|
|
Ata'nın ilk ve son ağlayışı
Hazırlayan : İHSAN YILMAZ
Araştırmacı Nedim Levi, "Çankaya Köşkü'nün Hisse Senetleri" isimli kitabında, başta Atatürk olmak üzere Çankaya Köşkü'nde yaşayan tüm cumhurbaşkanlarının perde arkasında kalmış özel yaşamlarına ışık tuttu.
Çankaya Köşkü'nün 80 yıllık öyküsünü yazan İstanbul Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi araştırmacı Nedim Levi, birçok konuya kitabında yer verdi. Levi'nin kitabından bazı bölümler şöyle:
"29 Ekim 1938'de Cumhuriyetin 15. yıl kutlamalarına katılamayan Atatürk hasta yatağında yatarken, Dolmabahçe önünden deniz yoluyla geçen gençler Atatürk'ün odasına yaklaştıklarında 10. Yıl Marşı'nı söylemeye başlarlar. Gözlerini açan Atatürk yanındakilerin yardımıyla doğrulup, pencereye gider ve gençlere el sallar. O gün yanındakiler Atatürk'ün gözlerinden yaş geldiğini ilk ve son kez görürler. Bunu takip eden günlerde Atatürk'ün doktorlara 'Çankaya'ya gidelim ne olacaksa orada olsun' dediği çeşitli kaynaklarda dile getirilmiştir...
Ata'yı ısıran köpek
Atatürk köpekleri çok sevdiği için Vogs adında bir köpek beslerdi. Ama köpek Ata'nın yoğun ilgisinden, son zamanlarda iyice şımarmıştı. Atatürk kütüphanede çalıştığı sırada içeri giren bir memur saygısını göstermek için eğilince köpek fırlayıp adamın münasip bir yerini ısırmış, canı fena yanan adam, Atatürk'e saygısından canının yanmasına aldırmadan işini bitirip öyle çıkmıştı. Köpek bir süre sonra Atatürk ile oynarken sinirlenip elini ısırınca yaverleri 'sahibini ısıran köpek artık ıslah edilmez' deyip Vogs'u öldürmüşlerdi."
Ayrana ekmek bandırırdı
Dillere destan olmuş sofrasına rağmen, Atatürk boğazına düşkün insan değildi. İştahla yemek yediği pek nadir görülmüştür. Sabahları Türk kahvesi içer, öğlenleri iki dilim ekmeği ayrana batırır, akşamları da sofrasında enfes yemeklere rağmene rakısına bir avuç tuzlu leblebiyi meze yapıp içerdi. Bazen akşamları sofra dağılınca Köşk'ün mutfağına inip her an hazır bekletilen kuru fasulye ve pilavdan yerdi.
Odasına buz sandıkları konulurdu
Doktorlar rahat etmesi için Atatürk'e serin yerlerde durmasını tavsiye etmişti. Fakat sıcak geçen 1938 yazında rüzgarın zerresi olmadığından pratik bir çözüm yolu bulunmuştu. Atatürk Savarona'da kaldığında odasına dev buz sandıkları konulur, Dolmabahçe'ye geçince de onu güneşin kızgın ışınlarından korumak için sarayın pencerelerine dışardan soğuk su fışkırtılırdı.
İnönü traşsızlara kızardı
İnönü'nün en çok kızdığı konulardan biri de traş olmamış erkeklerdi. Tıraş olmamış birini görünce 'jilet alacak paran yoksa beş kuruş vereyim' ya da 'Biz cephede tıraş olacak zaman buluyorduk da sen bu rahatlıkta mı bulamıyorsun?' diyerek azarladığı çoktu.
Bayar - Sezer benzerliği
Bayar'ın gösterişten hoşlanmayan sade bir yapısı vardı. Bu yüzden İnönü zamanındaki Cumhurbaşkanlığı zırhlı arabasını ve eskortu takip eden sayısız polis korumasını derhal kaldırdı. Cumhurbaşkanı'nın tek eskortu, eski bir araba içinde arkadan gelen iki korumasıydı.
Köşkün sığınağı
İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı'na rastlayan ikinci dünya savaşı sırasında hava hücumundan korunmak için köşkün arkasındaki tepeciğin altına gizli bir sığınak yaptırılmış... Köşkün yaklaşık 50 metre arkasında gizli bir yerden girilen sığınağın kapıları banka kasası kapıları gibi çelikten ve içeri zehirli gazı geçirmiyor. Elektrik, su tesisatı, şehiriçi - yurt dışı telefon hattı ve yaşamın düzenli bir şekilde yürüyebilmesi için gereken ne varsa konulmuş. Bakanlar Kurulu için toplantı odası, yatak odaları, banyo, mutfak hepsi mevcut."
Kitaptan Satırbaşları
* Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde annesiyle yaşamış iki cumhurbaşkanı Atatürk ve İsmet İnönü'dür.
* İsmet İnönü, Çankaya'ya çıkınca Atatürk'ün yatak odasını kullandı.
* Çankaya Köşkü'nde tek vefat eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dır.
* İnönü briç ve satranç oynamayı sever, fırsat buldukça Heybeliada'daki evine gidip halkla beraber yüzerdi. İnönü'nün briç merakının aksine yakın arkadaşı Atatürk poker oynamayı tercih ederdi.
* Çankaya'nın duvarlarını genelde Atatürk'ün resmedildiği yağlıboya tablolar süslüyor. Aslında bu Atatürk'ün isteği değildi. Tabloları yapıp köşke getirenleri, sanatçılara olan saygısından dolayı, kırmak istemediği için duvarlara astırmıştı.
* Celal Bayar ay başında Cumhurbaşkanı maaşını alınca parayı kendisi harcamaz Köşk Müdürü'ne teslim ederdi. Ay sonlarında müdürden hesabı alır artan parayı da kendisi saklardı.
|
|