Edremit Körfezi’ne en hakim yerde, yeşillikler içinde, havuzu da olan tesiste konaklamak isterseniz 0 286 752 24 34 - 35’e telefon edip, yerinizi ayırtabilirsiniz.
  • Köyün ilk oteli nar, zeytin, badem ve zakkum ağaçları arasındaki Çetmi Han’da biri süit, 15 oda var. Kaloriferli otelin ağaçlar içindeki bahçesi doğaya uygun tahta masa ve iskemlelerle donatılmış. Hafta sonu kişi başı yarım pansiyon 33 dolar. Hafta içi ise 30 dolar. Kırmızı etin olmadığı mönüde balık ve tavuk var. (Tel: 0 286 752 61 69 - 70)
  • Küçükkuyu’dan Assos’a giderken Balıkçı İrfan’ın lokantası var. Deniz ürünleri taze, plaj enfes.
  • Feribotu tercih ederseniz Bandırma’yla Yeşilyurt arası 270 km.

  • © 2000 Milliyet