9 Temmuz 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Fikret BİLA Fotoğrafı: 5501 bayt
Erbakan'a verilen ceza

       Kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan'a verilen hapis cezası, bir yandan Türk Ceza Yasası'nın 312. maddesini, bir yandan da genel olarak demokratikleşme tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
       Düşünceyi ifade özgürlüğü Türkiye'nin öteden beri temel sorunlarından biri olarak görülüyor. Bu bağlamda, düşüncenin cezalandırılması elbette savunulacak bir uygulama değil. Siyasi bir kişilik olsun veya olmasın, insanların düşüncelerini ifade etmeleri çağdaş demokratik toplumlarda elbette özgür olmalı.
       Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlandığı bu yıllarda düşüncenin hapisle cezalandırılması, ilkel bir görünüm yaratıyor. Hele, Başbakanlık yapmış bir siyasinin bir konuşmasından dolayı hapse mahkum edilmesi ve siyasetten ömür boyu yasaklanması da demokrasinin çağdaş değer yargılarıyla bağdaşacak bir durum değil.
       Bu nedenle Türkiye, düşünceyi ifade özgürlüğünü sınırlayan bütün engellerden kurtarılmalı ve bir hukuk reformuyla çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.
       Ancak, demokrasinin ve laik Cumhuriyet'in temellerini tehdit edecek biçimde toplumun güvenliğini bozmaya, halkı dil, din, ırk, mezhep duygularını istismar ederek birbirine düşürmeye yönelik eylemlere karşı da mutlaka hukuki yaptırımlar bulunmalı.
       İşte, Türk Ceza Yasası'nın 312. maddesindeki düzenleme de bu açıdan değerlendirilerek, değiştirilmelidir. Düşünceyi özgür bırakan, tehdit ve dolayısıyla suç oluşturan eylemleri ise cezalandıran yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır.
       Batı demokrasilerinde de durum böyledir. Bir siyasiyi ömür boyu siyasetten yasaklama yerine, ağır para cezaları veya belirli sürelerle siyaset dışında bırakma gibi yaptırımlar sözkonusudur.
       Türkiye'de de Adalet Bakanlığı bu yönde çalışmalar yapmaktadır. Siyasi partilerin demokratikleşmenin gerektirdiği diğer hukuki düzenlemeler gibi 312. maddeyi de bir uzlaşmayla çağdaş bir yapıya kavuşturmaları gerekmektedir.
       Meclis, yeni dönemde Anayasa'dan başlayarak hukuk sistemini tümüyle çağdaşlaştıracak bir reforma girişmelidir. Yıllardan beri siyasi partilerin üzerinde görüşbirliğine vardıkları birçok konu bulunmasına rağmen, harekete geçilememiştir. Yeni dönemde hükümet ve muhalefet bu kez, görüşbirliğine varılan konuları Anayasal ve yasal düzenlemeler haline getirebilir. Özellikle Avrupa Birliği yolunda Türkiye'nin buna gereksinmesi olduğu açıktır.
       Bu konudaki sorumluluk, sadece hükümetin değil, tüm siyasi partilerindir.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet