|
|
Ücretleri hâlâ faizden ödüyoruz Mali piyasaların üretimden fazla kazanç sağladığını belirten İSO Başkanı Hüsamettin Kavi, sanayicilerin ücret ve vergilerini faiz gelirinden ödemeyi sürdürdüğünü söyledi
AÇIK - KOYU SOHBETLER / EYLEM TÜRK
Faizlerdeki düşüş trendine karşın, işletmelerin giderlerini faiz gelirinden karşılama alışkanlığını sürdürdüğünü belirten İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Hüsamettin Kavi, “Sanayicinin kendi faaliyetlerinden bu kadar kâr etmesi mümkün değil" dedi. Kavi, 1998’de toplam gelir içindeki payı yüzde 82’ye çıkan faaliyet dışı gelirlerin, 1999’da daha da arttığını söyledi.
Sanayici neden hâlâ faizden kazanıyor?
Çünkü bugün üretim faaliyeti ile para kazanmak mümkün değil. Son beş yılda Türkiye’de faizlerde çok büyük şoklar yaşandı. Hiç bir işletme kendi özvarlığını, bu şartlarda sadece üretim yaparak koruyamazdı. Elinde fonu olan sanayiciler, işçi ücretleri, vergi gibi giderlerini yine bu yolla ödenmeye devam ediyor. Bugün faizler düşüyor ama durum aynı. Sanayicinin kendi faaliyetlerinden bu oranda kâr etmesi mümkün değil. Ne gün üretim mali piyasaların üzerindeki getiriden fazla gelir sağlar, ne gün üretimde yeni kapasitelere ihtiyaç duyulur, o zaman yeni yatırım yapılır.
Faiz geliri olmasaydı sanayici ne yapacaktı?
Borsadaki sanayi işletmeleri, sanayi faaliyetlerinden zarar ettiler. Ama ellerindeki kaynakları mali sistemde değerlendirerek o zararın üzerinde para kazandılar. Buradan kazandıkları fonlarla sanayi alanındaki faaliyetlerini finanse ettiler. Sadece sanayi faaliyetinde bulunsalardı asli faaliyetlerini yerine getiremeyeceklerdi. Ellerindeki fonu olanlar bunu yaptı. Olmayanlar ne yaptı? 400 bin işçiyi nasıl kaybettik? Ellerinde fonu olan şirket sayısı da çok azaldı. Bugün büyümeye yönelik yatırımlar yok.
Kaynakları devlet yutuyor
Yatırım yapılmayan bir sanayi düşünülebilir mi?
Bugün yatırımların payı toplam harcamaların içinde yüzde 2.3. Türkiye’nin yatırıma ihtiyacı yok mu,? Var. Ama Türkiye’nin kaynağa ihtiyacı var. Kaynak yaratabilmek için devletin ekonomiden çıkması lazım. Yeni yapısının tarif edilmesi lazım. Türkiye’de toplam kaynakların yüzde 80’inin kamu, yüzde 7’sini özel sektör kullanıyor. Bu da yapılacak işlerin yüzde 80’ini devletin yapacağı anlamına geliyor.
Devletin üzerine düşen görevler nedir?
Bütçe tekniğinde ciddi revizyona ihtiyaç var. 2001 bütçesi yapacağız. Bu bütçede devletin yönetim yapısı 2000 yılı bütçesindeki gibi mi olacak? Kadro ve harcamalar aynı mı olacak? 2001 yılında hükümetimiz hâlâ 38 üyeli bir kabine mi olacak? Böyle bir yapılanma içinde nelerin olacağının planlanması lazım. 2001 yılı bütçesinde cari harcamalarınızdan tasarruf ediyorsunuz. Çalışanlarınıza düşük zam veriyorsunuz. Faiz giderleriniz azalıyor, oranlar düştüğü için. Faiz harcamalarınız bu nedenle az yansıyacak. Buna karşılık 2001 yılı gelirleri de 1999 ve 2000 oranında artmayacak. Enflasyon ve faiz ilişkisine paralel oranda artacak. Gelirlerimiz de azalacak. İç piyasa da bu koşullar altında kazanacak.
2001’de ince ayar gerekli
2001 yılı bütçesinde neler yapılmalı?
Birinci yarıda neyin ne olduğunu anladık. Bu gerçekler üzerine bizim doğru stratejiyi kurmamız lazım. İşte ince ayar dediğimiz bu. Şu anda elimizde bir bütçe, Merkez Bankası’nın para programı var. Bunların yanında mali piyasalarda ve tarım kesiminde sıkıntılar var. Vadeli işlemler piyasasını hayata geçirmek zorunluluğu var. Bütün bunların yapılabilmesi için Türkiye’nin danışma merciine, arama konferansına, bir 2023 projesine ihtiyacı var. 1923’ten 2023’e Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılı. Türkiye ileriye bakıp, bunun gereklerini yerine getirecek bir devlet stratejisi ortaya koymalı.
