|
|
Deği tokuş PAZARI Tokat’daki Selemen Yaylası’nda yaz aylarında kurulan pazarda yüzyıllar öncesinin mübadele yöntemleri uygulanıyor. Sütü getiren peyniri götürüyor. Alan da memnun veren de
MUSTAFA ÇETİNKAYA
Kasabalarını bırakıp, hayvanlarını beslemeye yaylalara çıkanlar, geçici göçebeliğin semeresini toplamaya başladı. Hayvanlar semirdi, verdikleri ürünler istenilen kıvama geldi. Yani artık sütü, yağı, peyniri pazara sunmanın tam zamanı. Tokat il sınırları içindeki Selemen Yaylası’nda kurulan pazar da taze ürün satın almak isteyen bölge halkının uğrak yerlerinden biri. Ancak, bu pazar, Anadolu’da her hafta kurulan yüzlerce diğer pazardan farklı. Burada paranız olmasa da alışveriş yapabiliyorsunuz.
Ürüne karşılık ürün
Cuma günleri kurulan pazarda yapılan alışverişlerde fiş, fatura, para kullanılmıyor. Bu pazarda eski çağların mübadele yöntemi geçerli. Beş kilo patates verip, iki kilo süt; üç demet tere verip iki kilo soğan; büyük bir paket makarna karşılığında petek bal; üç kilo eski bakır karşılığında yeni, plastik çamaşır leğeni alabiliyorsunuz.
Yolları bozuk olan yaylaya motorlu araçlarla ulaşmak oldukça zor. Çevre kasabalarda ve yaylalarda yaşayanlar at, katır ve eşeklerle Selemen’e çıkıyorlar ve hayvanlarına yükledikleri peynir, süt, yoğurt, tereyağı, çökelek, bal ve et gibi ürünleri pazara getirirek, buradan ihtiyaçları olan un, çay, şeker, meyve, elbise gibi ihtiyaçlarını karşılıyorlar.
Yıllardır Tokat, Ordu, Sivas illerinin kesiştiği noktada kurulan pazara çevre yaylalarda yaşayanların yanı sıra, taze peynir, yoğurt, süt, et gibi hayvansal ürünleri ucuz ve yerinden almak isteyenler de rağbet ediyor.
Arz talep
Yaklaşık 1800 rakımlı kel tepeler üzerinde, yaz aylarında kurulan pazarın bulunduğu mera alanında, cami dışında bina yok. Sabah erkenden pazara gelen yaylacılar, ürünlerini yük hayvanlarından indirip çimenlere serdikten sonra çevredeki ürünlere göz atmaya ve işe yarar ihtiyaç malzemelerini belirlemeye çalışıyorlar. Göze kestirilen ürünün sahibine gidilerek istek ve karşılığında önerilen ürün teklif ediliyor. Teklifi alan kendini ağırdan satıyor; müşteri bulmuşken elindekini en yüksek değerden değiştirmeye çalışıyor. Öncelikle, takas için önerilen ürüne ihtiyaç olup olmadığı tespit ediliyor. Bir batman (8 kg) peynir karşılığında, bir çuval un takas ediliyor. Zor değişilen ürününe müşteri bulanlar, hemen elden çıkarıyorlar. Burada tamamen serbest pazar koşulları hakim. Arz ve talep değeri belirliyor. Pazarda o hafta çok olan peynirin değeri düşüyor ve daha az gelen bala rağbet artıyor.
Bilek ve çene gücü
Uzun pazarlıkların ardından değerler belirlendikten sonra el tutuşuluyor; bileği ve çenesi kuvvetli olan burada da pazarlıktan karlı çıkıyor. Kadınlar ise uzun konuşmalardan sonra alışverişe geçiyorlar ve erkeklerden daha zorlu pazarlık yapıyorlar.
Anlaşma sağlanınca, elden çıkarılan ürünlerin yerine temin edilenler tekrar hayvanlara yükleniyor ve evin yolu tutuluyor. Son yıllarda, özellikle dışardan konfeksiyon ve meyve getiren esnaf, mallarını peşin para karşılığı satmaya çalışıyor. Yayladan gelenlerin tercihi takas. Çünkü enflasyona yenik düşen para karşısında, ürünlerinin değerinin altında gitmesinden korkuyorlar. Yıllardır alıştıkları yöntemle alışveriş yaptıkları için, ürünlerinin gerçek değerini bulacağını düşünüyorlar.
Takas oranları aynı
Takas yöntemiyle alışveriş yapan yaylacılar enflasyondan korkmuyorlar, yirmi yıl önce de beş kilo peynire karşılık on kilo meyve veya yirmi kilo un alabiliyorlarmış. Şimdi de aynı değerleri gözetiyorlar. Ne vergi oranları ne de KDV’nin sekiz mi, onbeş mi olduğu onları ilgilendiriyor. Atlarıyla yayladan indirdikleri peynir, yoğurt ve yağlarını un kavun, patates, kazakla değiştirip, paraya, enflasyona KDV’ye bulaşmadan kasabalarına dönüyorlar.
|
|