|
|
Kıbrıs'ta çözüm zamanı Öyle görülüyor ki Kıbrıs adına, Kıbrıs Rumlarının üyeliği AB'nin ilk genişlemesinde gerçekleşecek. Kıbrıs sorunu çözümlenene kadar Kuzey Kıbrıs bir biçimde AB dışında bekletilecek.
MEHMET ALİ TALAT
Kıbrıs Cumhuriyetçi Türk Partisi Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun, Türkiye - Yunanistan ve Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde alacağı şekli yorumluyor.
Kıbrıs son günlerde Türkiye'nin gündemine daha fazla girmeye başladı. Ama siyasal sorunundan daha çok iç ekonomik ve siyasal gelişmeleri nedeniyle. Kıbrıs iç siyasetine yönelik olarak tartışılan konular Kıbrıs sorunu ile ilgili duyarlılığı ortadan kaldırdı.
Casusluk suçlamaları ile gelişen fiyasko, gündemdeki önemini şu günlerde yitirirken gözler yeniden Kıbrıs sorununa ve dolayısıyla Cenevre'ye döndü. Kıbrıslı Türklerin bütün sorunlarının temelinde yatan Kıbrıs sorunu önemli aşamalara doğru ilerliyor. Bu sorun uzun süredir devam ettiği için birçok önemli evreler geçirdi. Geldiğimiz noktada ise Kıbrıs AB'nin tam göbeğine oturdu. Birliğin büyük önem verdiği genişlemenin odak noktası adeta Kıbrıs sorunu.
Kıbrıs, Kıbrıslı Rumlar tarafından temsil edilerek AB ile uyum çalışmalarını yürütmekle kalmıyor; üyelik için birçok ülke tarafından destekleniyor. Yunanistan tarafından ise üyeliği tek seçenek olarak görülüyor. Yani, ya Kıbrıs üye kabul edilir veyahut tüm genişleme durur...
Genişleme ise AB için yaşamsal bir gereklilik. Aksi halde bugüne kadar süren sorunlu ama sürekli büyümesi kesintiye uğrayacak. Böylesi bir durum ise uzun yılların birikimine büyük zarar verecek.
Öyle görülüyor ki Kıbrıs adına Kıbrıs Rumlarının üyeliği AB'nin ilk genişlemesinde gerçekleşecek. Kıbrıs sorunu çözülene kadar Kuzey Kıbrıs bir biçimde AB dışında bekletilecek. Bir anlaşmaya kadar sürecek bu bekleme sırasında Kıbrıslı Türklerin AB nimetlerinden yararlanıp yararlanamayacağı o günün koşullarında kararlaştırılacak.
AB yolu çok dikenli olsa da er veya geç Türkiye bu yolda yürüyecek. AB süreci, AB ile uyum adımları ilişkileri öylesine içiçe geçiriyor ki, belli bir noktaya ulaştıktan sonra geri dönüş son derecede zor ve hemen hemen olanaksız hatta zararlı.
Bugün için Yunanistan, Kıbrıs'ı, Türk - Yunan ilişkilerinin birincil konusu olmaktan çıkardı ve bu durumu daha da ileri götüreceğe benziyor. Hatta, belki de Türkiye'nin AB gidişatına yardımcı olmayı, Helsinki'deki ılımlı tavrı sürdürebilir. Son günlerde iddia edildiği kadarıyla TC Dışişleri Bakanı İsmail Cem de Türk - Yunan ilişkilerinde Kıbrıs'ı öne çıkarmamaktan yana. Türkiye'nin politikası da bu yönde.
Türkiye'nin AB sürecinde ilerlemesi, Kıbrıs sorunu engeliyle karşılaştığı anda neler olabileceği elbette o günün koşullarına bağlı olacak. Yani Kıbrıs'ta atılacak geri adımın boyutu ile AB yolunda kazanılacak olan avantajın kıyaslaması yapılacak ve karar verilecek. Belki o gün TBMM bugünkünden farklı bir tutumu oybirliği ile değil ama oyçokluğuyla benimseyebilir.
Halbuki bugün, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye avantajlı bir konumda: Kıbrıslı Türkler yarım yamalak da olsa otuz altı yıldır kendi kendilerini yönetiyor ve bir devlet mekanizmaları var; Türkiye AB adayı oldu ve bölge istikrarındaki önemi artıyor.
Türkiye'nin kendi içinde AB taraftarları ile karşıtları kavga etseler de tarihin akışı AB'yi işaret ediyor. Diplomaside çarelerin tükenmeyeceği gerçeğini bilmek ve bugün elde edilecek bir çözümün gelecekteki çözümden daha az sıkıntılı olacağının bilinciyle hareket etmek, Türk tarafı için en doğru yol olacak. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler sürecini iyi kullanmak bir zorunluluktur.
|
|