|
|
Mutluluk doğada Doğanın öyküsü / Filiz Tosyalı
Bir bebek dünyaya geldiğinde ayağa kalkabilmesi için ne kadar bakıma ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Onu genelde elimde olmadan bir ineğin şirin yavrusu buzağı ile kıyaslarım. Bir tayı düşlediğim de olmuştur.
Şanssızlığımızdan bir an için de olsa söz edebilirim, ama etmiyorum.
Niye mi?
Bir hayvan; bacağını, kulağını, kuyruğunu kaza ile yitirse yerine yenisini yapamaz. Oysa ki pek çok bitki için bu ne kadar da kolaydır.
Yeni bir yaprak,
Yeni bir dal,
Yeni bir gövde...
Yaşamak yıllarca...
Ama ne yazık ki, hep aynı yerde, aynı güzellikte...
İnsanoğlunun kıskançlığı mıdır şu doğaya yaptıkları...Mr. Hanwey Londra sokaklarında elinde şemsiye ile gezen ilk insandır. Şemsiye kullanma alışkanlığını verebilmek uğruna, otuz yıl şemsiyeli dolaştı. Ben, sizleri doğa tarihçisi yapabilmek için bu kadar uğraşmayacağımı biliyorum.Deterjan en büyük yardımcısı oluverdi temizlikle uğraşanların, ev işi yapanların. Sabunu hiç kullanmamış gibiydi insanlar.Deterjanla insanlar arasında kolay ama sahte bir dostluk kuruldu. Deterjanın hünerleriyle insanoğlu büyülendi... Bence bu, saf bir kız veya zavallı birinin aldatılmasıydı...
Ama bir gün; The Silnet Spring isimli kitapta herkesi şaşkına çeviren şu açıklama yer aldı: “Deterjan atıkları değişik yollarla içme sularına karışır."
Deterjanın ihanetine uğramıştı insanlar. Aniden geliveren bu yeni dost için eski dostumuz ve geleceğimiz olan doğadan vazgeçmeyi göze alamazdık.Çevre dostu, bisikletten söz etmek size ilginç gelebilir.
İlk bisikletin ne pedalı ne de zinciri vardı. 1790 yılında Comte Sivrac bisikletin doğa tarihini başlattı. Önünde ve arkasında sadece iki tekerlek...
Nasıl gidiyordu dersiniz?
Ayaklarını yere basarak hareket ettiriyordu.
Eski Roma’da bisiklet yapacak her malzeme olmasına karşın yapılamadı.
Niye dersiniz?
Doğada ona benzeyen tek bir örnek bulamıyorsunuz. Doğa tarihçilerini şaşırtan araçlardan biri bisiklettir.
Aralarında fikir birliği sağlayamayan pek çok bilim adamı bisikleti araştırmıştır.
Son derece dengesiz, yerinde bile duramaz, ama gitmeye başladığında ondan daha dengeli ne vardır? Müşterek karar şu olabilir; en dengeli giden dengesizdir bisiklet.
n Nevada Şelalesi tablosuna dikkatle bakın...
Neler hissediyorsunuz?
İçinizde bir kıpırdanma yakalayacaksınız.
Bu tabloya bakarken, en sıkıntılı anınızda bile mutlu olabilirsiniz. Gerilimlerinin tabloyla beraber sürüklenip gittiğini söyleyenler de oldu.
Tabloyu yapan ressam Fransız. Nevada Şelalesi Tahiti’de.
Kafanızın karıştığını tahmin edebiliyorum.
Pek çok romantik sanatçı gibi o da, bilimsel bir araştırmanın peşinden sürüklenip mutluluğu aramaya gitti.
“Nevada Şelalesi" (Ressam: Albert Bierstadt 1830 - 1902)
n Maoriler Güney Pasifik Okyanusu’nda yaşar.
Birçok Avrupalı ressam Maoriler’in resmini yapmıştır.
Sizce neden Maoriler?
İnsanların mutluluğu, suya yakın yerlerde hissettikleri yıllar önce kanıtlanmıştır.
Rousseau, “Kentlerden uzakta, doğayla baş başa kalarak gerçek mutluluğa erişilebilir" diye bir tez ortaya atınca; fırçasını ve paletini alan koştu.
Bazen bilimsel çalışmalar, ressamın, şirin veya yazarın elinde daha anlaşılır ve kabul edilir hale gelebilir.
Bence sanatçılarımız doğaya olan borçlarını ondan sık sık söz ederek ödeyebilirler. İzleyici, dinleyici ve okuyucu sanatçının bakışından etkilenerek çok daha büyük güzellikleri ortaya çıkarmayı başarabilir.
|
|