2023 projesinde neler olmalı?
Türkiye’nin nasıl bir ülke olması gerektiği planlanmalı. Bölgemizde, Güneydoğu’da ne yapacağız? Hangi sektörlerde derinleşeceğiz? İSO olarak biz bu konuda çalışıyoruz. İstanbul’daki diğer kurumlarla beraber çalışarak ilgili kurumlara aktaracağız veya TOBB kanalıyla projemizi sunacağız.
Enflasyonla mücadele konusunda özel sektör görevini yerine getiriyor mu?
Özel sektör zaten yapması gerekeni 1994’ten beri yapıyor. Türkiye’de enflasyon bütçenin özünden kaynaklanıyor. Bugün borçlanma ihtiyacına nokta koyun, bütçede açık olmasın eflasyon ne olur? Özel sektörün arz ve talebi arasındaki farklılık neyi yaratıyorsa bu olur. Sistem bunu kendi kendine tedavi eder. Ama şu anda özel sektörün kontrol edemediği bir yapı var. Bu da devletin kaynak ihtiyacı. Yapılacak iş burada.
Yüzde 15 zam veremeyiz
Özel sektörün toplu sözleşmeler konusunda tavrı ne olacak?
Kamu kurumları ‘enflasyon hedeflerine uygun yüzde 15 zam yapacağım, farkını ödeyeceğim’ dedi. Biz bunu yapamayız. Bizim toplu sözleşmelerimiz var. Ve de toplu sözleşmelerimizde indeks hep geçmiş altı aydır. O zaman bunun ilkelerini belirlememiz lazım. Aralık ayında bunu söyledim. Ocak ayında kapı kapı dolaştım anlattım, olmadı. Nisanda tekrar söyledik. İnsanlar kendi başlarına kalırlarsa kendi bütçesine ve taahhütlerine göre karar verirler dedik. Ve birkaç örnek böyle oldu. Herkes seyirci kaldı. Sorumluluk paylaşılmalı.
Ekonomik programın ilk altı ayında alınan sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyasi kararlılıkla beraber faizlerin süratle aşağı çekildiği bir dönemi yaşadık. Daha da önemlisi reel faiz. Bugün enflasyonla faiz ilişkisini mukayese ederseniz faizler hâlâ eksidir. Bir müddet sonra bu yerine oturacak. Mart ayı sonunda lirada değerlenme oranı yüzde 6.4. Bu programın ihracat üzerindeki maliyetidir.
Afet Yönetim Merkezi’nde çalışıyor
İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden mezun olan Hüsamettin Kavi, aynı zamanda İl Afet Yönetimi Merkez Kurulu Üyesi.
17 Ağustos’tan bu yana deprem konusunda ciddi adımlar atıldığını söyleyen Kavi, İSO’nun da bu konuda bir çalışma yaptığını açıkladı. Kavi, “Sanayinin deprem risklerine karşı hazırlık anketi hazırladık ve tüm üyelerimize göndereceğiz" dedi.
Kavi, ankette tesislerin aktif faylar üzerinde olup olmadığı, acil ekiplerinin bulunup bulunmadığı, depreme karşı dayanıklı olup olmadığına yönelik soruların bulunduğunu kaydederek şöyle devam etti:
“Anket ile sanayicilerin başka bir bölgeye gitmek isteyip istemediğini öğreneceğiz. Önümüzdeki günlerde üniversitelerle de bir çalışma yapacağız."
Kriz korosu kurdu, konser verdi
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Hüsamettin Kavi ile ekonomik programın ilk altı ayından, toplu sözleşmelere kadar pek çok konu üzerinde konuştuk.
Görüşmede öğrendik ki, Kavi, yoğun işleri içinde sacede biz gazetecilere değil kendine de vakit ayırabiliyormuş.
“Kendime ayırdığım zamanlar sabahları ve hafta sonları" diyen Kavi, şöyle devam ediyor: “Her sabah bir saat tenis oynuyorum. Erken yatıp, erken kalkıyorum. Vücut saatimi böyle ayarladım. Aynı zamanda iyi bir müzik dinleyicisiyim de. Dostlarımızla bir araya geldiğimizde şarkı söyleriz. Özellikle Türk Sanat Müziği söyleriz."
Kavi müziği o kadar seviyor ki, geçen yıl ekonomideki daralma nedeniyle sahibi olduğu Kavi Kablo’daki işler durulunca, yöneticileriyle birlikte “Klasik Türk Musikisi Korosu" kurmuş. Kavi, “İşler azalınca sosyal faaliyette bulunalım dedik. Ve Acıbadem’de İstek Vakfı’nın salonunda bir de konser verdik" diyor.
|
|
|