1 Eylül 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Hayali aşı ölüme terk ediyor

Türk Tabipler Birliği: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki çocuklar, masa başında ‘kalem aşısı’ yöntemiyle aşılanmış gösteriliyor. Sağlık Bakanlığı: Çaresiziz

DİDEM ÜNSAL

yas03.jpg        Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı resmi istatistikler, Türkiye’de çocukların hastalıklara karşı aşılanma oranının iyileştiğini gösterirken, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Eriş Bilaloğlu, bu oranların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
       Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde “kalem aşısı" diye adlandırılan bir hayali aşı yönteminin bulunduğunu söyleyen Bilaloğlu, “İki yıl önce ilk kez Diyarbakır ve Batman’da ‘kalem aşısı’ denilen uygulamaya tanık oldum. Masa başında yazılan, aşılamaya gitmeden o çocuğu aşılanmış gibi göstermeye ‘kalem aşısı’ ismi veriliyor" diye konuştu.

       Araç yok, aşı da
       Aşı yapmakla yükümlü olduğu 0-6 yaş arası çocuklara “mezra yasakları, benzin ve mazot yokluğu ya da araç olmadığı" gibi gerekçelerle ulaşamayan sağlık personelinin, aşı yapılmış gibi kayıt tuttukları iddia edildi.
       Buna göre, söz konusu uygulamalar sadece mezra ve köylerde değil, özellikle yoğun göç alan büyük şehirlerde yapılıyor. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde, aşılama yetersizliği olduğunu kabul eden Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Tahir Soydal, “Araç yok, benzin yok, personel yok. Tabii bunun sonucunda aşı da yok. Bu imkanlarla çaresiz kalıyoruz" dedi.

       Önemi bilinmiyor
       Batı illerinde yüzde 90’larda seyreden bağışıklama oranı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Sağlık Bakanlığı’nın yetersizliği ve bu bölgelere personel takviyesi yapamaması nedeniyle yüzde 50’lerde seyrediyor. Bu yörelerde, ilçe ve köylerin yanı sıra şehir merkezlerinde dahi aşılamanın önemi yeterince anlatılmadığı için, çocuklarına aşı yaptırmanın faydasına inanmayan aileler var. Bağışıklama oranlarının özellikle doğu illerinde düşük seyretmesinin nedenleri hakkında görüş aldığımız Dr. Bilaloğlu, “Çocuk yüzdesinin masa başında hayali bir şekilde aşılanmasıyla oluşturulan rakamları Sağlık Bakanlığı kabul ediyor. Bakanlığa durumu iletip, gidip kontrol edin dedik. Ancak onlar buna da yanaşmıyor" dedi.

       ‘Otorite ilgisiz’
       Dr. Bilaloğlu, Doğu ve Güneydoğu illerindeki aşılama oranlarının neden düşük seyrettiği yönündeki sorumuza şöyle yanıt verdi: “Bağışıklamanın önemi ortada. Sağlık hizmetinden sorumlu otorite, gerekli önlemleri almalıdır.
       Bu bölgelere gidecek personel sayısı arttırılmalı, bu personelin motivasyonu da sağlanmalıdır. Türkiye’de ne yazık ki, kırılmış, desteklenmemiş sağlık çalışanları topluluğu var. Bir diğer neden ise Doğu ve Güneydoğu’daki altyapı sorunu. Buna terör, eğitim, ulaşım da dahil. Ekonomik eşitsizlik de unutulmamalı.

       Hükümete çağrı
       TTB bunları görmenin üstünde bir niyetle müdahale edilmesi gerektiğini düşünüyor. Hükümet öncelikle bunu ele almalı. Yoksa bu durum, bağışıklamadan, diğer konulara kadar her şeyi etkileyecektir. Rakamlar ortadadır."
       Doğu’daki aşılama programlarındaki sorunu, coğrafi ulaşım güçlükleri nedeniyle kırsal alanlara hizmetin ulaştırılamaması, benzin ve benzeri ödenek yetersizliği, eğitim düzeyi düşüklüğü nedeniyle halkın hizmet talep etmemesine bağlayan Dr. Soydal, “Ankara’da bile hemşire doluluk oranı yüzde 50. Bu bazı illerde yüzde 30’lara kadar düşüyor. Kadro alamıyoruz" dedi.
       Maliye Bakanlığı’ndan talep ettikleri kadronun, 55 bin kişilik olduğunu belirten Dr. Soydal şöyle devam etti: “Zaten ülke genelindeki hemşire açığımız 50 bin. Bu sayı, önce 37 bine, sonra da 17 bine düşürüldü. Personel yetersizliğinden kapanan birçok sağlık ocağı ve sağlık evi var. Gezici aşılama, sahadaki yardımcı sağlık personeli açığı yüzünden aksıyor. Bu da Doğu’daki hizmete direkt yansıyor. Tasarruf tedbirleri diyorlar, araç vermiyorlar ve aşılama yapmak giderek imkansız hale geliyor."

       ‘Bebekler kurtarılabilir’
       Halk Sağlığı Uzmanı ve aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği’nin Yayın Organı Toplum Hekim Dergisi Editörü Doç. Dr. Onur Hamzaoğlu, 1990’dan 1998’e kadar coğrafi bölgelere göre aşılama oranlarının Türkiye genelinde artarken, Doğu ve Güneydoğu’da giderek azaldığına dikkat çekti. Doç. Dr. Hamzaoğlu, “Batıdaki durum da göç olgusu nedeniyle, en az güneydoğu kadar kötü" diyerek şunları söyledi:
       “Kalem aşısı uygulaması, Türkiye’nin hemen her yerinde geçerli. Büyük şehirlerde de var. Birinci basamak sağlık hizmeti, gezici olarak, vatandaşın ayağına götürülmediği sürece bu olumsuzluk devam edecektir. Kalem aşısının devreye girmesinin koşulları var. Kim aşıları çöpe atmayı ister ki? Çocuğu aşılanmış gibi göstermek kimin harcı olabilir ki? Konuyu bilen ve göz yuman yönetim kadrosunun tavrı çok vahim. Biliyor, ama önlemek istemiyorlar. Türkiye’deki her bin canlı doğan bebekten, 43’ü, birinci yaşını göremeden ölüyor. Bu oran, batıda 38, doğuda ise 65. Ölüm nedenleri doğuştan olanlar hariç, büyük bölümü, önlenebilir hastalıklar. İshal, difteri, tetanoz (Gebe tetanozu: TT1-TT2), zatürre, kızamık gibi. İlaç var, bilgi var, aşı var, ama bebeklerimiz ölmeye devam ediyor."

       Ortalama Afrika’nın altında
       UNICEF’in verilerine göre, dünyada her yıl ortalama 600 bin çocuk DBT, difteri, boğmaca ve tetanozdan ölüyor. Çocukların bu hastalıklardan korunabilmesi için karma aşının üç dozunun sırasıyla bir aylık, bir buçuk aylık ve üç aylıkken yapılması gerekiyor.
       Ancak UNICEF, Türkiye’nin karma aşı uygulama konusundaki ortalamasının Afrika ülkelerinin de altında olduğunu ortaya çıkardı. Karma aşı uygulama ortalaması Türkiye’de yüzde 56 düzeyinde kalırken, bu oran Yemen’de yüzde 68’e, Sudan’da yüzde 72’ye, Cezayir de ise yüzde 80’e çıkıyor.



© 2000 Milliyet