|
|
Orası Almanya burası Türkiye Almanya'nın ülkedeki nükleer santralleri kapatma kararı, bir Alman firması olan Siemens'in Türkiye'de santral ihalesine girmesini engellemedi
HİCRAN DURAN
Alman hükümetinin, ülkedeki nükleer santralların tümünü kapatma kararına rağmen Alman ortaklı Siemens Şirketi, hazinenin kredi güvencesi vermemesi nedeniyle ertelenen, 24 Temmuz'da yinelenecek Akkuyu Nükleer Santrali ihalesinde katılacak. Türkiye'deki Siemens yetkilileri nükleer santrallar konusunda Almanya'da alınan kararın, Türkiye'de ihaleye girmelerini etkilemediğini açıklarken, çevreciler artık terkedilen bir teknolojinin ülkemize getirilmesine karşı çıkıyor.
Ekonomik ömür meselesi
Siemens Şirketi'nin Enerji Üretimi Bölümü Direktörü Selahattin Hakman santralla ilgili şu açıklamayı yapıyor... "Almanya'daki kapatma kararı, nükleer reaktörlerin ekonomik ömürlerini tamamladıktan sonra kapatılmasını öngörüyor. Dolayısıyla bu konudaki faliyetlerimizde değişen bir şey yok. Almanya'da nükleer santrallerin tehlikeleriyle ilgili bir kamuoyu oluştu. Varılan nokta, santralların ekonomik ömürlerini tamaladıktan sonra kapatılmaları. Akkuyu'ya örnek teşkil eden Neckarwestheim santralı en azından 25 yıl daha kalacak. Bizim ihaleden çekilmemizi gerektirecek bir şey yok."
Bu karar bir itiraf
Greenpeace örgütü ise Almanya'da alınan kararın aslında bir itiraf olduğunu ve Türkiye'nin bu itirafı duyması gerektiğini iddia ediyor. Greenpeace Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası'nı yürüten Melda Keskin, şunları söylüyor: "Siemens bir Alman firması, bir ülkenin kendi reaktörlerini kapatması bizim için olumlu bir gelişme. Bu tipik olarak çağını kapatmış bir teknolojinin itiraf sahnesi. Almanlar reaktörleri kurdu, işletti ve astarının yüzünden pahalıya geldiğini farketti. Atıklarını nereye koyacağını bilemedi. Halkın tepkisi de giderek daha da büyüdü. Kararın alınmasında tüm bunlar etkili oldu. Bu kararla Almanya, nükleer endüstrisinin artık çağını kapattığını belgelemiş oldu. Bizim idarecilerimiz de 'bir başka başka ülkenin reddettiği bir teknolojiyi ben ülkeme sokmam' diyebilmeli." Keskin'in nükleere alternatifi ise rüzgar enerjisi.
Tasarruf etsek yeter
Keskin'in bu önerisi Elektrik Mühendisleri Odası tarafından da destekleniyor. Elektrik Mühendisleri Odası, Nükleer Enerji Komisyon Üyesi Arif Künar, enerji açığı konusunda şunları söylüyor: "Türkiye nükleere zorlanıyor. Şu anda Enerji Bakanlığı'nda onaylanmış halde 1460 MW gücünde bir rüzgar santralı projesi bekletilmektedir. Bu proje, neredeyse Akkuyu Nükleer Santralı'nın üreteceği elektriğe yakın enerjiyi en geç bir yılda üretebilecek kapasitededir. Ayrıca, ihalesi bitmiş ve inşaatı süren onlarca hidroelektrik santrali, ödenek verilmediği için beklemektedir. Özelleştirilen dağıtım ve iletim hatlarına hiçbir iyileştirici yatırım yapılmamakta, kayıp ve kaçakların oranı sürekli büyümektedir. En çok elektrik tüketilen İstanbul'da kayıp ve kaçaklar yüzde 24'den yüzde 37'lere tırmanmıştır. Mevcut Termik Santrallerindeki kapasite kullanımı, Avrupa'da yüzde 60'lar civarında iken, ülkemizde yüzde 40 - 42 civarındadır. 2000 Ulusal Enerji Verimliliği Kongresi'nde konuşan eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel; 'Türkiye'nin ürettiği enerjinin yüzde 30'unu israf ettiğini' belirterek 'Bunu tasarruf edelim' demiştir."
Kurallara uymayan gitti
* ABD'de 1995'te tamamlanan 5.5 milyar dolarlık (yaklaşık 3.5 trilyon TL) Shoreham Nükleer Reaktörü, yerel yetkililerin istediği acil durum boşaltma planını sağlayamadığı için kapatıldı.
* Akkuyu projesi için teklif veren Siemens'in Almanya'daki referans reaktörü olan Neckarwestheim da diğerleri gibi kapatılacak.
* Yine Akkuyu ihalesine katılan AECL Şirketi'nin Kanada'da yapmış olduğu yedi CANDU reaktörü bağımsız bir raporda kıyasıya eleştiri aldı ve 1997'de güvenlik nedeniyle kapatıldı.
* Nükleer reaktörler Körfez Savaşı ve Kosova Savaşı'nda da görüldüğü gibi potansiyel hedefler haline geliyor. Geleneksel silahlarla vurulduklarında bile, ülkelerini mahvedecek bir radyoaktif serpinti yaratıyorlar.
Santral kapandı ölümler azaldı
New York'ta yayınlanan bir raporda nükleer santralların kapanmasının çocuk ölüm oranlarının düşmesini sağladığı öne sürüldü. Radyasyon ve Halk Sağlığı Projesi adlı kuruluştan araştırmacı Joseph Mangano'nun hazırladığı rapora göre, yeraltı sularına ve besin kaynaklarına sızan radyasyon, gençlere zarar veriyor, bu nedenle nükleer santralların kapatılması çocuk ölüm oranının düşmesine yardımcı oluyor. Çalışma, bilimsel olmadığı iddiasıyla nükleer enerji endüstrisi tarafından reddedilirken, Mangano, California'daki Rancho Seco reaktörünün 1989'da kapatılmasından sonra çocuk ölümlerinde yüzde on altı azalma görüldüğünü açıkladı. 42 milyon Amerikalı, nükleer santrallerin 80 km'den daha yakınında yaşıyor.
|
|