2 Eylül 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Derya SAZAK Fotoğrafı: 6896 bayt
FP davası ve seçim

       Gülen davası... Erbakan'ın hapis cezasına yapılan itirazın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden dönmesi... Ve Kıvrıkoğlu'nun DGM'den çıkan farklı kararları yorumlarken "irticanın yargıya da sızdığını" açıklaması.
       Başbakan Ecevit, "Yaşam çok boyutludur, tek boyutlu değil" diyerek "alabora" olan iktidar gemisini yeniden sivil limana çekmeye çalışsa da Türkiye'nin gündemi sonbaharda da askeri rüzgarlara açık gözüküyor.
       Ufuktaki Fazilet Partisi kararı da giderek daha fazla önem kazanıyor.
       Anayasa Mahkemesi'ndeki dava, "laik Cumhuriyet'in korunup kollanması" yönünde karara bağlanır da parti kapatılırsa milletvekilliği düşecek FP'li üye sayısına göre Meclis hiç beklemediği anda "seçim"i konuşur hale gelebilir.
       Nereden nereye?..
       "Milenyum"u AB adayı olarak karşılayan ülkenin gündemi altı ayda değişiverdi. Daha iki ay önce "sivil cumhurbaşkanı seçmekle" övünen parlamento 1 Ekim'deki yasama dönemine 28 Şubat'ın "eksik kalan" kararlarını tamamlama baskısı altında giriyor.
       Uygarlıkların Çatışması yapıtıyla tanınan Samuel P. Huntigton'un bir görüşü var:
       "Ordunun siyasete müdahalesinin esas nedenleri askeri değil siyasidir yani sadece askeri kuruluşun değil, söz konusu ülkenin siyasi ve kurumsal karakteristiklerini de yansıtırlar."
       Türkiye siyasetinde "siviller" de kendi güçsüzlüklerini ilan eden öylesine yanlışlıklar yaparlar ki, orduyu yönetime zorla davet ederler.
       Son KHK krizinde öyle olmadı mı?
       MGK'nın yeni Cumhurbaşkanı dönemindeki üç toplantısında da sorun çözülmeyince Genelkurmay Başkanı da topu Meclis'e atıyor ve liderlere "Grup kararı alın ve devletin altını oyanları temizleyin" diyor.
       Hükümetin işi bundan sonra daha da zor.
       DSP Grubu dahil, partilerin tümünde "cemaat kontenjanı"ndan üyeler, tarikatçılar var. Onlar nasıl ikna edilecek?
       Ankara DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen hakkında 10 yıla kadar "gizli örgüt" iddiasıyla dava açarken, siyasi partilerin açık desteğinden söz etti. Ve "Tarikat okullarına destek verenler Atatürkçü olamazlar" dedi. Bu mesajın adresi belli değil mi?
       Başbakan Ecevit'e dün ısrarla bu sorular yöneltildi.
       "Dünya dönüyor..." yanıtının yerini bu kez, "Yaşam çok boyutludur" almıştı. Demirel Türkiye'nin iç savaşın eşiğine geldiği 1970'lerde "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diye meydan okurdu. Ecevit'e de askerin duymak istediği "Fethullah Hoca'nın laik Cumhuriyet'in düşmanı olduğunu" söyletmek olanaksız.
       Tansiyon düşmezse ne olacak?
       Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı arasındaki "güçler savaşımı" nasıl son bulacak?
       Sonbaharda FP davasının seyri de eklenirse "siyasi kaos" iyice artabilir.
       Sahi 2000'lerin demokratik Türkiye'sini böyle mi inşa edecektik? AB standartlarına uyum sorunu, siyasiler kadar askerleri de bağlamıyor mu? Şimdi değilse ne zaman normalleşeceğiz?


Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet