|
|
Suya akın var İstanbul’da dün en küçük bir su birikintisi bile insanlarla doldu. Deniz, havuzlar hatta fiskiyeler bile “donluların" işgali altındaydı
BİLGE EGEMEN
Dişleri çatır çatır birbirine vuruyor. Çenesi tir tir titriyor. Soğuktan. Herkes pişerken 10 yaşındaki Volkan üşüyor. Çünkü sabah kendini Sarayburnu’ndan denize atmış. Saatlerce çıkmamış. Elleri suda kalmaktan buruş, buruş olmuş. Biraz olsun ısınmak için yüzüstü asfalta yatıyor. Hanya’yı Konya’yı görmesi uzun sürmüyor. Birkaç saniye içinde ızgara olup tekrar koştura koştura denize atlıyor. Deniz, “cızölıyor.İstanbul kıyılarını donlular istila etmiş. Renk renk donlar. Beyaz, ten rengi, gök mavisi... Sudan çıkınca neredeyse dizlere kadar sarkıyor. Ama olsun. Kimin umurunda? Cevap veriyoruz: Kimsenin. Donlular, bu sıcak günlerde İstanbul’un keyfini en çok çıkaranlar. Gruplar halinde kendilerini denize atıyorlar. Atlama stilleri binbir çeşit. Parande, çivileme, balıklama, göbekleme, dizleme vesaire.Sarayburnu’nda denize giren tek tük kadın da var. Onlar, don ya da mayo yerine elbiseleri ve başörtüleriyle suya girmeyi tercih ediyorlar. Çıktıklarında birer Bo Derek’e dönüşüp, kurumak için çimenlere yayılıyorlar. Derin bir “Ooooh!" çekip, ağaçların gölgesinde kestiriyorlar.Ayaklarını denize sarkıtmış yaşlı bir adam, güneşe kafa tutuyor. “Hadi, gel, kolaysa bu taraftan gel!" diyor. Gürültücü çocuklar adamı alkışlıyor. Güneş gelemiyor. Çünkü adam kafasına iki şapka takmış. Şapkalar bariyer olmuş. Güneş, sağdan, soldan, önden, arkadan adamın kafasına bir türlü ulaşamıyor.
Sıcaktan para kazananlar
Herkes Binnaz kadar şanslı değil. Zeki Yıldız, 6 milyon liralık yevmiye için sıcağa rağmen çalışıyor. Otoyol kenarındaki bariyerlere kaynak yapıyor. “Sıcağa nasıl dayanıyorsun" diye sorduğumuzda, “Ne yapalım, çocuklar evde ekmek bekliyor" cevabını veriyor. Ali Çotlu dönerci. “Biz sizden daha şanslıyız. Havanın sıcağı bizi etkilemiyor. Dönerimizin ateşi daha kuvvetli. Havanın sıcağını bize ulaşmadan öldürüyor" diyor.
|
|