9 Temmuz 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hasan CEMAL Fotoğrafı: 7283 bayt
İstanbul, Milenium 2000 projesini bekliyor!

       Caz! Müziğin demokrasisi... Şu sıralar İstanbul gecelerini şenlendiriyor. İstanbul Caz Festivali daha çok genç olmasına rağmen Avrupa'da ilk dördün içindeki yerini almış durumda.
       Bu bir başarı.
       Avrupa'da isim yapmış olan İstanbul Müzik Festivali ise bu yakınlarda sona erdi.
       İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği üç festival daha var.
       İstanbul Bienali:
       Venedik Bienali'nden sonra dünyada ikinci sıraya yükseldi.
       İstanbul Sinema Festivali:
       Avrupa'da ilk dörtte.
       Ve İstanbul Tiyatro Festivali...
       İlkbahardan itibaren zincirin halkaları gibi biri biterken diğeri başlıyor bu beş festivalin.
       Her fırsatta bir dünya kenti diye övündüğümüz İstanbul'un güzelliklerine gerçekten kültürel bir derinlik katıyorlar.
       Tabii kültür ve sanat bağlamında yalnız İstanbul'un değil Türkiye'nin de adını bütün dünya gün geçtikçe daha çok duyuyor. İstanbul festivalleri bugün artık dünyanın önde gelen yayınlarında haber ve değerlendirme konusu olmuş durumda...
       Bu beş festivale her yıl dünyanın her yanından 2500 sanatçı katılıyor.
       300 bin de sanatsever izliyor.
       Çok iyi, çok güzel.
       Ama bir eksiğimiz var:
       Gerçek bir kültür sarayı...
       İstanbul hala bundan yoksun.
       Ama yeri gelince, İstanbul'un adını geçirip uygarlıkların, kültürlerin kavşak noktası, beşiği diye nutuk atmayı seviyoruz. Ama ne var ki seksen yıllık cumhuriyet devleti hala en ileri teknolojiyle donatılmış çağdaş bir kültür merkezini İstanbul'a armağan edebilmiş değil.
       Yazık değil mi?
       İstanbul'a çağını yakalamış bir kültür ve kongre merkezi kazandırma yolundaki çabalar 20 yıl öncesine uzanıyor.
       1980'lerin başları.
       Nejat Eczacıbaşı, İstanbul Festivalleri'nin kurucu önderi, Cumhurbaşkanı Evren'e gidiyor. İstanbul'da Ayazağa ormanlığı içinde askeriyeye ait bir araziyi istiyor. İsteği makul karşılayıp düğmeye basıyor Evren Paşa..
       Turgut Özal döneminde yasa çıkıyor. Demirel'le İnönü'nün 1991'de kurdukları koalisyon da konuya sıcak bakmaya devam ediyor. Bir bütçe yapılıyor. Kültür Bakanı Fikri Sağlar zamanında ilk 10 milyon dolar veriliyor.
       Temel 1995'de.
       1997 ve 1998'de Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından toplam 18 milyon dolar daha ödeme yapılıyor. 1998 Nisan ayında Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Yılmaz ve Kültür Bakanı Talay, İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi'nin inşaatında ikinci aşama törenine katılıyorlar.
       İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi Milenium 2000 projesi olarak ilan ediliyor. Cumhurbaşkanı Demirel 2000 yılına yetişmesini istiyor. Bu arada İstanbul'daki bu projeyle Londra ve New York'un New Jersey'indeki iki proje kardeş ilan ediliyor. Ama Londra ve New Jersey projeleri 2000'de gerçekleşiyor.
       İstanbul'unki bekliyor.
       Niye öyle?
       Engel nedir?
       Projenin finansmanı niçin tekliyor?
       İstanbul Sanat ve Kültür Vakfı Başkanı Şakir Eczacıbaşı'nın hükümetten yeterli ilgiyi göremediğine dair bazı haklı yakınmalarının perde arkasında yatanlar nedir?
       Bütün bunlara girmek istemiyorum.
       Benim istediğim tek şey var:
       İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi...
       Çünkü böylece bu çok sevdiğim kentin sanat ve kültür açısından yeni bir derinlik kazanacağına inanıyorum. Kültür turizmiyle, kongre turizmiyle Türkiye'ye de çok şey kazandıracağını düşünüyorum. O yüzden niyetim, Milenium 2000 projesinin bir yıldır niye beklediğinin perde arkasına girmek değil.

Kavga değil!

       Geçen gün hem Şakir Eczacıbaşı'yla hem Kültür Bakanı İstemihan Talay'la uzun uzun konuştum. Kendilerini dinledim.
       Yinelemekte yarar var:
       İstanbul için önemli olan bu projenin bir an önce gerçekleşmesidir.
       Bir yanda İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın başta rahmetli Nejat Eczacıbaşı olmak üzere Şakir Eczacıbaşı'dan tüm yöneticilerine, Evren'den Özal'a, Demirel'den Yılmaz'a, Ecevit'e, Kültür Bakanları Sağlar'dan Talay'a kadarki bunca çaba boşa gitmesin.
       Yazık olur.
       İstanbul Milenium 2000'i, Kültür ve Kongre Merkezi'ni istiyor.
       Önemli olan bu.
       İlgili taraflardan kavga yerine, kapalı kapılar arkasında bunun gereğini serinkanlıkla yapmaları beklenir.
       Dileğimiz bu.


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet