|
|
Kayıp yürekler
Bakanlar Kurulu 17 Ağustos'ta Ankara yerine Gölcük'te toplanmış olsaydı deprem raporuna bile girmeyen "kayıp yürekler"le ilgili duyarsızlık vicdanları rahatsız etmez miydi?
Sayfalar dolusu rapor hazırlanıyor, Koray Aydın'ın Beyaz Saray'da bozkurt işaretiyle çektirdiği fotoğraflara yer bulunuyor (deprem konutlarıyla ne ilgisi varsa!), onca doküman ve kitap arasında nedense, sadece kayıp listesi unutuluyor.
Hazindir!
Depremin üçüncü gününde Yalova'da enkaz altındaki inşaat işçilerinin - cansız - bedenleri toplu mezarlara nakledilirken, molozlar da kamyonlara yüklenerek denize boşaltılıyordu. Limana kazandırılan (!) yeşil alanı aslında "meçhul depremzede parkı" diye anmak gerekir.
Dehşet verici gelse de atıkların arasındaki kayıp bedenlerin varlığını gizlemek kolay değildir.
Hükümet, ölü ve yaralı sayısını - düşük de olsa - kayda geçiriyor ama kayıplarla ilgili tahminde bile bulunmuyor.
Sahi kaç kişi kayıp?
Başlangıçta 35 - 40 bin dolayında gerçekleşeceği var sayılan ölü sayısının 17 bin 480 olarak bildirilmesi Allah'ın bir lütfu mu? Binlerle ifade edilmese bile yüzlerce kişinin hala kayıp olması, vatandaşı doğru dürüst bilgilendirmeyen devletin ayıbı değil mi? Elinde fotoğraf ekrana çıkan, gazete ilanıyla umut arayan kayıp yakınlarına saygının gereği özel bir büronun bu insanlar adına araştırma yapması, hastaneleri taraması, göç alan illerdeki kayıtlara bakması değil midir?
Gözü yaşlı aileleri ölüm fikrine alıştırmak kolay değil. Kayıpların yaşadığına inananlar var.
Çarpıcı bir manzara Gölcük'teki Barbaros Hayrettin Lisesi'ndeki mezuniyet töreni sırasında ekranlara geldi. Diploma alan 100 öğrencinin yanı sıra, 53 genç depremde yaşamını yitirmişti. 150'den fazla liseliden ise haber alınamıyordu. Bunlar kayıp mezunlardı!
17 Ağustos'u anma etkinliklerinde gördük. Bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Enkaz altından sağ çıkan ancak bacakları kesilmek zorunda kalan bir insana yapılan yardımın tutarı 600 milyon lira.
Gölcük'ten e - mail gönderen Gülben Öztürk, annesini, babasını, kardeşini kaybetmiş; yaşanılan trajediyi görmezlikten gelenleri eleştiriyor:
"Neden hiçbir yetkili çıkıp da kayıpların ne kadar olduğunu söyleyemiyor? Gölcük Kavaklı Mahallesi mağdurları için yaptırılacak konutları gösteren liste 929 kişiliktir. Her aile ortalama dört birey olsa, dört bine yakın kayıp can eder. Sadece benim oturduğum 22 daireli apartmanda can kaybı 60 dolayında. Alt kattaki kahvehanede ise o gece 40 insanın bulunduğu biliniyor. Hiçbirini sudan çıkaramadılar, üstleri toprakla kapatıldı. Gölcük'te çay bahçesi yapılacağı söylenen yerlerde şimdi onlarca ceset var. Türkiye'de uygulanan doldurma tekniği bu mudur? 10 yıl sonra da o arazilere de şimdiki gibi imar izni verilip bina mı yapılacak?"
Gülben'in isyanı şu sözlerle noktalanıyor:
"İnsan olmanın hiç onuru yok mudur bu memlekette?"
Kayıp yüreklerin üzerine parklar, çay bahçeleri kuruluyor.
Getir bir çay, demli olsun!
Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr
|
|