11 Ağustos 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Nazire KALKAN Fotoğrafı: 8343 bayt
Petrolde kur darbesi hazineyi karıştırdı

       Yabancı petrol şirketlerine ödenen 2.5 trilyon lirayı haksız bulan Sayıştay, parayı 500 milyon aylıklı Hazine memurlarına rücu ediyor

       40 yıldır devam eden bir uygulama bazı Hazine elemanlarının başını fena halde derde soktu. 1995 - 1997 yılları arasında yabancı petrol arama şirketlerine yapılan 2.5 trilyon tutarındaki kur farkı ödemelerini haksız bulan Sayıştay, belgelerin altına imza atan Hazine memurlarından alınmasına karar verdi.
       Bugünlerde ilgili Hazine memurlarının ellerine sorumlu tutuldukları tutarları bildiren Sayıştay kararları geçiyor.
       Rakamlar takdir edersiniz ki, muazzam.
       Peki bir devlet memuru bu parayı nasıl öder, ödeyebilir mi?
       Üst düzey bir Hazine yetkilisi, "Hesabı siz yapın. Ortalama bir Hazine memurunun maaşı 500 milyon lira. Trilyonları aylıklara bölerseniz, herhalde torunlarımız bile borcun altından kalkamaz" diyor.
       Peki ne olacak?
       Bekleyip, hep birlikte göreceğiz. Karar şimdilik temyiz aşamasında.
       Sayıştay 5. Dairesi'nin aldığı karar 3 yıl önce bir denetçi yardımcısının Hazine'nin bazı hesaplarını incelemesiyle gündeme geldi. Aslında sözkonusu uygulama 1955'ten beri yürürlükte. Denetçinin olumsuz rapor vermesiyle başlayan süreci bir Hazine yetkilisi şöyle yorumluyor:
       "Maliye Bakanlığı'nın bütçeye ödenek koyduğu bir maddeyi Hazine'deki memurun ödememe seçeneği yoktur. Görevi ihmale girer. Kaldı ki bu konuda Hazine yıllardır rahatsız. Bize göre yabancı şirketlere kur farkı ödemenin teşvikle filan ilgisi yok. Kaç defa değişiklik taslakları hazırlandı ama bir türlü komisyonlardan geçmedi. Şimdi zaten itiraz ettiğimiz bir konuda suçlanmamız garip bir durum. Üstelik karar Genel Müdürlere değil, doğrudan tahakkuk memurlarına rücu ediyor. Ancak ortada bir menfaat olmadığı için bizim içimiz rahat" diyor.
       Şu sıralar Bakanlar Kurulu'na sunulan yeni petrol yasası da kur farkları dahil olmak üzere arama şirketlerine verilen teşvikleri kaldırıyor. Kur farkında tablo berraklaşmadığı için bütçeden pay almasına karşın son 3 yıldır yabancı sermayeli petrol arama şirketlerinin hakedişleri de ödenmiyor.

"Otomotiv ete benzemesin"

       Oto ithalatıyla ilgili son bir haftadır konuşulmadık mesele neredeyse kalmadı. Ancak ortada hala bazı yanlış anlamalar var ki, tartışmalar bitmiyor.
       Geçtiğimiz hafta bu sütunlarda çıkan "Gürbulak'tan önce Halkalı ve Gebze var" başlıklı yazı üzerine gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler aradı. Gazetelerde bazı sözlerinin yanlış yer aldığını vurgulayan Keçeciler ısrarla "Otomobilde ihtisas gümrüğü kurulması sözkonusu bile olamaz. AB bize kök söktürür" diyor. Keçeciler 55 ve 56'ıncı hükümetler döneminde et ithalatıyla ilgili yaşanan sıkıntıları örnek gösteriyor:
       "O dönemde et ithalatına yasaklama getirirken kendimize göre haklı bir gerekçemiz vardı. "Bizim halkımız Müslüman. Dışardan gelen et İslami kurallara uygun kesilmiyor" dedik. Ancak karşılığında boş durmadılar. Önce balık ve deniz ürünlerimize taktılar. Arkasından yaprak dediler, sonunda iş fındığa kadar geldi. Baktık 15 - 20 milyon dolarlık et için 600 milyon dolarlık fındık gidiyor elimizden, 57'inci hükümet döneminde kararı geri almak zorunda kaldık."
       Ayrıca Keçeciler'e göre ithal otomobillerin her limandan girmesi buna karşılık gümrük kapılarından yalnızca evrakların geçmesi gibi bir durum da olası değil. Bakan, Gürbulak seçeneğini ise hiçbir şekilde dikkate almıyor. "Orası bizim transit gümrüğümüz. Bu işi isteyenler daha Gürbulak'ın Ağrı'da mı Van'da mı olduğunu bile bilmiyorlar" diyor.
       İthal Otomobilleri Türkiye Mümessilleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mermer'in de bazı ilginç görüşleri var. Bazı AB ülkelerinin ithalat oranının yüzde 6 ile yüzde 18 arasında değişmesini gerçekçi bulmayan Mermer "Bu hesaplar AB'nin tek pazar olması esasına göre yapılıyor. Sadece üçüncü ülkelerden gelen mallar ithalat sayılıyor. Madem öyle, Türkiye de Gümrük Birliği'nde değil mi? O zaman Türkiye'nin ithal otomobil pazarı 1998'de toplam pazarın yüzde 45'i değil sadece yüzde 7.6'sı olmuştur" diyor. Bu da bir görüş...
       Mermer'e göre AB tek pazar sayılmazsa 1999'da İtalya'nın ithalat oranı yüzde 58'e, Fransa'nınki yüzde 41'e, Almanya'nınki yüzde 31'e, İspanya'nınki yüzde 41'e çıkıyor.

IstanbulUlasim

       10 milyonluk İstanbul'da birçok insan aynı saatlerde, aynı yerden aynı yöne gidiyor. Hepimizin aklından zaman zaman geçer; Bu insanları buluştursak hem daha ekonomik olur hem de trafik rahatlar.
       İnternet ortamında tüketicileri biraraya getirmek amacıyla başlatılan Sfenks.net projesi bu yönde bir adım attı. İşe gidiş gelişlerle ilgili bir veritabanını ücretsiz olarak kullanıma açtı. İlgilenen İstanbullular için şu seçenekler sunuluyor:
       * Arabası olanlar diğer arabalılarla dönüşümlü olarak kullanabilecekler ya da arabalarına diledikleri sayıda misafir alabilecekler
       * Arabaları olmayanlar ise benzin ve köprü parasını paylaşmak isteyenlere misafir olabilecekler.




Yazara E-Posta: nkalkan@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet