2 Eylül 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Umur TALU Fotoğrafı: 8375 bayt
Öylesine sorular

       Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun 30 Ağustos davetindeki sözleri gündeme oturdu ya...
       Bir sürü çağrışımdan biri şu oldu (Aslında merak ediyorum, Genelkurmay Başkanı'nda da, makamı ve rütbesi dışında düşündüğünde, aynı çağrışımı yapar mı diye):
       Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetler'i ve görevinden dolayı kendisini de, "korumak ve kollamak ile" mükellef gördüğü "Cumhuriyet"in başarısızlığını da ilan etmiş olmuyor mu?
       Daha doğrusu, Atatürk'ün de, "bu ülkeye ve bu millete güvenerek" başlattığı "Cumhuriyet ve demokrasi projesi"nin başarısızlığını.

       . . .

       77 yıllık bir Cumhuriyet...
       Yaklaşık 55 yıllık bir çok partili yaşam...
       Ve hala "çok büyük tehlike"!
       O zaman diliminin içindeki, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'ü, aynı mecradan çıkmasına rağmen, çok farklı öncelik ve uygulamalarıyla da hatırlayın.
       Ülke genelinde yahut belli il ve bölgelerle sınırlı da olsa, sıkıyönetimlerle, olağanüstü hallerle geçen zamanları da düşünün.
       Yasaları, yasakları, temizlikleri, cezaları, baskıları filan da ekleyin.
       Bir "devlet"in bu denli "açık ve yakın tehlike"den çıkamaması, çıkamaması bir yana, daha da beter yüz yüze gelmesi, kimlerin başarısızlığı olur?

       . . .

       Tartışıyorum yani.
       Ben, Orgeneral Kıvrıkoğlu'ndan farklı olarak, "Cumhuriyet projesi"nin "tehlike bertaraf etmek"te başarılı olduğunu düşünüyorum.
       Tam tersine ve her şeye rağmen, bu ülke ve insanları, modernleşme, fikri ve maddi zenginlik yaratma, düşünsel birikim oluşturma, siyaset yapma, sosyalleşme - bireyselleşme, demokratik hakları ve sorumlulukları idrak etme, çoğulcu fikirlere ulaşma bakımından, o "proje"nin kökenindeki ideallere doğru (kör topal denilse de) bir yolculuk yapıyor.
       "Cumhuriyet ve demokrasi projesinin kökenindeki idealler"e aykırılıklardan biri de, bu yolculuğu fark edememek yahut fark edip sürekli tedirgin biçimde gerilim yaratmak, yolculuğu kesintiye uğratmak da olamaz mı?
       Yani, hukuk ve demokrasinin güdük bırakılması gibi.

       . . .

       Tartışıyorum ya... Basit bir soru daha:
       Hani hep vurgulanır; anketlerde, "en güvendiğiniz kurum" denildiğinde ilk sırada Silahlı Kuvvetler, ordu çıkar.
       Belki yanlış bir bağlantı kuruyorumdur ama, kafama takılıyor...
       Kendisine "çok güvenen" bir halka, Silahlı Kuvvetler'in "pek güvenmemesi" gibi tuhaf bir durum ortaya çıkmıyor mu?
       Ben, "Cumhuriyet ve demokrasi projesi"nin, hele 77 yıl sonrası için, bu kadar "tuhaflık" öngördüğünü sanmıyorum!


Yazara E-Posta: umur.talu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet