Balina burada... Köpekbalıkları nerede?
Tabii ki, kim olursa olsun, bir kişi "aynı fotoğraf karesi"ne girdiği bir başkalarının eyleminden peşinen sorumlu tutulamaz...
Tabii ki, suç şahsidir; çocuğunuzun, babanızın, dedenizin filan işlediği suçlardan, tüm hayatınız boyunca aynı albümde yer almış olsanız dahi, peşinen sorumlu tutulamazsınız.
...
Tamam işte!
Bu yazı da burada bitsin.
Bazı gazetecilerin, "tercihli" gazetecilik icra eden bir medya zihniyetinin yaptığı da bu değil mi zaten?
Üstelik, yukarıda, girişte koyduğum ilkeler filan da umursandığı için değil.
Çünkü, bir "gariban" enselendiğinde, çoluk çocuk, tüm sülale, onlar da suçluymuşçasına teşhir edilebilirken, bir "kayırılan" pekala gizlenebiliyor.
. . .
Baktım da... mesela, hükümet liderlerinin gidemediği, muhalefetteki Çiller'in yuhalandığı deprem bölgesini ziyaretinde Sezer'in "soğukluğunu" mesele yapabilenler, Mesut Yılmaz'ın "Balina işadamı" ile aynı fotoğraf karesine girmesini önemsemeyebiliyordu.
Söz konusu olan, o fotoğraf çekildikten (1998) sonra (yani sadece iki yıl) "yoldan çıkan" bir şahıs değil.
Olanca sabıkasıyla o günlere gelmiş, siyasilerle ilişki kurarak, hatta Toptan'a verdiği milyarlar gibi, "harçlık" dağıtarak bu ilişkilerini perçinlemiş...
Muhtemelen o güç gösterisi ve ilişkiler sonucunda da devleti, dolayısıyla vergilerimizi yolmakla suçlanan birisi.
. . .
En azından sorulamaz mı, "Bu ne iş Mesut Bey" diye?
Nerede kaldı gazeteci kuşkuculuğu, merakı, sorgulayıcılığı, titizliği, bağımsızlığı?
Bu meslek, bugün Mesut Bey'i, Devlet Bey'i, Bülent Bey'i, Hüsamettin Bey'i, bir gün Süleyman Bey'i, Tansu Hanım'ı, Necmettin Bey'i filan mutlu etme, rahatsız etmeme mesleği mi?
Köksal Toptan, bu siyaset - ticaret piyasasının alıştırdığı pişkinlikle, "Ne olmuş, herkes alıyor" diyebiliyor ama, muhtemelen, "güçlü" olmadığı için manşetleştiğini de biliyor.
Mesut Bey'den ise en ufak bir izah yok.
Nasılsa fotoğraf karesi Yeni Şafak gazetesinin sayfalarında kaldı; oradan da uçar gider!
. . .
Binlerce canını veren, geçmişlerini yitiren, geleceklerini göremeyen insanların, "Toplanan yardım paraları nerede" diye öfkeyle haykırdığı ülkede...
"Siyaset" ve "devlet" karanlık fotoğraf karelerine girip durmuşsa, asıl enkaz altında kalan, adalet duygusudur.
"Suçlar şahsi" gözükse de, insanlar biliyor ki...
"Paraşüt" varsa, pilotlar da vardır.
"Matador" varsa, boğalar da vardır.
"Balina" varsa, köpekbalıkları da vardır.
Vardır... Vardır!
Varlıkları; sizlerin yokluğunun, yoksulluğunun, yoksunluğunun teminatıdır!
Yazara E-Posta: umur.talu@milliyet.com.tr
|