19 Ağustos 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Cumhurbaşkanını zorlamak yanlış...

Kararnamelerin siyasal sorumluluğu Bakanlar Kuruluna aittir

FAZIL SAĞLAM


ent.jpg        Memurlara ilişkin KHK, yetki, biçim ya da esas yönünden Anayasa'ya aykırı olabilir. Bunun siyasal sorumluluğu Bakanlar Kuruluna aittir. Yapay bunalımlar yaratıp Cumhurbaşkanını yetkisizliğe ya da yetki aşımına zorlamak yanlıştır.
       Memurlara ilişkin Kanun Hükmünde Kararname Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında bunalıma yol açtı. Kararname sorunundaki yanlışlıkları Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF öğretim üyesi anayasa hukukçusu Prof. Dr. Fazıl Sağlam yorumluyor.

       Memurlara ilişkin kanun hükmünde kararname (KHK) konusu, bir rejim bunalımı boyutuna dönüşecek ölçüde abartıldı. Bu yazıda Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu arasındaki anlaşmazlığa ilişkin bazı yanlışlıklara işaret ederek daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
       1) Birinci yanlış: "Cumhurbaşkanı'nın KHK'leri geri çevirme yetkisi yoktur. İmzalaması ve gerek görüyorsa Anayasa Mahkemesi'nde dava açması gerekirdi."
       Bu görüş herşeyden önce şu nedenle yanlıştır. Kanunları bir daha görüşülmek üzere geri çevirme yetkisine sahip olan cumhurbaşkanının KHK'leri geri çevirmesi evleviyetle (haydi haydi) mümkündür. Ayrıntılara girmeden belirtmek gerekir ki KHK'ler, hukuki nitelikleri bakımından koşulları Anayasada belirlenmiş kendine özgü (sui generis) bir biçim ve kapsamda yürütme organına devredilmiş bir yasama alanıdır.
       Bunların yargısal denetimi de tıpkı kanunlarda olduğu gibi Anayasa Mahkemesi'nin yetki alanı içindedir. Bu açıdan Anayasanın 89. maddesi KHK'lerde "argumentum a fortiori" (evveliyet) ilkesine göre uygulanır. Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi'ne yasaların iptali için dava açma yetkisi, yasaları 89. madde uyarınca geri çevirme yetkisini nasıl engellemiyorsa, KHK'lere karşı iptal davası açma yetkisi de Cumhurbaşkanı'nın kararnameyi geri çevirme yetkisine bir engel oluşturmaz.
       Şu halde Cumhurbaşkanı'nın memurlara ilişkin KHK'yi geri çevirmesi yetki alanı içinde bir işlemdir.
       2) İkinci yanlış: "Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu'nun ısrar ettiği KHK'yi ikinci kez geri çevirme yetkisine sahiptir." (Hatta bazı yazarlar, kendi beklentilerine paralel olarak Cumhurbaşkanının kararnameyi imzalamayacağını belirtiyorlar. Sorunu Cumhurbaşkanı açısından bir kişilik sorunu olarak değerlendirmeye kalkışanlar bile var. Cumhurbaşkanı bu kez imzalarsa önceki davranışı ile çelişkiye düşermiş. Cumhurbaşkanının hukukçu kişiliği bununla bağdaşmazmış...)
       Bu yaklaşım birincisinden daha da vahim bir yanlışlığı içeriyor. Sorun bir kişilik sorunu değil, bir hukuki yetki sorunudur. Cumhurbaşkanının KHK'yi ikinci kez geri çevirme yetkisi yoktur.
       Bu yetkisizliğin hukuki gerekçesini dört noktada toplamak mümkündür:
       * KHK bir yasama işlemi olduğundan yasadaki prosedürü burada da aynen geçerli saymak gerekir. KHK değiştirilerek kendisine gönderilseydi geri çevirme hakkı yeniden doğardı. Ancak Bakanlar Kurulu KHK'yi aynen gönderdiğine göre, Cumhurbaşkanı ilk kez geri çevirme ile anayasal görevini yerine getirmiş, gerekli uyarıyı yapmıştır. Ancak bu kez kararnameyi imzalayıp Anayasa Mahkemesi'ne dava açma yoluna gitmelidir.
       * Cumhurbaşkanının KHK'leri imzalama yetkisi bir onay işlemi değildir. KHK'leri onaylama, TBMM'nin görevidir. Nitekim 91. maddenin 4. fıkrası, açıkça "onay" sözcüğünü kullanmaktadır. KHK'ler yayınlandıkları gün TBMM'ye sunulurlar aksi takdirde yürürlüğe giremezler. TBMM, KHK'leri öncelik ve ivedilikle görüşür, onaylar, reddeder ya da değiştirerek kabul eder. Görülüyor ki bütün bu aşamalarda yetki TBMM'nin elindedir.
       * Parlamenter sistemlerde Cumhurbaşkanı yürütme organının sembolik başıdır. Cumhurbaşkanı imzaladığı kararnamenin siyasal sorumluluğunu taşımaz. Yürütme organının sorumlu kanadı Bakanlar Kuruludur. Olağanüstü kararnamelerden farklı olarak Cumhurbaşkanı KHK'lerin hazırlanışına, görüşülüp karara bağlanmasına da katılmaz. Bu bağlamda Cumhurbaşkanının, uyarı görevi dışındaki müdahalesi parlamenter sistem açısından bir yetki aşımıdır. Bu nedenle yarı başkanlık sisteminin uyguladığı Fransa'dan örnekler sunmak da ayrı bir yanlıştır.
       * Cumhurbaşkanı, kanunların ve KHK'lerin Anayasaya aykırılığı iddasıyla Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açma yetkisine sahiptir. - Basında bir kısım yazarların hararetle savundukları gibi - Cumhurbaşkanı, KHK'yi sürekli geri çevirme (veto etme) yetkisine sahipse, Anayasa Mahkemesi'nde dava açma yetkisinin ne anlamı kalır? Görülüyor ki Cumhurbaşkanının KHK'nin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne dava açma yetkisi, onay ya da veto yetkisine sahip olmadığının başlı başına bir kanıtıdır.
       Memurlara ilişkin KHK, yetki, biçim ya da esas yönünden Anayasa'ya aykırı olabilir. Bunun siyasal sorumluluğu sonuç olarak Bakanlar Kuruluna aittir. Bunu önlemek için yapay bunalımlar yaratıp Cumhurbaşkanını yetkisizliğe ya da yetki aşımına zorlamak son derece yanlış ve özünde demokratik olmayan ve hukuk devleti ile bağdaşmayan bir davranıştır.
       Hukuku olaydan olaya değişen ve çelişen amaçlara alet etmek hukuk değil, hukuksuzluk yaratır. Bir olumsuzluğu önlemek için Cumhurbaşkanını yetki aşımına zorlayanlar, yarın demokrasi ve insan hakları bakımından olumlu bir girişimin Cumhurbaşkanı tarafından önlenmesi halinde söyleyecek söz bulamazlar.

© 2000 Milliyet