|
|
Deprem ve inkar
Bu hafta 17 Ağustos'un yıldönümü. 20 bine yakın yurttaşımızın ölümüne neden olan felaketin yıldönümü, depremlere hazırlıklı olma konusunda ne kadar bilinçlendiğimizi değerlendirmek için iyi bir fırsat. Bu değerlendirmeyi yapmasını İTÜ'nün dünyaca ünlü jeologu ve Ulusal Deprem Konseyi üyesi Prof. Dr. Celal Şengör'den rica ettiğimde, kendisini hayli karamsar buldum. Şengör'e göre, depremden bu yana yaşananlar Türkiye'de "inkar kültürü"nün, yani "gerçekler sanki yokmuş gibi davranma" kültürünün ne kadar derinlere nüfuz ettiğini gösteren çarpıcı bir örnek daha.
Şengör'ün bu bağlamda dikkatini çeken hususların başlıcaları şunlar: Başbakanın Ulusal Deprem Konseyi'ni bugüne kadar tek bir defa davet edip, fikrini almamış olması; bugüne kadar hükümetten kimsenin Konsey'e "Ne yapıyorsunuz?" diye sormamış oluşu...
Buna mukabil, 40 yıl öncesine ait verilerle kamuoyunun karşısına çıkıp, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın İstanbul Adaları'nın hemen güneyinden değil, 60 km. güneyinden, yani yaklaşık Bursa'dan geçtiğini (!) iddia eden, ne sismolog olan, ne de depremler konusunda ciddi bir araştırması bulunan Kandilli Gözlemevi Müdürü'nü Başbakanlık Başdanışmanlığı'na getirilmiş olması...
Bu yetmiyormuş gibi, "Türk bilim adamları depremi önceden haber veren aleti icat etti!" safsatasıyla ve başka bir yığın safsata ile kamuoyu önüne çıkan bir "profesör"ün de aynı makamı işgal etmesi... Medyanın, bu konuda konuşmaya bilimsel yeterliliği olup olmadığını sorgulamadığı bir takım "profesörler"in ortaya çıkıp "Beklenen oldu, bir daha İstanbul'da deprem olmayacak!" şeklinde beyan vermelerine çanak tutması...
Şengör hayli öfkeli. Eldeki bilimsel verilerin, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi içinden geçen bölümünün önümüzdeki 30 yıl içinde 7 üzerindeki şiddette bir depremle, bir defada kırılacağını gösterdiğini yineliyor. Eğer MTA Marmara Denizi ve çevresinin en az 1 / 25.000 ölçekli jeoloji haritalarını hazırlamaz ise, yeni bir şey söylemenin mümkün olmayacağının altını çiziyor. Ve soruyor: MTA ne yapıyor? TPAO ne yapıyor? DSİ ne yapıyor? Afet İşleri Genel Müdürlüğü ne yapıyor? Afet İşleri, MTA ve Kandilli arasında eşgüdüm kuruldu mu? Bunların başına yıllardır niçin politik atamalar yapılarak, kurumlar çökertiliyor?
Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Tuğrul Tankut'u da aradım. Tankut, "Konsey'in görevi hükümete danışmanlık yapmak, depremlere hazırlıklı olmak için yapılması gerekenler konusunda öneriler geliştirmek; bunların uygulanmasını zorlayacak bir gücümüz yok" dedikten sonra, Konsey'in bugüne kadar çok verimli bir çalışma yapamadığını teslim etti. Alınacak önlemlerle ilgili taslağı hazırlayacak Komisyon'un raporunu ay sonunda hazır edeceğini; taslak son şeklini aldıktan sonra hükümete ve kamuoyuna iletileceğini söyledi.
Hükümete gelince: Bugünlerde sadece "devlet"i düşünüyor; depremi, milleti düşünecek hali yok... Tıpkı komünist ülkelerdeki gibi "masum olduklarını ispat yükümlülüğünü zanlılara yükleyecek", bakanlar kurulunun tümüne "yutturamadığı", parlamentoya "hiç yutturamayacağı" bir kararnameyi Cumhurbaşkanı'na "yutturma" uğraşında.
Yazara E-Posta: salpay@superonline.com
|
|